Etiket: hayvan refahı

Hayvanat bahçeleri ve doğanın sonu

Dr. Steve Best

Hayvanat bahçeleri, postmodern dünyanın küçük bir sembolü haline geldi.

İnsanların, devlet politikalarının,ve daha birçok şeyin sahte olduğu Ulusal Eğlence Devleti’nin  sahte-yalanlarla dolup taşan dünyasında yaşıyoruz. Pekiyi, insanoğlunun yapay doğa yaratma çabası, hayvanları bu ortamda yaşatma isteği, onları yaşam alanlarından ayırma isteği nereden kaynaklanıyor? Gezegenin kapitalist sömürge sistemi, doğal dünyadan geriye çok az şey bırakıyor.Ve hayvanat bahçeleri, yaşam süreçlerinin metalaşmasını, dağılmasını, parçalanmasını gerçekleştirirken, aynı zamanda biyoçeşitliliğin yapaylaştırılıp gözler önüne serilmesine neden oluyor.

(daha&helliip;)

Hayvanlar sömürüye başkaldırdığında…

Kasatka

Jason Hribal -2006

2 hafta önce Kasatka adında bir orca, eğitimcisini kasıtlı olarak iki kez suyun altına çekti ve neredeyse onu öldürüyordu. Kasatka, San Diego’da bulunan Sea World adlı gösteri parkında performans sergileyen bir balina, Güney California parkındaki 7 orcadan biri. Diğer 5 ABD şehrindeki parklarla beraber Sea World ve Busch Gardens da Anheuser-Busch şirketine ait. Susan Davis’in ”Spectacular Nature” adlı kitabında (1997) kanıtladığı gibi bu göz alıcı zoolojik parklar aslında şirketlerin bir diğer ticari yatırımı: kâr amaçlı girişimler bunlar.

(daha&helliip;)

Nepal’in Tuğla Ocaklarında Çalışan Eşekler

Tuğla ocakları Katmandu vadisini alev almış meşe ağaçları gibi süslüyor, onyıllardır yaptığı gibi kara dumanını püskürüyor. Ama biraz yakından bakınca bu fabrikaların sebep olduğu çevre felaketleri kadar ciddi ve rahatsız edici bir sahne görmek mümkün. İnsanı afallatan bir işkence ve istismar gözler önüne seriyor kendini.

(daha&helliip;)

Yaşama Hakkı 3 : Antropolojik Makineyi Durdurun


Mira Fong

7. Hayvan Manifestosu

Hayvan hakları hareketi ivme kazanırken hem bilimsel hem de akademik çevrelerden destek gelmeye devam ediyor. Bu çabalar hayvanların halk tarafından daha fazla ilgi ve yardımgörmesine yardımcı oluyor. Hayvan zekâsı/hayvan duyguları ile ilgili çalışmalar, hayvan haklarını savunanlar hayvanlara yasal statüler sağlamaya çalışırken yaşamsal öneme sahip bilgiler sunuyor.

(daha&helliip;)

Hayvan Sömürüsünü Savunan 10 Aptal Argüman ve Onlara Verilebilecek Yanıtlar

Hayvan hakları konusunda çok yeni olanlar için yardımcı olabilecek bir yazı … genelde okuduklarımız ve izlediklerimizi düşününce oldukça basit kalıyor.

Henry Cohen

 Birisine hayvan haklarını kabul ettirmeye çalışmak cidden çok sinir bozucu olabilir. Akıl ve mantık kesinlikle hayvan haklarından yana olsa bile hiç kimse sadece akıl ve mantık aracılığıyla hayvan haklarına destek vermeye ikna edilemiyor. Bunun sebebi düşünür David Hume’un söylediği gibi, aklın tutkuların kölesi olması. Bir insanın tutkuları  onu  akıl ikna etmeye kalmadan hayvan haklarına meyilli kılmalı.

(daha&helliip;)

Hayvan Özgürlüğünün Görevi: Ne Fazlası Ne Azı

Dr. Steve Best

Ancak bu sırada düşünmeye başladım: hayvanlara şefkat gösteren insanlarla neden dalga geçiliyor, neden küçümseniyorlar? Neden psikolojik olarak anormal ve ahlâken yanlış kabul ediliyoruz? Neden bizlere kedici köpekçi, insan düşmanı ya da terörist deniyor? Neden veganizm ve hayvan hakları konusu bu kadar büyük tepki çekiyor? Hayvan özgürlüğü konusu neden insan ruhunda çok ilkel ve çiğ bir sinire dokunarak diğerlerinin direnmesine neden oluyor, devletten böylesine baskı görüyor? Neden böylesine tehdit edici bir özelliği var?

(daha&helliip;)

Hayvanların Ahlâki Taleplerinin Ahlâki Anlamı

“Hayvanların Ahlâki Statüsü” adlı yazının son kısmı.

II. Hayvanların Ahlâki Taleplerinin Ahlâki Anlamı

Hayvanların bizden taleplerde bulunması bizim bu taleplere nasıl yaklaşmamız ya da birbiriyle çelişen taleplerin nasıl bir hükme bağlanması konusunda pek yol göstermez. Ahlâken öneme sahip olmak ahlâki bir radar ekranında görünmek gibidir- sinyalin ne kadar güçlü olduğu ya da ekranda nerede yer aldığı birbirinden ayrı sorulardır. Elbette insanların hayvanların ahlâki önemlerini sorgulama biçimi hayvanların taleplerinin gücünü nasıl anlamamız gerektiğini de bize gösterecektir.

