Etiket: vejetaryenizm

Hayatımı Değiştiren O Gün

Filip Barche

İnsan olmaktan, en korkunç şeyleri yapabilecek bir ırkın üyesi olmaktan utandığım o günü hiçbir zaman unutmayacağım. Mezbahaya yaptığım ziyaret bir gün içinde hayatımı değiştirdi. Bütün hayatımı değiştirdi. Orada bir kez daha doğdum- tamamen farklı bir insan olarak. Hayvan hakları için mücadele etmeye başladım.

Vejetaryen olmaya giden ilk adımları çocukken attım ben, ilkokula başladığımda. Aklımdan hiç çıkmayan bir olay var: din dersi kilisede yapılıyordu. Son derece nazik biri gibi görünen bir rahibimiz vardı, sevgiden söz ediyordu. Kapının hemen kenarında oturan bir kız bir ses duydu. Koştu ve kapıyı açtı. Hiçbir şey göremedi önce; aniden ortaya bir yavru kedi çıktı, hemen kaloriferin yanına uzandı.

(daha&helliip;)

“Mezbaha…”

Fotoğraf

“Neo         :  Gözlerim çok acıyor… neden?

Morpheus:  Çünkü onları daha önce hiç kullanmadın.”

—The Matrix

“Mezbahaya Bir Ziyaret” adlı yazıya gösterilen ilgiye teşekkür ederim. Siteye başladığımdan beri, yani 5 senedir en çok ilgi gösterilen yazı bu yazı oldu. Sitede mezbahalarla ilgili yazılar insanları vejetaryenliği ve veganlığı kesinlikle seçmeye yöneltecek denli iyi, ve düşündürücü. Bilgi edinmeden değişmek mümkün değil; bu bilgi kimisi için bir resim olabilir, kimisi için bir belgesel, kimisi için bir yazı olabilir. Bu mücadelenin bir parçası olan ve  olmayı düşünen herkesin yolu açık olsun…

Mezbahalarla ilgili yazılardan seçmeler:

1- Mezbahadaki İnsan

http://wp.me/pKCmy-MG

2- Eğer dayanabilirseniz, Mezbahadaki Kuzular

http://wp.me/pKCmy-D5

3-Zulmü Görüntüle- Türkiye’den mezbahalar…

http://wp.me/pKCmy-vd

4- Mezbahada Çalışanların Tanıklıkları

http://wp.me/pKCmy-sP

5- Eğer Mezbahaların Camdan Duvarları Olsaydı…

http://wp.me/pKCmy-ev

6-Hayvanlar, Çocuklar ve Mezbahaların Suça Etkisi

http://wp.me/pKCmy-5i

7-  (5.) Sınıf Çocukları Mezbahada 

http://wp.me/pKCmy-3J

Bu haberin aynen zaytung gibi bir haber sitesinde  çıktığını ve aslında dalga geçmek için yazıldığını az önce  öğrendim. Kendini komik zanneden birileri gülmek için bu haberi yapmış. ..o yüzden eğer haberi okuyacaksanız lütfen gerçek olmadığını bilin. Yazıyı ALF sitesinden aldığım için doğru olduğunu düşünmüştüm..özür dilerim.

8- “Mezbaha” Gail Eisnitz’in Kitabına Dr. Steve Best eleştirisi-mutlaka  okunmalı

http://wp.me/sKCmy-mezbaha

9- “Mezbahaları Ağzınızdan Uzak Tutun”

http://wp.me/pKCmy-3z

10 -“Hayvanları Vuran Her Adi Vurulsun” bir vegan duası.

http://wp.me/pKCmy-1eD

11- Bir Dakika Önce

http://wp.me/pKCmy-12U

Neokarnizmi Anlamak

Dr. Melanie Joy

Bugünlerde bazı eleştiriler “insancıl” et yemenin meziyetlerini ilan eden, “sürdürülebilir” et yemenin etik tarzını savunanlardan ya da  ne olursa olsun hayvan eti yemenin beslenme anlamında gerekliliği konusunda ısrar edenlere kıyasla veganlara  daha çok çaresizlik hissi veriyor. Öfkeli veganlar yıllar boyu çevre, insan sağlığı ve hayvanlar üzerinde hayvancılığın etkisi konusunda farkındalık yaratmaya yönelik çalışmalara rağmen aynı argümanların et yemeyi savunmak için kullanılmasına içerliyor.