(daha&helliip;)

Hayvanların Ahlâki Statüsü

I. Hayvanlar Ahlâken Önemli Olabilirler mi?

Bir canlının ahlâki anlamda kaale alınmayı hakettiğini söylemek bu tür iddiaları kabul edebilen canlılar üzerinde ahlâki bir talebin olduğunu söylemek demektir. Ahlâken kaale alınabilen bir canlı, ahlâken bağlayıcı bir anlamda kendisine haksızlık yapılabilen bir canlıdır. Genel olarak bütün insanların ve sadece insanların bu tür talepleri olduğu düşünülür; çünkü bu taleplere ancak insanlar yanıt verebilir. Ancak kendisine haksızlık yapılan canlıların neden yalnızca bütün insanlar ve yalnızca insanlar olduğunu sorduğumuzda aradığımız yanıtları hemen bulamayabiliriz. İnsanlar Homo sapiens türüne aittir. Ancak tür üyeliği ahlâki bir talebin neden sadece bu türe ait canlılar tarafından yapıldığını, neden diğer türe ait canlılar tarafından yapılmadığını açıklamıyor. İnsanların Homo sapiens türüne ait olması elbette insanların ayrıksı bir özelliği-insanlar ayrıksı bir fizyoloji ve genetik bir yapı paylaşıyor, ama ahlâki bakış açısından bu gerçeğin bir önemi yok. Tür üyeliği ahlâken bağlayıcı olmayan bir niteliktir, Malezyalı ya da Fransız, erkek ya da kadın olarak doğmaktan daha ilginç değildir. Tür üyeliği bir türün, yani bizim türümüzün üyelerinin diğer türlerden canlılara verilmeyen ahlâki bir öneme sahip olduğu görüşünü destekleyemez. Elbette ahlâken önemli olan şeyin biyolojik bir kategoriye ait olmak olmadığı öne sürülebilir, ileri sürdüğümüz ahlâki talepleri mümkün kılan bizim insan oluşumuzdur. İnsanlar sahip olduğumuz tamamıyla insana özgü kapasiteler sebebiyle ahlâki bir önem taşırlar.

(daha&helliip;)

“Empatik Uygarlık”

Marc Bekoff

Jeremy Rifkin’in “Empatik Uygarlık” adlı eserinin yanı sıra bazı başka kitaplar da insan empatisinin yaygınlığı ve önemi konusuna eğiliyor. Bu kitaplar arasında Dacher Keltner’in “İyi Olmak İçin Doğmuş”, “Şefkatli İçgüdü: İnsan İyiliğinin Bilimi” adlı kitaplarını ve Frans de Waal’in “Empati Çağı” adlı eserini sayabiliriz.

(daha&helliip;)

Hayvan Tarihi: Sürüden Ayrılmak

Bir Grup Düşünür Homo Sapiens’in Ötesine bakıyor

Alex Lichtenstein, Rice Üniversitesi.

Eski bir akademisyen arkadaşımın asi oğlu babasına şöyle takılıyordu: “tarihte işler nasıl, baba?”

Aslında haklı olduğu bir nokta var. Geçmiş çoktan oldu bitti, yeni birşey bulmak bu yüzden biraz zor. Arkeologlardan farklı olarak çok az tarihçi gizli hazineleri keşfeder, ya da varolduğundan haberimiz dahi olmayan geçmiş bir uygarlığın sırlarını açığa çıkarır.

Aslında en başarılı tarihçiler geçmişten gelen o bildik materyali yeniden inceleyen ve bunu da yeni şekillerde düşünerek yapan insanlardır. 40 yıl önce 60’lı yılların devrimlerine entelektüel bir devrim de eşlik etmişti, tarihçiler işçilerin, göçmenlerin, kadınların, AfroAmerikalıların, Chicanoların (latin kökenliler) ve diğer marjinal grupların yaşamlarını incelemeye başladılar. Önceden kralların ve devlet adamlarının baş rolü oynadığı bir sahnede yan rollerde oynayan sıradan insanlar artık sahnenin en önüne gelmişti.

(daha&helliip;)

İnsanlar Kabullenmedikçe Hayvanların Hakları Olmayacak

Tim Gier

 Eğer öteki hayvanların hakları varsa/olacaksa, bunun sebebi insanların hayvanların hakları olduğuna karar vermesi olacak.

Hak denen şeyler, fiziksel gerçekliğin ötesinde hepimizin yaşadığı ve İdeaların bulunduğu bir dünya varmış gibi kendi kendilerine ve kendi kendilerinden var olmazlar. Cennette bir yerlerde hepimizin Hakların ne demek olduğunu anlayabileceğimiz Platoncu Formlardan oluşmuş mistik bir krallık filan yok. Herşeyi kendi kendimize çözmek ve bulmak zorundayız.

(daha&helliip;)

Başkalarının Hayatları

Benjamin Zephaniah

Kölelik ölmedi. Yasalar yasaklasa da yaşamaya devam ediyor. Aydınlar kınasa da hayatta kalmayı başardı. Şefkat ve merhametli olanlar hor görse de hâlâ nabzı atıyor. Ama köleliğin yüzü değişti. Dayakların, linçlerin ve canlı canlı yakmaların gaddarlığı geçmişteki gibi devam ediyor. Sadece kurbanlar farklı.

(daha&helliip;)

İnsan Tarzı Şiddet Öteki Hayvanlarda Yok

Marc Bekoff

Etholog

Newtown, Connecticut’ta yaşanan trajediden sonra (ilkokul katliamı) bazı insanlar bana “hayvanlara bakarak insan şiddeti hakkında ne öğrenebiliriz ?” sorusunu sordu. Bu konuda daha önce de yazmıştım, ama ABD’nin de dahil olduğu savaşlara ek olarak son zamanlarda insan şiddetinin örnekleri olarak tanık olduğumuz dehşet verici olayları düşününce öteki hayvanların sosyal davranışıyla  ilgili neler bildiğimiz üzerine yeniden düşünmenin zamanı geldi diyebiliriz. Bu konuda bilimsel araştırmaların ortaya koyduklarına yeni referanslar eklememiz iyi olur. Kısaca söylemek gerekirse; kendi şeytani, kötülük ve şiddet dolu davranışlarımız için öteki hayvanları suçlamamamız gerekiyor.

(daha&helliip;)

İnsan imparatorluğu -2-

Dr. Steve Best

Kim olduğumuzu öğrenmeye başlarken kim olduğumuzu değiştirmeye başlıyoruz, bir anlamda kim olduğumuzu asla bilemeyeceğiz gibi bir durum çıkıyor ortaya, özellikle de  iki sebeple:

1-     Kim olduğumuzu değiştiriyoruz, biyolojik bir doğamız olsa bile insan benliğine  dair bir dereceye kadar bir esneklik söz konusu.