(daha&helliip;)

Vejetaryenliğin Ahlâki Argümanı

James Rachels

Düşünür (1941-2003)

Hayvan yemenin ahlâken yanlış olduğu düşüncesi biraz gülünç gelebilir kulağa. Ne de olsa et yemek hayatlarımızın normal ve yerleşik bir parçası; insanlar her zaman et yedi; bir çok insan alternatif bir beslenme biçiminin nasıl bir şey olacağını düşünmekte bile zorlanır. Bu yüzden et yemenin ahlâken yanlış olduğu olasılığını ciddiye almak pek kolay değil. Dahası, vejetaryenizm temel prensiplerini kabul etmediğimiz Doğu dinleriyle bağlantılı görülmekte; sağlıkla ilgili aşırı ve temelsiz iddialardan kaynaklandığı düşünülüyor. Vejetaryen literatüre bakınca “Sebzeler Aracılığıyla Zafer” gibi isimler, ya da ancak etsiz bir beslenme biçimini edinirsek mükemmel sağlığımız olacağı, içimizin bilgelikle dolup taşacağı gibi örnekler biraz tuhaf bir durum olduğu izlenimi verebilir. Elbette bu türden saçmalıkları bir kenara koyabiliriz. Ancak vejetaryenlikle ilgili muhakkak ciddiye alınması gereken başka argümanlar var. En güçlü argüman ise, gereksiz acı çekmeye sebep olmanın yanlış olduğunu söyleyen ilke.

(daha&helliip;)

KARNİZM: ETİN İDEOLOJİSİ

Speaking Truth to Power: Understanding the Dominant, Animal-Eating Narrative for Vegan Empowerment and Social Transformation
Dr. Melanie Joy
 
Hayvan Yemek Neden Bir Sosyal Adalet Meselesidir?

“Ben kuzu yemem. İnsan kendini suçlu hissediyor. Yani… onlar çok narinler. İnekler de öyleler belki, ama biz onları yiyoruz. Bunu nasıl söylemeli bilmiyorum… yani herkes inek yiyor sonuçta. Yani inek yemek mümkün, bir sürü inek var ama kuzular farklı işte…yani inek yemek normal geliyor ama kuzu yemek normal gelmiyor…aradaki fark garip.”

                                                                                                                           43 yaşında bir et kesimcisi.

“Etleri için yetiştirilen hayvanları birey olarak düşünmüyorum. Eğer hayvanlarla yakınlaşsam işimi yapamam ki. Siz “bireyler” deyince yani eşi benzeri olmayan bir kişiden söz ediyorsunuz, yani kendi adı olan kendi nitelikleri olan, oynadığı oyunlar olan bireyler…değil mi? Bunu bilmek istemem. Eminim hayvanlar öyleler, ama bilmek istemiyorum.”

                                                                                                                           31 Yaşında bir et tüketicisi.

Yukarıdaki ifadeleri bir düşünün. Et kesimcisi bir adam eğer yaptığı şey üzerine düşünürse işine devam edemeyeceğini söylüyor. Et yiyen bir insan bir türe karşı şefkat hissediyor ama bir diğer türü yiyor ve nedenini bilmiyor. Kendi davranışları üzerine düşünmeleri istenmeden önce bu insanların hiç birisi yiyeceklerine dönüşen hayvanlarla aralarındaki ilişkide tuhaf bir şeyler olduğunu düşünmüyordu; ama düşünmeye başlar başlamaz farkındalıkları kısa sürede “aşındı”. Bu şekilde et kesimcisi işinin nahoş gerçekliğini bir kenara koyarak işini yapmaya sürdürürken et yiyen insan mental paradoksunu bastırarak hayvanları yemeye devam etti.

(daha&helliip;)

Vejetaryenizm ve Ekofeminizm: Ataerkilliği Çatalla Devirmek -1-

Marti Kheel

Yazar yazısının sonunda vejetaryen yerine vegan kelimesini kullanmanın daha doğru olduğunu söylüyor. )

Yüzyıllar boyunca vejetaryenizmi savunanlar et yiyenleri akılcı argümanlar yürüterek değiştirmeye çabaladı. Bu gayretin ardında insanları vejetaryen olmaya ikna edecek ahlâki bir sorumluluk duygusunu ortaya koyan bir akıl yürütme becerisine  duyulan  inanç yatıyor. Ancak, bir insanın neden vejetaryen olması gerektiğine dair argümanlar insanları gerçekte vejetaryen olmaya iten hakiki sebeplerle pek alâkalı olmayabilir. Bu yazıda  et yemekle ilgili tartışmalara alternatif bir yaklaşım öneriyorum.

(daha&helliip;)

Karnizm ve Hayvan Yemenin Psikolojisi

-eski bir çeviri, yeniden-

Dr. Melanie Joy

Bu kültür ve toplumda küçük düşürücü bir çok şey var. Ama hayvanları yemek için öldürmek bunların en kötüsü, insanlar en çok bunu görmezden geliyor; çünkü hayvanların  önemli olduğunu düşünmüyorlar. Ben hayvanlara çok acıyorum. Sadece düşüncesi bile moral bozucu…Ağlıyorum.”

Bir çok okur yukarıdaki düşüncelere katılır herhalde; ama burada esas şaşırtıcı olan şey, bu sözleri söyleyen kişinin vejetaryen değil hayvan eti yiyen birisi olması. Belki daha da şaşırtıcı olan şey ise ifade edilen hislerin istisna değil, kural olması. Yapılan araştırmalar hayvanları yemenin insanlarda içsel bir huzursuzluk yarattığını ortaya koyuyor ya da bir tutarsızlık diyelim buna, insanlar genellikle bu durumun farkında değiller. O halde sorulması gereken soru kendini hayvanlara karşı şiddet uygulamaktan uzak birisi olarak gören ortalama insanın nasıl olup da hayvaların vücutlarını yiyebildiğini ve hiç bir huzursuzluk yaşamadığı olsa gerek?

(daha&helliip;)

Neden Hayvan Yiyelim ki?

Bruce Friedrich
(Fazıl Tar’a teşekkürler)
Öncelikle çevre şartlarını ve gıda krizini düşünün: Et yemekle yığınla yemeği çöpe atmak arasında etik açıdan hiçbir fark yoktur, çünkü yediğimiz hayvanlar tükettikleri yemin ancak küçük bir parçasını et kalorisine dönüştürebiliyor – bir hayvanın bir kalorilik hayvan eti üretebilmesi için altı ila yirmi altı kalorilik yemlenmesi gerekiyor. ABD’de yetiştirdiğimiz mahsülün büyük bir kısmı hayvanlara yediriliyor -bunlar insanları beslemek ya da yaban hayatı korumak adına kullanabileceğimiz toprak ve gıdalardır- ve dünyanın her yerinde böyle, yıkıcı sonuçlarıyla beraber elbette.

İnsancıl Et: Bir Terim – Bir Çelişki

Yazarın vejetaryen kelimesini vegan olarak düşünmek daha doğru…

Bruce Friedrich

İnsanlar sadece ABD’de her yıl 10 milyardan fazla kara hayvanının eti, sütü, yumurtası  için öldürüldüğünden haberdar artık. Aslında rutin çiftçilik pratikleri öylesine istismar  dolu ki bu pratikler kedilere ve  köpeklere yapılsaydı hayvanlara zulmediliyor diye yasaların uygulanmasını isterlerdi.

(daha&helliip;)

Çünkü; Hayvan Özgürlüğü, İnsan Özgürlüğüdür.

Fotoğraf

Mark Hawthorne

Hayvan hakları aktivizmine diş bileyenler tarafından kabul gören yaygın bir yanlış anlama var, bunu da Kanada’nın her yıl fokları katletmesini protesto ederken bana söylenen şu sözlerle en iyi şekilde ifade edebiliriz: “siz hayvan haklarını savunan insanlar neden zamanınızı insanlara yardım etmek için harcamıyorsunuz?” Bu soruda gizlenmiş (aslında bir suçlama bu) şu inançları görüyoruz:

a-     İnsan türü, diğer bütün türlerden üstündür.

b-     Hayvanların menfaatlerini artırmak için çalışanlar, insan düşmanıdır ya da en azından insanları pek umursamamaktadır.

(daha&helliip;)

Et Yemek Neden Etik Değildir ?

Ashley Capps

Hayvan eti yemenin etiği üzerine yapılan her tartışmada genelde hafife alınan bir ayrımın altını çizerek söze başlamak önemlidir: hayvanlara gerek yokken  zarar vermek ve onları öldürmek, hayvanları zevk ve keyif almak adına zarar vermek ve onları öldürmekle moral anlamda aynı şey değildir. Birisini meşru müdafaa ile vurmak ile sadist hislerle vurmanın aynı olmaması gibi hayvanları hayatta kalmak için başka seçeneğimiz kalmadığı zamanlarda yemek için öldürmek bir çok seçeneğimiz varken hayvanları öldürmekle aynı şey değildir. Bir hayatı kurtarmak için şiddete başvurmak zevk veya menfaat elde etmek adına şiddete başvurmakla asla aynı şey değildir.

(daha&helliip;)

Hayvan Zulmü: Suçlu Kim?

Zerre kadar kıymeti olmayan bir kadın kürk giysin diye arkasına elektrikli joplar sokulan, kürkleri parçalanmasın diye ağızları kerpetenle kapatılan bu güzel masum canlıların çektiği acının bir kıymeti var mı? sadece şu: her yerde yükselen AMA İNSANLAR DA ACI ÇEKİYOR sesleri…

Hayvanlara dünyanın her yerinde insanlar tarafından ne kadar sayısız şekilde ızdırap ve acı çektirildiğinin farkında olan çoğu insan için her bir yere kangren gibi yayılmış zulümün sona erdirilmesi meselesi, en önde gelen toplumsal adalet davası. Gagalarının kopartılmasından pençesiz bırakılmaya, kulak parçalamadan kuyruk kesmeye dek insanların gıda, giysi, araştırma, “pet” ve eğlence adına hayvanları maruz bıraktığı acının hiçbir sınır tanımadığını görüyoruz, hayvanları kendi arzularımıza boyun eğmeleri için zorladığımız onca gaddarlığın sınırlarını ise ancak hayal gücümüz bilebilir.