2-     Farmakoloji? İnsanlar prozac’ın insan zihnine yaptığı etkiler üzerine kitaplar yazdı. Bazı insanlar bu anti-depresyon ilaçlarının farklı bir kişilik yarattığını, farklı bir benlik yarattığını söylüyor. O halde bir yanda farmakoloji, bir yanda terapötik toplum, bir yandan insan zihnine etki eden , farklı tecrübeler, farklı gerçeklik algıları, isterseniz farklı doğalar da diyebileceğimiz şeyler yaratabilen ilaçlar var. Dünyayı genetik olarak modifiye ediyoruz ve kendimizi genetik olarak modifiye etmeye başlıyoruz. Laboratuarlarda çoktan hibrid türler yaratmış durumdayız. İnsan DNA’sı ile dana DNA’sını alıp birleştiriyor ve hibrid bir tür yaratıyoruz. Size garanti veriyorum, eğer ömrümüz olursa, genetik olarak modifiye olacağımızı, değiştirileceğimizi söylüyorum size, o gün kesinlikle gelecek. Bu toplum Gattaca’ya benzeyecek. Gattaca filmini bilirsiniz. Yeni ayrımcılık biçiminin genetik ayrımcılık olduğu bir gün gelecek.” Sen sadece normal misin? Genetik olarak modifiye edilmedin mi?” denecek. Çünkü bu zenginlerin ayrıcalığı olacak.

 

O halde, elimizde kim olduğumuzu bilmediğimiz şeklinde bir paradoks var. Ayrıca kim olduğumuzu ortaya çıkarırken bir yandan da  onu değiştirmeye başladığımız şeklinde bir ironi var. Bir de şimdi bahsetmek istediğim modernite devrimleri var.

(daha&helliip;)

Hayvanları Özgürleştirmek: Canlı Aletler

Andreé Collard

-Tam Metin-

Laboratuar araştırmalarında kullanılan hayvanlar canlı aletlerdir. “Canlı alet” ifadesini Aristo’dan alıyorum. Aristo bu ifadeyi bir kölenin Efendisinin dünyasındaki yerini nitelemek için kullanmıştı. Aristo’ya göre köle kendisine eşitsizce davranılmasını hak etmektedir; çünkü iki taraf arasında ortak hiç bir şey yoktur; köle yaşayan bir alettir, aletse canı olmayan bir köle. Köleye alet ismini vermek, efendinin kölenin kölelik tecrübesini görmezden gelmesini ve/veya inkâr etmesini sağlar. Onun köleyi nesneleştirmesini sağlar, kölelik hakkında nesnel bakışa sahip olmasını mümkün kılar.

(daha&helliip;)

Hayvan Hakları ve Hayvan Özgürlüğü Fazla mı Oluyor?

“Özgürlüğün savunulması adına aşırı uçlara gitmek kötülük değildir. Adaleti hayata geçirmek adına ılımlı davranmak da bir erdem değildir.”

The Collins İngilizce Sözlüğü ekstremist sözcüğünü şöyle tanımlıyor “ılımlılık barındırmayan, taviz vermeyen, ya da fanatik davranış metodları benimseyen ya da bunları destekleyen insan”. Hiç de insanın övüneceği bir şey değil, bazıları için ise sıyırmanın sınırlarında gezinen bir tanım. Genellikle her türden ekstremist ancak tehlikeli görüldüğünde dikkat çeken marjinal insanlardır. Aynı şey hayvan hakları aktivistleri için, özellikle de bütün hayvan sömürülerinin sona ermesini isteyen hayvan aktivistleri için de geçerli. Martin Luther King, Jr. ünlü “ Birmingham Hapisanesinden Bir Mektup”’unda insan hakları konusunda aşırı uçlara gitmekten şöyle bahsediyor:

(daha&helliip;)

Ekolojik Kriz Zamanında Hayvan Özgürlüğü ve Ahlâki İlerleme

Dr. Steve Best

(Dr. Steve Best’in 05 Eylül 2012 günü Roma’da Sapienza Üniversitesi’nde verdiği “Hayvan Özgürlüğü ve Ahlâkî İlerleme: İnsanın Evrim Mücadelesi”isimli konuşmasının metin hâlidir).

Çok karanlık ve  çok rahatsız zamanlarda yaşıyoruz. Sonu gelmeyen savaşların, her yere yayılmış militarizmin tanıklarıyız, her yerde artık kontrolden çıkmış bir şirket kapitalizminin büyüdüğünü , halkların yoksullaştırıldığını görüyoruz. Önceden tanık olunmamış bir devlet baskısının tanıklarıyız, eylemlerimizin devlet tarafından izlenmesine kişisel haklarımızın ihlâl edilmesine şahit oluyoruz… Şu anda son derece tarihî bir ân yaşıyoruz. Gezegen tarihinde yaşanan 6. yokoluş krizinin tam ortasında bulunuyoruz. Son dört ya da beş tanesi doğadan kaynaklanmıştı ama bu sonuncusu tamamen insan yapımı. Son yokoluş süreci 65 milyon yıl önce yaşandı. Şu anda yaşadığımız ise biz konuşurken meydana gelmeye devam ediyor. Bizler ayrıca insanların sebep olduğu bir iklim değişikliği çağında yaşıyoruz. Bu iklim değişikliği ise artık devrilme noktasında,  yani olay ve değişikliklerin geri döndürülemeyeceği bir noktaya varmak üzereyiz. Ve ne yaparsak yapalım, bu durum yaşanıyor. 2050 yılına kadar BM artık tanınmaz hale gelmiş bir gezegenimizin olacağını söylüyor.

(daha&helliip;)

Vegan Olmayı Seçin.

Bu, bir dirikesim kurbanıdır.

Bu, insanlar para kazanabilsin diye tekrar tekrar tecavüz edilmek üzere hayatta kalması sağlanan bir süt sığırıdır.

Yüzeysel olarak bakıldığında bu benzetmeler çok tuhaf görünebilir. Sizin için bir anlam ifade etmeyebilirler. Hatta sizi öfkelendirebilirler bile. Bir çok fark olsa bile, anlaşılması gereken şey şu: bu suçları işleyenlerin kafasında ve bu suçların meşrulaştırılmasının arkasında yer alan mentalitenin temelinde, kurbanların bir şekilde  ırk ya da cinsiyet gibi hem keyfî hem de  kontrol edilemeyen farklılıklar nedeniyle suçu işleyenlerden daha değersiz ya da daha aşağı olduğu düşüncesi yatıyor. Aynı şeyi türler için de söyleyemez miyiz?

(daha&helliip;)

Neden Hayvan Özgürlüğü ?