(daha&helliip;)

Psişik Uyuşmadan Psişik Uyanmaya

Bu komedi programında, belki de hiç istemeden, belki farkında bile olmadan, Dr. Melanie Joy’un psişik uyuşma adını verdiği sürecin yıkıldığı bir an ortaya konuyor; psişik uyuşma psişik uyanmaya dönüşüyor. Hayvan eti yiyen insanlar, öldürme eylemine tanık olmak istemiyorlar, onu başkalarının yapmasını istiyorlar. Çünkü içten içe vicdanlar yapılan şeyden rahatsızlık duyuyor. Videodaki domuz yavrusunun yerine kaç kuzu ve buzağı kesiliyor, kaç tavuk, koyun, kaç inek…her birisi bizler tanık olmayalım ve etimizi rahat rahat yiyelim diye birileri tarafından, ya da birilerinin akıl edip ürettiği makineler tarafından öldürülüyorlar. Sırf ağlayış ve çığlıklarını duymadığımız için rahatça tüketiyoruz onları.

Yaşasın Vejetaryen-Vegan Yaşam !

Turgay Akkuş

REKLAM OLSUN DİYE HAYVAN SEVER İNSANCIKLAR, SOĞUKTAN DONARAK VE AÇLIKTAN CAN VEREN İNSANLARI NEDEN UNUTUYORSUNUZ…
TAMAM HAYVANLARA YARDIM EDECEĞİZ TABİ Kİ…
AMA KÜÇÜCÜK ÇOCUKLAR DA AÇLIKTAN VE SOĞUKTAN CAN VERİYOR UNUTMAYIN..

Bu sözler benim sayfamda bulunan bir arkadaşın gösterişli, şatafatlı, populist kendince serzenişidir. Eğer ki bir insanın yaşamını dolduracak yetisi, misyonu, yerleşik eğilimi yoksa, bu eksiklikleri başka bir insan ya da başka bir grubun üzerinden populizm ve duygu sömürüsü paranoyasıyla kamufle eder. Buna karşın kaldı ki;  doğaaktivistliği hayvanseverlik(vejateryan_vegan)bir edinim, yeti ya da misyon değil; her insanın kendi dinamiklerinin içinde yapıtaşı olacak kadar reaksiyon, bir eğilim, genlere dayanacak kadar kimliksel döngüdür. Özellikle donanımlı bir vejetaryen-vegan insan-hayvan-ağaç sevgisini ve sahiplenme eğilimini eşitlik ve adalet temelinde yaşamına felfese olarak misyon olarak şekillendirmelidir.

(daha&helliip;)

Neden Bir Çok Vejetaryen Yeniden Et Yemeye Başlıyor ?

Dr. Hal Herzog

Belki Güneyli bir Baptist olarak yetiştirildiğimden, dinden dönenler hep beni cezbetmiştir, bu yüzden neden çok sayıda vejetaryenin tamamen bitki temelli beslenme biçimlerini bıraktığını öğrenmeye karar verdim. Eski vejetaryenlerin motivasyonlarını incelemek için  Morgan Childers ve ben bir websitesi kurduk. Buraya bir survey ekledim, konu elbette yemek yemekti. Ardından, beslenme, sağlık, hayvanların maruz bırakıldığı davranışlarla  ilgili sitelerde eski vejetaryenlere çağrıda bulunduk.

Sonraki on gün içerisinde eskiden vejetaryen olan 77 kişi surveyimizi doldurdu. Genel olarak vejetaryenler için geçerli olduğu gibi, katılımcıların da çoğu kadındı. Ortalama yaşları 28’ti ve  gene ortalama olarak hayvan yemeye başlamadan önce en az 9 sene vejetaryen olarak yaşamışlardı. Katılımcılardan öncelikle neden et yemeyi bıraktıklarını, ana sebeplerin neler olduğunu, ardından da neden sebze tüketmeye dayalı beslenme biçimlerini neden bırakmaya karar verdiklerini açıklamalarını istedik. Katılımcıların ayrıca yemek yeme alışkanlıklarıyla  ilgili sebeplerini uzun uzun anlatma fırsatı da vardı.

(daha&helliip;)

“Güçlü Olan Haklı Değildir”

Isaac Bashevis Singer

 

Vejetaryenizmin Isaac Bashevis Singer için ne anlama geldiğini 9 Ağustos 1964 tarihinde Manhattan’daki dairesinde verdiği röportajda görmek mümkündü. Singer ve röportajı yapan iki gazeteci Singer’ın Amerika’da bir yazar olarak ilk seneleri, çeviri sanatı, dünya edebiyatı ve Yahudi edebiyatı dahil bir çok konuyu  konuştuktan sonra gazetecilerden biri “galiba bu kadar yeter” dedi. Ama Singer sözlerini henüz bitirmemişti: “Samimi bir vejetaryen olduğumu eklememe izin verin lütfen. Hiçbir dogmaya sahip değilsem de bu mesele benim için bir dogmaya dönüştü.” Singer gazetecilere hayvanlara zulmettiğimiz ve güçlü olanın aynı zamanda haklı da olduğu prensibini uyguladığımız sürece aynı prensibin insanlara da uygulanabileceğini söyledi. “İşte bu benim son dönem dinimdir. Umarım bir gün insanlık et yemeyi ve sırf zevk adına hayvanları avlamayı bırakır”.

(daha&helliip;)

Empatiden Apatiye…

Melanie Joy, Ph.D.

Garip bir fenomen; köpekleri ve yemediğimiz diğer hayvanları yeme düşüncesine verdiğimiz tepkiden söz ediyorum.  Hiç merak ettiniz mi neden on binlerce hayvan türü arasında sadece bir  avuç dolusu türü yeme düşüncesinden tiksiniyoruz dersiniz? Hangi hayvanların yenebileceği ve hangilerinin yenemeyeceği ile ilgili seçimlerimizin en çarpıcı yönü tiksinti duygusunun varlığı değil, yokluğu aslında. Yenebileceğine karar verdiğimiz küçük bir grup hayvanı yemeye neden karşı çıkamıyoruz?

Elimizdeki kanıtlar bize tiksinti duymamamızın, tamamen olmasa bile, büyük oranda  öğrenilmiş olduğunu düşündürüyor. Şemalarımızla doğmuyoruz; hepsi inşa ediliyor. Şemalarımız büyük oranda yapılandırılmış bir inanç sisteminden evrildiler. Sistem hangi hayvanların yenebileceğini dikte ediyor, ve  onları yerken duygusal ya da psikolojik bir huzursuzluk hissetmeden onları tüketmemizi mümkün kılıyor. Sistem bize nasıl hissetmememizi öğretiyor. Yitirdiğimiz en belirgin his tiksinti hissi; ancak tiksintimizin altında benlik duygumuzla derinden bağı olan başka bir duygu yatıyor: empati hissimiz.

(daha&helliip;)

Et, Kraldır

Et, kraldır. Etin erkeklikle ve güçle özdeşleştirilmesine paralel olarak, et yiyenlerin et haricindeki her çeşit gıda için kullandıkları sebze kelimesi kadınlarla özdeşleştirilmiştir. Bu, bilinçaltı bir düzeyde, erkeğin avcı kadının toplayıcı olduğu dönemleri hatırlatır. Kadınları tali konuma getiren erkek egemen, et yiyen toplum, bizim besinimizi de tali hale getirmiştir. Genelde toplumun ikinci sınıf mensuplarıyla özdeşleştirilen gıdaların ikinci sınıf protein kaynakları olduğu düşünülür. Kadının kendi başına ayakta kalamayacağını düşündüğümüz gibi, sebzelerin de kendi başlarına yeterli gıda oluşturmadıklarını düşünürüz – ortalamada etten daha çok vitamin ve mineral içermelerine rağmen. Et, yeri doldurulmaz bir gıda nesnesi gibi görülür. Mesaj açıktır: Parya sebze, kendisine tahsis edilen yerle yetinmeli ve kral etin tahtına göz dikmemelidir. Kadınlar kral olamadıklarına göre, kadınların besini tahta oturabilir mi?

CAROL J. ADAMS

Crocus Cracatoa’ya teşekkürler..

Tahakküm Karşıtı Bir Teori Olarak Veganizm

“Animal Rights/Human Rights: Entanglements of Oppression and Liberation” adlı kitabında David Alan Nibert tahakküm teorisini tartışır. Kitap tahakküm teorisinin diğer hayvanlar tarafından nasıl uygulandığını tartışırken tahakküm karşıtı bir teori sunma konusunda ise yeterli olamıyor.

(daha&helliip;)

Bitkiler Acı Çekiyor mu?

Gary Francione

Öncelikle, kuşkusuz bitkiler canlı varlıklar ve her türden komplike süreçleri yürütüyorlar. Ama bitkilerle hayvanlar arasında ciddi bir fark bulunuyor.

Bitkiler ve hayvanlar arasındaki farkın hissetme yeteneği ile ilgisi var. Yani, insan türünden olmayan canlılar-en azından bizim rutin olarak sömürdüklerimiz- net bir biçimde duyu algılarının farkındalar. Hissetme yeteneğine sahip canlıların beyinleri var; seçimleri, arzuları veya istekleri…çıkarları var, bu çıkarlara acıdan ve ağrıdan uzak durabilmeyi ve hayatta kalmaya devam etme arzusunu da katıyoruz.

(daha&helliip;)

Vejetaryenlik ve Mama Endüstrisi

Evcil Hayvanlar İçin Vejetaryen Beslenme Doğru mu?