Bizleri diğer his ve duygu sahibi hayvanlardan ayıran şey ne? Diğer bir deyişle, sadece bütün insanlarda görülen özellikler ya da nitelikler hangisi? Hangi biyolojik, entelektüel ya da duygusal nitelik türümüzün zararsız (çaresiz) hayvanlara rutin olarak uyguladığı vahşetlerden bizi koruyor? Aslında  insan olmak hakkında öne sürüp de bütün insanlara uyduğunu söyleyebileceğimiz hiçbir şey yok. Farklılıkları belirlemek yerine  ortak paydaya odaklanmalıyız: his ve duygu sahibi olmaya. Yani, eğer bir  canlı acı hissedebiliyor, acı çekebiliyorsa  o zaman ahlâki bir bağlayıcılık söz konusudur. Aşağıda hayvanları sömürmek için öne sürülen bazı argümanlar ve hayvan hakları tepkileri yer alıyor.

(daha&helliip;)

Kürk Giymiş Ruhlar

Adriaan Kortlandt

Eski zamanlarda dünya büyülü bir yerdi. Dağlar, nehirler, ormanlar ve denizlerde tanrılar, cinler, kızgın ve dostane olabilecek her türden ruh yaşardı ve ruh halleri nasıl gerektiriyorsa ona göre yıldırımlar, zelzeleler yollar ya da sakin sakin davranırlardı. Zaman aktıkça azar azar bu resim değişti. Dünya zaman ilerledikçe ruhsuz kaldı.

(daha&helliip;)

Bedeli Ne Olursa Olsun…!

animalliberationfront.com

Robin Webb

Tüketicilik etik duygumuzu ve davranışlarımızı gerçekten etkilemiş durumda. Bir çok insan kendini ilerici görüyor, liberal ya da öfke dolu anarşistler olarak kabul ediyor. Reklamlar tarafından prensiplerimize değil menfaat elde edebilme noktasına göre düşünmeye itiliyoruz. Örneğin; veganizm söz konusu olunca tanıştığım insanlar etki yaratmak anlamında veganizmin bir taktik olarak geçerliliğini tartışmaya çok hevesli oluyor. Muhakkak ki o eleştirilerin bir çoğunun geçerliliğini de anlıyorum.  Veganizm önemli bir ilk adım, bir ahlâki zorunluluk. Teorik bir açıdan eğer herkes veganizmi seçmiş olsaydı, bütün tiksinti verici ve şeytanî ticari hayvan girişimlerinin var olmaması gerekirdi. İşte bu Bertrand Russell’ın “Ben Neden Hristiyan Değilim?” adlı kitabında “evrensel gerçek” adını verdiği şeyin ta kendisi. Russell “eğer bir davranışı alıp onu sosyal bir bağlam içerisinde sonsuza dek genişletebilirseniz, ve bu herkes için faydalı ve  iyiyse,  o zaman, o davranış evrensel bir gerçektir” diyor. Temel bir bakış açısından bakınca hayvan cesetlerini ve özgür olmakta, acı ve ızdıraptan uzak yaşamakta çıkarları olan her varlığın köleliğinden elde edilen yan ürünleri kullanmak ahlâken yanlıştır. Onları hangi koşullar altında kullandığınızın bir önemi yok.

(daha&helliip;)

Modern Toplumları Kanser Gibi Kemiren Türcülük

Bu resim gerçek…bu fil ABD’de gerçekten vinç kullanılarak asıldı. yazısı :”sömürünün sistemik doğası”

Jonathan Reynolds

Hayvan sömürüsü neredeyse dünyadaki her ülkede biliniyor. Ancak ırk eşitliği ve cinsiyet eşitliği gibi konulardan farklı olarak hayvan refahı toplumun arka planında görevini sessizce ve tutarlı şekilde çalışarak  yerine getiren, en görünmez tahakküm biçimlerinden birisi olarak görünüyor.

(daha&helliip;)

Hayvan Hakları ve Hayvan Deneyleri

Gary Stenier

Batı felsefesi geleneğinde değişik canlılar arasındaki bilişsel farklılıkların onların moral statüleri açısından da fark yarattığı gibi geleneksel bir önyargı var. İnsanları ve hayvanları karşılaştırırken, bugüne dek kullanılan ve Yunanlılara dek giden kriter, akıl ya da dil anlamına gelen logos nosyonu oldu; yani insanları ve hayvanları ayıran temel farklılık geleneksel olarak ya akıl yeteneği ya da dil kullanma yeteneği olmuştur.

(daha&helliip;)

Çünkü; Hayvan Özgürlüğü, İnsan Özgürlüğüdür.

Fotoğraf

Mark Hawthorne

Hayvan hakları aktivizmine diş bileyenler tarafından kabul gören yaygın bir yanlış anlama var, bunu da Kanada’nın her yıl fokları katletmesini protesto ederken bana söylenen şu sözlerle en iyi şekilde ifade edebiliriz: “siz hayvan haklarını savunan insanlar neden zamanınızı insanlara yardım etmek için harcamıyorsunuz?” Bu soruda gizlenmiş (aslında bir suçlama bu) şu inançları görüyoruz:

a-     İnsan türü, diğer bütün türlerden üstündür.

b-     Hayvanların menfaatlerini artırmak için çalışanlar, insan düşmanıdır ya da en azından insanları pek umursamamaktadır.

(daha&helliip;)

Şiddetin Çeşitli Dinsel ve Seküler “Meşrulaştırma” Biçimleri

Bu yazı ve  bu aralar çevirdiğim unpopularveganessays sitesindeki bir çok yazı, Dr. Steve Best’in hayvan özgürlüğü yaklaşımının gerisinde kalan, çözümü herkesin vegan hayat tarzını seçmesinde bulan ve bunu savunan yazılar. Bu anlamda  bir kaç adım geriden geliyorlar. Gary Francione ise bu anlamda bir tepe noktası, onun yazılarından çeviri yapmadım, alıntılar çevirdim sadece. Geçen sene Steve Best ve Gary Francione karşılıklı sert yazışmalar ve suçlamalarda bulunmuşlardı…

Kölelik karşıtı veganların dinî inançları; “ateist aktivist”ten “ruhçu”lara, oradan da dünyanın 5 büyük dininden herhangi birisine ait samimi bir bağlılık duygusuna dek çeşitlilik gösteriyor.Kölelik karşıtı hayvan hakları ve veganizm felsefesi; masum, sentient canlılara yönelik gereksiz şiddet, öldürme ve zarar verme eylemlerine son vermeyi amaçlar.