Lorelei A. Wakefield

Veterinerlerin defalarca uyarmasına rağmen bazı hayvan severler hayvanlarına etik sebeplerle vejetaryen mamalar veriyor. Beslenmeyle  ilgili sağlık meseleleri bir yana, bazı veterinerler hayvanlara “doğal” yiyecek verilmemesinin insanlığa ters olduğunu düşünüyor. Peki bu hayvan severler neden etçil hayvanlarına vejetaryen mamalar vermenin daha insanca bir şey olduğunu düşünüyor? Çünkü bu insanların çoğu ya vejetaryen ya da vegan, hepsi de hayvan haklarına inanıyor ve çiftlik hayvanlarının maruz bırakıldığı acılara katkıda bulunmak istemiyorlar. Sadece kendi evcil hayvanlarını değil bütün hayvanlara et vermenin sonuçlarını göz önüne alıyorlar.

(daha&helliip;)

ET YİYENLER AÇISINDAN KARNİZMİ ANLAMANIN ÖNEMİ


Dr. Melanie JOY

Et yiyerek büyüyen çoğu insan yemek yemek için masaya oturduğunda aslında düşüncelerine, seçimlerine, duygularına ve davranışlarına biçim veren görünmez bir inanç sistemiyle uyum hâlinde davrandığını farketmez. Yaptığımız seçimlerin kendimize ve diğer canlılara ne gibi bir etkisi olduğunu düşünmeksizin hayvan yemeye koşullandırıldığımızın farkında değilizdir- hatta seçim yaptığımızın bile farkında değiliz. Bu görünmez inanç sistemine karnizm adını veriyoruz; karnizm et yediğimiz zaman seçimlerimizi özgürce yaptığımız ilüzyonunu uyandırıyor. Ama karnizm insanların neye dahil olduklarını bilmeksizin bir takım eylemlere katılmasını mümkün kılan bir şekilde yapılandırılmıştır, amacı farkındalığımızı bloke etmektir; böylece hiç bir şey bilmeden kendi çıkarlarımızın ve başkalarının çıkarları aleyhine davranmış oluruz. Eğer et yiyorsanız, karnizm hakkındaki gerçeği bilmeniz gerekiyor, bilirseniz seçimlerinizi özgürce yapabilirsiniz; çünkü farkındalık olmadan özgür seçimler diye bir şey olamaz.

(daha&helliip;)

Felsefi Vejetaryenizm

Painting by John Holwood


Karen Davis

Kuşların ve diğer hayvanların bir gıda kaynağı olarak kullanılmasını reddeden etik veganizm, beslenme biçimi ya da dogmaya kuru kuruya bir bağlılığa değil duyguları olan canlıların gıda kaynağı olarak kullanan her türden eylemin elimine edilmesi arzusuna dayanır. Tarihsel olarak etik vejetaryenizm hayvanların kas dokusunu ya da “et”ini yemeyi reddetmiştir; çünkü bu eylem sadece tüketmek adına bir hayvanın kasten öldürülmesini gerektirir. Etik vejetaryen hiç bir zararı bulunmayan bir hayvanı sadece insanın damak tadı ve topluma uymak adına öldürülmesine  tiksintiyle bakarak bir hayvanın prematür ölümü adını vererek bu eylemi küçümser. Bu yüzden Plutarch şöyle söylemiştir, “ağız oldusu et yemek adına bir ruhu güneşten ve ışıktan mahrum bırakıyoruz ve ve o hayat ve zaman ise dünyaya neşeyle yaşamak için doğmuştu”.

(daha&helliip;)

KARNİZMİ ANLAMANIN ÖNEMİ

Dr. Melanie Joy

Vejetaryen ve veganlar hayvanların yetiştirilmesi ve üretimiyle ilgili farkındalık yaratma konusunda son derece başarılı. Tıp profesyonelleri  bitkiye dayanan bir beslenme tarzının meşruluğunu kanıtladılar; gizli araştırmalar da fabrika çiftçiliğinin dehşetlerini ifşa etti; pandemik gripler ve kirli hayvan ürünlerinin geri toplanması da halkın hayvancılıkla iligli şüphelerini sağlamlaştırdı; vejetaryen restaurantlar, gıda ürünleri, vejetaryen yemek kitaplarının da sayısı giderek artıyor; giderek daha çok ünlü insan bu meselenin lehine tavır alıyor ve sürdürülebilirlikle ilgili küresel  ilgi  hayvan yeme konusunu da halkın gündemine taşımaya devam ediyor.

(daha&helliip;)

Kader…

İnsanların, davranışlarının sebep olduğu dehşet ve trajediye rağmen hayvan yemeye devam etmesinin 3 ana sebebi var:

Birincisi ve en temel sebep, hayvanları yemenin insanların özgürce seçtiği bir davranış olmaması. Tam tersine bu davranış onlara empoze edilmiş, hem de hayatlarının ilk yıllarından itibaren. İnsanların böyle davranma konusunda beyinleri yıkanmış.

İkinci sebep ise toplumsal baskı. Her yerde gruplar içerisinde var olduğu için insanlar bir gruba dahil olup ona uyum sağlamayı seviyorlar, ve bu durum da hayvanların yenmesini sorgulayan bütün çabalara karşı sert bir tepki oluşmasına yol açıyor.

Üçüncü sebep ise, insanların yedikleri şeyin tadını sevmeleri: öylesine bir lezzet alıyorlar ki ondan vazgeçme düşüncesi insanları tiksindiriyor.

Allahtan hayvan eti yemeye yönelik bu üç sebep nihayetinde geçersiz ve savunulması imkânsız sebepler. Beyin yıkama, toplumsal baskı ve tat almaya yönelik bencil taleplerin hepsi insanların işlediği bütün vahşetlerin arkasındaki itki oldu, ve onların üzerine farkındalığımızın ve hakikatin ışığını düşürdüğümüzde bu sebeplerin hepsi gerçekte oldukları şekilde, yani zayıf ve yanılgılarla dolu yanılsamalar olarak görülüyorlar.

Will Tuttle

Merhametli Vejetaryen

Türkiye’deki inekler Avrupa’dakilere göre daha mutlu

David Lane

Arkangel dergisi/1992

Birisinin sadece sağlık sebebiyle lakto-vejetaryen (yumurta yemeyen ama süt ürünleri tüketen vejetaryen) olmaya karar vermesini kabul edebilirim. Bir çok araştırma ve oldukça fazla oranda istatistiksel kanıt da bu kararı destekliyor. Ayrıca merhamet sebebiyle ağır ağır vejetaryen olan birisine de sempati duyabilirim. Bunu yapan insanlar hayvan eti yemeyi bırakmalarına doğru yönde atılmış bir adım olarak bakıyor ve bir yandan  hayvanların acı çekmesine doğrudan sebep olan birisi olmaktan uzak olabilme çabasının bir adım gerisinden geldiklerini kabul ediyorlar.

(daha&helliip;)

Sebep olduğunuz ızdırap…

Gary Smith

Bütün dinler, spiritüel felsefeler ve etik kodlar, acıyla karşılaştığımızda onu ortadan kaldırmak için herşeyi yapmamız gerektiğini söyler bize. Çoğumuz  acı çekenlere yardım etme anlamında hem ahlâki hem de etik bir görevimiz olduğu konusunda hemfikirizdir. Sanırım acı çekmeye sebep olmaktan kaçınma konusunda da hem ahlâki hem de etik bir görevimiz olduğuna da inanıyoruz.

(daha&helliip;)

Karnizm Dersleri: “Et”in Anlamı

Van Belediyesi Mezbaha İşletmesi’nde “Deneme” Kesimleri 2010’da başladı.

Kelly Garbato

Melanie Joy karnizmin “et”in tüketimine yönelik düşünmeyişimizin altını çizen görünmez bir inanç sistemi (ya da ideoloji) olduğunu söylüyor. Bu davranışı öylesine içselleştirmişiz ki –yani “et”yemeyi- bunu bir seçim olarak görmüyoruz, tersine kör bir şekilde onu normal ve gerekli bir şey, bir hayat tarzı olarak kabul ediyoruz; “et”tüketimi, “neyse o”dur. Karnizm vejetaryenizmin mantıksal zıddını oluşturuyor; insan et yememeye karar verebileceği gibi et yemek de bir seçim aslında. Ancak “vejetaryenizm” ve “veganizm” terimleri genel bir deyişken “karnizm” için böyle bir sözcük bulunmuyor. “Et” tüketimini destekleyen ideolojinin bir ismi olmadığı için,  “et”yemek doğal, kaçınılmaz ve inanç sistemimiz dışında kalan bir şey olarak görülüyor. Ya da hiç görülmüyor- görünmez oluyor. Bunu düşünmekten uzak durabiliyoruz; çünkü bunu konuşmak için araçlarımız yani kelimelerimiz yok. İsim vererek güç sahibi oluyoruz. Kelimeler önemli.

(daha&helliip;)

Hayvan Hakları Neden (Hâlâ) Feminist Bir Konudur?

“Mutlu İnekler” göklerde koşup oynuyor….

Satya online sitesinden

Katrina Fox

Yakın zamanlarda Sydney Avustralya’da son 15 yılda yapılan ilk feminist konferansı olan “F”’ye katıldım. Hafta sonu süren programda bir çok farklı tartışma ve workshop bulunuyordu.

Panellere en azından farklı ırktan bir kişinin katılması  için çaba gösterilmişti. Konuşmacıların çoğu beyaz ayrıcalığının farkındaydı ve bunu sorguluyordu, ayrıca bazı workshoplar erkekler ,seks işçileri, transseksüel insanlar tarafından düzenleniyordu.  Konferansta katılımcılık esası temel alınmıştı ve herkese açıktı.

Şu an kadar herşey iyi. Ancak bazı alanlarda ilerleme kaydedilirken gündemden ve gerçekten de feminist bilinçten kayıp düşmüş bulunan bir alan vardı , işte bu alan, tür ayrımcılığı: yani  canlının hangi türe ait olduğuna bakarak ona farklı değerler ve haklar atfetme durumu.