(daha&helliip;)

Vejetaryenliğin Nesi Yanlış?

 Bir “düşmüş”

“Vejataryen” sözcüğü 19.yüzyılın ortalarında kullanıldı ilk kez. O zamandan beri memeliler, kuşlar ve balıkların etini yemeyen ama memelilerin kuşların diğer ürünlerini ; özellikle de tavukların yumurtalarını ve ineklerin sütünü tüketen insanları anlatmak için kullanılıyor. Bu yazıda “vejataryen(izm)” sözcüğünü kullanırken beslenmelerinde süt ürünleri ve yumurta kullanan kişileri ya da pratikleri kastedeceğim.

(daha&helliip;)

Gerçekler ve Hayvanların Ahlâki Statüsü

Tarih öncesinden 20.yüzyıla kadar, neredeyse herkes, insanların hayatta kalmak için hayvanları kullanmaya ve yemeye ihtiyacı olduğuna inanıyordu. Özellikle de 19. yüzyıldan önce durum böyleydi; 17 ve 18.yüzyıllarda Rene Descartes, John  Locke ve Immanuel Kant gibi düşünürler hayvanların doğası üzerine cidden sağlıksız görüşlere sahipti; bu görüşler Tanrı’nn hayvanları dünyaya biz onları “kullanalım” diye koyduğu ve hayvanlara karşı hiç bir ahlâki/moral sorumluluğumuz olmadığı gibi bir düşünceye dayanıyordu.

(daha&helliip;)

Eli Kanlı İnsanlar…

 

Doğanın dişleri ve pençeleri kanlıdır, deriz.

Bazen bu ifade doğrudur.Ama o ünlü “besin zinciri” dik bir piramide benzediği için ve avların sayısı avcı hayvanların sayısını kat be kat aşıp avcı hayvanlar çoğu kere aç kaldığından, yabandaki hayvanların çoğu popüler belgesellerin bizi inandırmak için ter döktüğünden çok daha uzun süre ve çok daha keyifle yaşıyorlar.

(daha&helliip;)

Tom Regan: “İnsancıl Et Hareketi”

“Gerçekten benim açımdan “insancıl et”le ilgili koparılan fırtına temiz bir vicdanla ölü eti yemek isteyen insanların özel bir ricasından ibaret. Hayvanlara gaddarlıkla davranmama zorunluluğuna işaret eden bütün ateşli itirazlara rağmen onlar söz birliği etmişcesine istisnai durumlar dışında (mesela meşru müdafaa gibi durumlar dışında) hayat almamak gibi bir sorumluluğumuz olduğunun altını çizmiyorlar. Aslında gerçek şu ki; eğer  bu akşam yemekte et yiyorsanız sizin için bir inek öldürülmüş demektir. İneğin ne kadar “insancıl” ortamlarda yetiştirildiği başka, öldürülürken ineğin yaşama hakkının ihlal edilip edilmediği ise bambaşka birşey. Hayvan haklarını savunan her ciddi insan aradaki farkı bilir; bu insanlar hem çiftlik hayvanları kaçınılmaz olarak acı çektiği için, hem de onlar için en son zarar noktasının ölüm olduğunu bildikleri için hayvan eti yemekten uzak duruyorlar.”

Tom Regan

“Sevdiğin Şeyi Öldürmezsin”

Jim Sinclair

Eğer bir şeyi seviyorsan, onu öldürmezsin. Bunu öğrenmek için “kucak makinesi”nin içinde durmam gerekmedi benim. Sevmek öldürmek değildir.

Başka bir canlının ne hissettiğini biliyorsan-ona dokunduğun zaman nasıl hissettiğini değil sadece- o zaman yaşayan varlıkların hayatta kalmak istediğini biliyorsundur. Başlarına gelecek olan şeyi bilmeden önce ölümden korkmamalarının bir önemi yok. Öldürme ânında, biliyorlar ve hayatta kalmak istiyorlar. Bunu gördüm ben, ölümün gerçekleştiği o ânı hissettim. Mezbahalara saplantılı şekilde çekildiğini hisseden birisi kadar görmedim  ölümü, ama bilmeme yetecek kadar gördüm. Hayat öldürülmeye razı olmuyor. Bunu idrak etmek için hayvan bilimlerinde doktora yapmama gerek yok.

Doğal bir süreç olarak ölmek sağlıklı bir canlıyı öldürmekle aynı şey değil. Yaralardan kaynaklı ani ölümlere şahit oldum, yaşlılık veya  ölümden kaynaklı, ağır ağır gerçekleşen ölümlere tanık oldum. Aynı şey değiller. (kasıtlı olarak sebep olunan ölümlere tanık değilim, çünkü ben oradayken birisinin ölmesini izleyemem, buna izin vermem). Orta yaşlı bir bilim adamının(kadınının- Temple Grandin’den söz ediyor) ölümden korkmadığını, çünkü ölümün hayatın doğal bir parçası olduğunu söylemesinin konuyla bir ilgisi yok. Hayatlarının sona ermesine yardım ettiği neredeyse bütün canlılar ya yavrular ya da yeni yetişkin olmuş canlılar. Hiç birisi doğal bir ölüme yakın değiller. Ölmeye hazır değiller. Eğer birisi o orta yaşlı bilim kadınını vuracak, bıçaklayacak ya da elektrik vererek öldürmeye kalksa,  o da ölmeye hazır olmadığını hissedecektir.

Eğer hayatı anlıyorsan, onun devam etmek istediğini anlıyorsundur. Eğer dokunuşunun altında hayatın nabzının attığını hissediyorsan, o zaman o atan nabzı durdurmak için elini bastırmanın hürmetsizlik olduğunu biliyorsundur. Eğer bir şeyi seviyorsan, onu öldürmezsin.

Cellatların kurbanın yavaş yavaş boğularak ölmemesi, anında boynunun kırılarak ölmesi için başvurduğu bir düğüm tekniği var. Galiba cellatın profesyonel anlamda uzman olup olmadığı da bu düğümü iyi atmayı öğrenebilmesiyle ilgili. Ancak bu uzmanlık,  cellatı şefkatli ya da merhametli birisi yapmaz.

Cellat düğümü, giyotin, elektrikli sandalye, gaz odası ve zehirli iğne kurbanın daha az acı çekerek ölmesini sağlamak için dizayn edildi. Ama bu teknolojilerin kullanıcılarının ya da mucitlerinin büyük insanlar olarak anıldığını hiç duymadım. Sona erdirdikleri hayatlara duydukları büyük empati nedeniyle övüldüklerini hiç duymadım.

Elbette yeni bir alet yapmak için bir maharet gerekiyor. Ben oldukça zeki birisiyimdir, ama düğümlerle ilgili maharetlerim ayakkabı bağcıklarımı bağlamakla, ilmik atmakla sınırlı. Başkalarının bana bağlamayı öğrettiği gibi atıyorum düğümleri; kendim hiç yeni bir düğüm şekli icat etmedim. Eğer birisini çabucak ve acısız şekilde öldürecek bir düğüm dizayn edecek olsaydım, asla böyle bir şey çıkaramazdım ortaya. O düğümü kim icat ettiyse benim sahip olmadığım bir mekanik yaratıcılığa ve beceriye sahipmiş.

Ama olsaydı bile, bu yeteneğimi başka şeyler için kullanırdım. Düğümle öldürmek için bir yöntem icat etmezdim; çünkü eli kolu bağlı ve savunmasız birisinin öldürülmesine bir katkım olmasına asla razı olmazdım. Maharet  ve beceri empati ve şefkatle aynı şey değildir.

Ve sevgi, öldürmekle aynı şey değildir. Eğer bir şeyi seviyorsanız onu öldürmezsiniz. Bu kadar basit.

Yazının girişindeki fotoğraf: Temple Grandin büyükbaş hayvanları öldürme sisteminde hayvanı kıstırıp hareketsiz bırakan bölmeye girmiş bulunan bir inek.

Temple Grandin’in sisteminde hayvan ölmeden böyle kıstırılıyor, enerji kaybı yaşanmıyor, adrenalin ve korku seviyesi çok olmuyor…ama gerçeği değiştiriyor mu? Sıradışı bir insanın çabası , göz kamaştırıcılığı, zekâsı..bunların hepsi onlar daha az acı çekerek ölsünler diye. Yazık.

Bu da “kucaklama makinesi”:

(Otistik yazar, aktivist ve  Uluslararası Otizm Ağı (ANO) kurucusu Jim Sinclair kendisi gibi otistik olan Temple Grandin’in hayvanların mümkün olan en az acıyı çekerek öldürülmesine yönelik endüstriyel çalışmalarına tepki olarak bir yazı yazdı. Temple Grandin son derece ünlü birisi, ayrıca yüksek işlevli otistik bir kişi. Genel olarak otizm savunuculuk çalışmaları için dikkat çeken ve aşırı duyarlı kişileri sakinleştirmek için tasarlanmış bir kucaklama makinesinin mucidi.-kucaklama makinesi: otistiklerin sakinleşmesi için içine konulduğu, hastanın her bir yanını kaplayan bir makine). Temple Grandin hem bir doktor,hem de hayvan davranışlarını araştıran bir etolog, ayrıca  Colorado State Üniversitesi profesörü, çok satan yazar ve hayvancılık sektöründe de danışman. Otistik birisi olarak bu ünvanlarla sıradışı bir insan olmayı kesinlikle başaran Grandin’in hayatı bir kaç sene önce filme de çekildi, ve oldukça ilgi çekti. Ancak hayvan hakları, hayvan özgürlüğü gibi konular açısından baktığımızda Grandin’in türdaşlarından pek de ileriye gitmediğini söylememiz gerek. hayvanların öldürülmemeleri değil de acısız öldürülmeleri için çaba harcayan birisi olarak işe yarar bir özelliği yok…)

“Hayvanlara Tecavüz ve İşkenceye Hapis Cezası Geliyor”

Hayvanlara tecavüz ve iskenceye hapis

HÜKÜMET, hayvanların korunması yasasının günün koşullarına uygun hale getirilmesi için kulis yapan derneklerin taleplerini büyük ölçüde karşıladı. Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın hazırladığı taslak, Başbakanlığa gönderildi. Taslak ile hayvanlara tecavüz eden, tehlikeli tür besleyerek insanların hayatını tehlikeye sokanlara hapis cezası öngörüyor.

(daha&helliip;)

21. yüzyılda yasal kölelik


Hayvan refahçılığı dünya tarihi boyunca bir çok uygarlığın ilgi odağı oldu, modern Batı uygarlığındaki başlangıcı, Jeremy Bentham’ın faydalanmacı felsefesi ve 1824 yılında kurulan RSPCA ile beraber 19.yy İngiltere’sine dek gidiyor. O zamandan beri, binlerce hayvan refahı yasası kabul edildi, insan türünden olmayan canlıları “gereksiz gaddarlıklar”dan koruyacak yasa ve düzenlemeleri kabul ettirmek için sayısız girişimde bulunuldu, milyarlarca dolar harcandı.

(daha&helliip;)

Özgürlüğün Yeni Sınırı: Bir Hayvan Hakları Kılavuzu

Hayvan hakları hareketi, 21.yüzyılın belki de en çok yanlış anlaşılan toplumsal olgusu. İnsanların ellerinde acı çeken hayvanlardan yana konuşmaya çalışan ve sayıları giderek artan insanların samimi gayretlerine rağmen,  davamız yanlış ifade edilmeye, yanlış anlaşılmaya ve kötülenmeye devam ediyor.

(daha&helliip;)

Vegan Evrimi: İnsanlık İçin Yeni Bir Çağ

Angel Flinn

Vegan ideali, etik arzuların en üstünü- masumlara şiddet uygulamamak, merhamet ve adalet. Ancak bu derin ve güçlü değer sistemi toplum tarafından marjinalize edilmeye devam ediyor. Bu prensipleri kucaklayanların ortaya koyduğu emsal çoğu kez ciddi bir muhalefetle karşılaşıyor, küçümseniyor ya da görmezden geliniyor.

Ancak algıdaki bu paradigma kaymasının etkileri uzaklara erişiyor, ödülleri ise ölçülemeyecek kadar çok.

(daha&helliip;)

Katliam Gemide Başlıyor…

Australian sheep being unloaded in Kuwait.

Avustralya’dan Kuveyt’e gönderilen koyunlar gemiden indiriliyor.