Bu durum en çok ikram servisinde belli oluyordu, ikram servisinde hayvan eti parçalarının dağıtıldığı bir bölüm vardı, hayvan eti parçaları arasında veal dana, çay ve kahveye katmak üzere bol bol süt bulunuyordu. Konferans yemeği ise vejetaryen olmayan bir restaurantta düzenlendi. Nihayetinde katıldığım konferans aslında Felaket’in F’siymiş de haberim yokmuş.

(daha&helliip;)

Et Yemek Adına Bahane, Mazeret ve Gerekçeler

Kitapta hayvan yemeye yönelik her türden mazereti duydum da bir tane bile ikna edici  sebebe rastlamadım. Aslında basit bir denklem: insanların hayatta kalmak için hayvanları tüketmesi gerekmediği için damak tadımızı doyurmak adına onları öldürmek anlamsız bir kıyımdan başka bir şey değil. Yeme alışkanlıklarımız ve iştahımızın çok derin kökleri var ve biz vicdanımız yerine  alışageldiğimiz şeyleri tercih ediyoruz. Hayvan eti ve sıvılarına yönelik akıl dışı bağımlılığımızı yalanlayan bir kararlılıkla diğer aklı başında ve duyarlı insanlar  bu gereksiz alışkanlığı haklı çıkaracak türden bahaneler tezgâhlamakla zaman ve enerjilerini harcıyorlar. Şiirsel ve yüceltici cümlelerle geleneğin erdemini yüceltiyor, miras kalmış soyları muhafaza etme ihtiyacını göklere çıkarıyor, “evrimsel mirasımız”la ilgili şiirsel bir dil kullanıyorlar. “İnsancıl et” popülerlik kazanmaya devam ede dursun vejetaryen olmayan etik argümanı kendilerine uydurmayı başardılar. Kazanıyorlar; ama kaybedenler vejetaryenler değil. Hayvanlar kaybediyor.

(daha&helliip;)

Nasıl bir insan olmayı seçiyorsunuz?

Albert Einstein ve Leo Tolstoy ahlâkın temel özünün, gücümüzü masum ve zayıflara karşı nasıl kullandığımızla ilgili olduğunu söylemişti. Tolstoy, durumu “vejetaryenizm insancıllığın köküdür” diyerek özetliyordu. Einstein bizi diğer türlerden daha üstün gören insanın kendini beğenmişliğinden dem vurarak diğer canlıları sömürmemize yönelik meşrulaştırmalara ”bilince yönelik optik bir yanılsama” adını veriyordu. Einstein, görevimizin, merhamet çemberimizi büyüterek kendimizi bu hapisten kurtarmak olduğunu biliyordu. Gerçekten özgür olmak için toplumumuzun şu anda geçerli olan etik normlarının ötesine geçmek zorundayız. Kendini savunamayan bir kurbanın cesedini yemeye devam ederken iyi bir insan olduğumuzu nasıl iddia edebiliriz ki?

Sonunda bütün mesele ne türden bir insan olmayı seçtiğiniz sorusuna geliyor. Zulme karşı mı çıkıyoruz, yoksa katliamı destekliyor muyuz? Kendi kararlarımızı mı veriyoruz yoksa yapmaya alışık olduğumuz şeyleri meşrulaştırıyor muyuz ? Sadece veganizm her öğündeki zulme karşı katıksız bir duruş sergiliyor. Tutarlı ve etik bir yaşamla uyum sağlayan tek seçenek bu. Zulüm yerine inceliği savunduğunuzu, ölümü yaratmak yerine yaşamı onayladığınızı ve yaşam alan değil yaşam bağışlayan bir toplumun oluşmasına yardım ettiğinizi bilmek insana son derece tatmin hissi veren bir şey.

Matt Ball, Bruce Friedrich

The Animal Activist’s Handbook

Çev.:Cem

nonhumanslavery.com

Beşikten mezara…

Colleen Patrick-Goudreau

İnsan tüketimi için yetiştirilip öldürülen hayvanlara nasıl davranıldığını umursamayan bir insana rastlamadım henüz. Et yiyip de bunun hayvanlar için nahoş bir durum olduğunun biraz da olsa farkında olan insanlar gereksiz bir istismara ve zulüme karşı olduklarını söyleyeceklerdir. “İnsancıl”et aldıklarını, free range yumurtalar ve organik süt aldıklarını söyleyecek ve kendilerini etik tüketiciler olarak, bu ürünleri de hayvan zulmüne karşı süren mücadelede ön cephe olarak niteleyeceklerdir. Damak tadımızı doyurmak amacıyla her yıl 10 milyardan fazla kara hayvanı öldürsek bile bu kutsal toplumsal ritüelin saçmalığını asla sorgulamıyoruz. Gerçekten de kendimizi suçluluk hissine sebep olmayan seçimler yapan insanlar olarak görüyor ve bu arada “insancıl öldürme” denen paradoksu görme konusunda başarısız oluyoruz, bir hayvanın beşikten (evcilleştirme) mezara (vücutlarımız) neler yaşadığını gerçekten bilmiyoruz.

(daha&helliip;)