Ruth Pollard

Unutması çok kolay ama bu filmi daha önceden görmüştük biz. Bir hayvan hakları grubu Kahire’deki mezbahalarda büyükbaş hayvanların öldürülmeden önce tendonlarının kesildiğini filme çektiğinde, 2006 yılıydı ve Avustralya  Mısır’a yedi ay boyunca büyükbaş hayvan nakliyatını askıya almıştı. Şimdi ise Endonezya’dan bir zulüm görüntüsü var, izlemesi gerçekten korkunç.

(daha&helliip;)

Yumurta Üretiminde Kafesli Kölelik

Will Tuttle, Ph.D.

Tabaklarımızdaki yiyecekleri üretmek için vücutları kullanılan bütün hayvanlar gibi tavuklar da birer meta olarak görülüyor. Yumurtlama operasyonlarındaki tavuklar yerlerine yeni tavuklar koymak için öylesine ucuzlar ki 42 X 48 cm yükseklik ve 48 X 60 cm genişliğindeki küçük, telli, her birisinde  4-6 arası tavuğun bulunduğu bu kafeslerde öylesine sıkış tıkış yaşıyorlar ki kanatlarını çırpamıyorlar bile. Kafes telleri tüylerinin çoğunu koparıyor, onları çıplak bırakıyor, yaralı ve korumasız. Kafaları, kanatları veya bacakları tellerin arasına sıkışabiliyor, böylece açlıktan ölebiliyorlar, çürüyen cesetlere kafesteki diğer tavuklar katlanmak zorunda kalıyorlar. Ayakları teller tarafından kesiliyor, tellere yapışık kalınca ayakları tellere sarılı şekilde büyüyebiliyor. Batarya kafeslerinde 4-5 sıra bulunuyor, dışkı ve sidik üstlerine akıyor, kafaları ve bedenleri kirleniyor alttaki tavukların, nihayetinde bir şekilde kaçmayı başaran bazı tavuklar bu sidik ve dışkıların biriktiği pisliklere düşüp ölüyorlar.

(daha&helliip;)

Hayvan Refahçılığına Çok İyi Bir Örnek: “Mezbahalardaki zulme dikkat! Yeni çıkacak yönetmelik bu hayvanların acısını dindirebilecek mi?”

Prof.Dr.Tamer Dodurka

Prof.Dr.Tamer Dodurka

Veteriner İç Hastalıkları ve Psikoloji Uzmanı

İ.Ü.Veteriner Fakültesi Öğretim Üyesi

Hepimiz biliyoruz ki, kendi çıkarlarımız için hayvanların acı çekmesine neden olmak veya seyirci kalmak hiçbir insanlık ölçüsüyle bağdaşamaz. Yoksulluk, imkansızlık, teknolojik donanımın olmayışı gibi sebepler belki bir yere kadar anlayışla karşılanabilir. Ancak dünyaya huzur ve düzen getirdiğini iddia eden bir dinin hayvanların acı çekmesinin nedeni haline gelmesini anlayabilmek kolay değildir. Hele ki sevgi dini olduğuna inandığım İslam dini buna asla izin vermez ve vermemelidir.

Ben bu yazımda size, nüfusun büyük bir çoğunluğu Müslüman olan Türkiye’de çıkmak üzere olan ve eksikleri olsa da “devrim” niteliğindeki bir yasadan bahsetmek istiyorum. “Devrim niteliğinde” diyorum çünkü bu yasa bir Müslüman bir ülkede hayvanların bayıltarak kesilmesini zorunlu kılan ilk yasadır ve umuyoruz ki diğer Müslüman ülkelere örnek teşkil edecektir.

(daha&helliip;)

“Korkunç Benzerlik”

Marjorie Spiegel’in sıradışı kitabı “The Dreaded Comparison- Korkunç Benzerlik” kimsenin adını söylemeye cesaret edemediği o benzerliği ortaya koyuyor: ABD’de İç Savaş öncesi yaşayan Afrikalı kölelerin hayvanlardan farklı görülmediği ve bu insanlara bir eşya muamelesi yapılmasına sebep olan kölelik ideolojilerinin günümüzde hayvanlara da aynı muamelenin yapılmasına devam ettiği gerçeği.

Bu benzerlik- kölelerin koşulları ile fabrika çiftliklerinin koşulları, av kurbanları ile laboratuar koşulları arasındaki –hiç şaşırtıcı değil. Sonuçta, Spiegel’in söylediği gibi, savaş öncesi ABD’de köleler resmen insanlığın bir alt seviyesinde görülüyorlardı.

(daha&helliip;)

Merhametli Vejetaryen

Türkiye’deki inekler Avrupa’dakilere göre daha mutlu

David Lane

Arkangel dergisi/1992

Birisinin sadece sağlık sebebiyle lakto-vejetaryen (yumurta yemeyen ama süt ürünleri tüketen vejetaryen) olmaya karar vermesini kabul edebilirim. Bir çok araştırma ve oldukça fazla oranda istatistiksel kanıt da bu kararı destekliyor. Ayrıca merhamet sebebiyle ağır ağır vejetaryen olan birisine de sempati duyabilirim. Bunu yapan insanlar hayvan eti yemeyi bırakmalarına doğru yönde atılmış bir adım olarak bakıyor ve bir yandan  hayvanların acı çekmesine doğrudan sebep olan birisi olmaktan uzak olabilme çabasının bir adım gerisinden geldiklerini kabul ediyorlar.

(daha&helliip;)

Sebep olduğunuz ızdırap…

Gary Smith

Bütün dinler, spiritüel felsefeler ve etik kodlar, acıyla karşılaştığımızda onu ortadan kaldırmak için herşeyi yapmamız gerektiğini söyler bize. Çoğumuz  acı çekenlere yardım etme anlamında hem ahlâki hem de etik bir görevimiz olduğu konusunda hemfikirizdir. Sanırım acı çekmeye sebep olmaktan kaçınma konusunda da hem ahlâki hem de etik bir görevimiz olduğuna da inanıyoruz.

(daha&helliip;)

Hayvan Ekstremizmi mi? Evet, evet aynen öyle.


Casey Suchan

Ekstremist? Şiddet dolu? Terörist? Kesinlikle öyle. Ama biz değil.

Bunların hepsi et, ilaç ve  kürk endüstrilerinin hayvan haklarını savunanları ve eylemcileri tanımlamak  için kullandığı kelimeler. Bu dili kullanmaktan vazgeçiremeyiz onları; ama kendimize karşı bu dili kullanmaktan vazgeçebiliriz.

Bu sözcükleri ait oldukları yere doğru yönlendirmemizin vakti geldi, yani gerçek teröristlere, şiddet ve ekstremizm uygulayanlara, yani hayvanları sömürme endüstrilerinin kendisine. Birbirimizin kullandığı metodlar konusunda fikir ayrılıkları olsa bile buna  şiddet demeyelim. Dile dikkat edelim. İllegal diyelim. Suç diyelim. İyi ya da kötü bir taktik diyelim.

(daha&helliip;)

Zekî Varlıklar Galaksimize Girdi: “Bir Düşünce Deneyi”


Ted Altar 

KİM BUNLAR?

Görünüşe göre hominidler; ama hem teknoloji hem de zekâ anlamında kesinlikle daha üstünler ( hiç bir şeyi unutmuyorlar ve  sayı hesaplamada bilgisayarlarımızı kesinlikle yenebilirler). Hatta benzersiz yetenekleri bulunuyor (meselâ, duyu dışı algılamaları var). Teknolojileriyle beraber  insanlardan çok çok daha güç sahibiler. Hatta “cılız dünyalılar”a (video oyunlarında kullanılan bir ifade) karşı oldukça “üstün” oldukları bile söylenebilir.

NE İSTİYORLAR? 

Yüzyıllar önce gezegenlerini hem aşırı kirlikle hem de aşırı nüfusla mahvetmişler. Bu sorunlar uzun zaman önce  çözülmüş, ama artık gezegenlerinde kendilerinden başka bir “hayvan” yaşamı bulunmuyor. Bu kalabalık gezegende  sayımızın çok fazla olduğunu dikkate alarak, zeki küçük yaratıklar olduğumuzun altını çizerek, hatta fizyolojik bazı özeliklerimizin aynı olduğunu görerek bizi gezegenleri için kullanmak adına bir “kaynak” olarak düşünmeye başlamışlar, ve bu yüzden de kendi keyifleri adına bizi “spor” olarak avlamak için kendilerine izin verilmesini istiyor, gıdaları olalım diye bizi “çiftliklere” kapatmayı ve tıbbî bilgilerini daha da geliştirmek  adına üzerimizde deneyler yürütmeyi istiyorlar.

(daha&helliip;)

Her Pizza Dilimi ve Danalar

“Bir ineğin süt üretebilmesi için bir dana doğurması gerekiyor.

Danaların yarısı dişi, bu dişiler süt sığırı olmak için yetiştiriliyorlar. Diğer yarısı ise… Düşünün: erkek danayı mezata çıkarmak 10 dolara mal oluyor. Her erkek dana çiftçiye 5 dolar kazandırıyor. Onların kaderlerini inkâr etmeyin; çünkü eğer pizza ya da peynir ya da yoğurt ya da dondurma yiyorsanız, o yediğiniz şey tat alma organlarınızı doyurmak için üretilmiş demektir. Sorumluluğunuzu kabul edin.”

animalliberationfront.com

Videoyu lütfen  izleyin…

Tavşanlar yapılan deneyde ağladı

İngiltere’de yaklaşık 30 tavşana yapılan deney gizlice kayıt edildi

Tavşanlar yapılan deneyde ağladı

İngiliz Hayvan Deneylerinin Yasaklanması Birliği’nin (British Union for the Abolition of Vivisection -BUAV) sekiz ay süren çalışmaların ardından, Hampshire’daki Wickham Laboratuarında gizlice çekim yaptı.

Görüntülerde, tavşanlara yaklaşık 30 saat yiyecek ve içecek verilmiyor.

Daha sonra mengeneli metal kutuların içine konulan tavşanlardan bazıları ölüyor.

Labaratuarda tavşanlara verilen ilaçlarda başta antibiyotik olmak üzere diğer ilaçların ve tuzlu su testi yapılıyor.

İlaçların, tavşanların kulağına yakın damardan yapıldığını açıklayan BUAV, bunların da hayvanlara büyük acı verdiği hatta bazılarının gözyaşı döktüğünü bildirdi.

haberturk.com

Et Yemek Adına Bahane, Mazeret ve Gerekçeler

Kitapta hayvan yemeye yönelik her türden mazereti duydum da bir tane bile ikna edici  sebebe rastlamadım. Aslında basit bir denklem: insanların hayatta kalmak için hayvanları tüketmesi gerekmediği için damak tadımızı doyurmak adına onları öldürmek anlamsız bir kıyımdan başka bir şey değil. Yeme alışkanlıklarımız ve iştahımızın çok derin kökleri var ve biz vicdanımız yerine  alışageldiğimiz şeyleri tercih ediyoruz. Hayvan eti ve sıvılarına yönelik akıl dışı bağımlılığımızı yalanlayan bir kararlılıkla diğer aklı başında ve duyarlı insanlar  bu gereksiz alışkanlığı haklı çıkaracak türden bahaneler tezgâhlamakla zaman ve enerjilerini harcıyorlar. Şiirsel ve yüceltici cümlelerle geleneğin erdemini yüceltiyor, miras kalmış soyları muhafaza etme ihtiyacını göklere çıkarıyor, “evrimsel mirasımız”la ilgili şiirsel bir dil kullanıyorlar. “İnsancıl et” popülerlik kazanmaya devam ede dursun vejetaryen olmayan etik argümanı kendilerine uydurmayı başardılar. Kazanıyorlar; ama kaybedenler vejetaryenler değil. Hayvanlar kaybediyor.

(daha&helliip;)

ALF: Laboratuar Kurtarmaları Nasıl Yapılıyor ?

ALF hücresi sorulara cevap veriyor…

Neden laboratuar kurtarmaları yapıyorsunuz?

Laboratuar kurtarmaları dirikesime karşı yürütülen savaşta büyük önem taşıyor.

Eğitim ve ekonomik sabotaj, uzun vadede hayvanların hayatlarını kurtarıyor; ama hayvanları hem laboratuarlardan hem de diğer istismar yerlerinden kurtarmak, onların hayatlarını şimdi kurtarmanın tek yolu. Laboratuar kurtarmaları eylemcilerin girişebileceği en riskli ve en kompleks eylemler arasında yer alıyor. Bu sebeplerle, planlama ve hazırlık bu tür eylemlerdeki en önemli adımları oluşturuyor.

(daha&helliip;)