Etiket: hayvan refahçılığı

Dersimiz: Hayvan Hakları

 “…hayvan hakları, hem sayı hem de acılarının şiddeti anlamında dünyanın en çok ezilen canlılarının özgürlüğüne dair bir düşünce olarak kalmamalı sadece; toplumsal bir hareket olmalı.”

Dr. Steve Best

-Aşağıdaki yazı animalliberationfront.com sitesinden alındı-

Ama hayvan hakları tam olarak ne demek? Hayvan hakları hangi anlamlarda insan haklarına benziyor? Hayvan hakları bütün ahlâk problemlerinin çaresi mi?

Hakların Arkaplânı

Hak kavramını ilk olarak ayrımsayanlardan birisi İngiliz düşünür John Locke oldu. Locke; insanların yaşama, özgürlük ve mülk edinme hakları olduğuna inanıyordu. İnsanlar hak kavramlarını çoğu kez,  uygarlaşmadan önce “doğal hallerinde”  yaşarken, uzun zamandır sürdürdükleri ya da  Tanrı tarafından kendilerine verildiğine inandıkları “doğal” haklara dayandırır. Bunun yanı sıra, bu insanlar bu hakların evrensel olduğunu iddia eder, yani otomatik olarak, hiçbir itiraz kabul etmeksizin ve geri dönüşü olmamak üzere herkes için geçerli olduğunu söylerler. Ancak insan haklarının ne doğal ne de evrensel olduğunu söyleyebiliriz. Haklar; insanların başkalarına uygun olduğunu düşünerek kabul etmeye istekli olduğu , insanların belli menfaatleri olduğunun kabulünden başka bir şey değildir.

(daha&helliip;)

3. Dünya Savaşı: Hayvan Soykırımı

 

Daniel Greenspan

Bu yazı moral reformun toplumun sosyal yapısının değiştirilmesinde oynadığı rolü anlatıyor. Moral reform ancak yasalara uygun şekilde yapılır ve düşünceleri yaymak ya da gelenekleri değiştirmek adına şiddete başvurmazsa topluma faydalı olabilir. Ahlâki reformlar hedeflenerek barışçıl amaçları başarmak adına  barışçıl araçlara başvururken hem yasaya uygun şekilde hareket edilir, bir yandan da hükümetin tam desteği alınır. Bu yazı toplumsal hareketlerin legal anlamda onaylanmış süreçlerini ve şiddet  içermeyen amaçları başarmak  için şiddete başvurmayan araçların kullanılmasını desteklemektedir.

(daha&helliip;)

Yaşama Hakkı 2: Ahlâki Haklar ve Modern Tımarhanede Et

Mira Fong

4. Ahlâki Haklar

Ahlâki haklar kavramı hayvan haklarının en temel argümanıdır. Hayvan hakları düşünürü Profesör Tom Regan hayvanların örneğin yiyecek ve barınak bulmak amacıyla gezinmesi ve dolaşmasının, kendi sosyal grubuyla bağlanarak iletişim kurmasının, onay görüp  sevilmesinin ve en önemlisi acı çekmeden yaşayabileceği bir yaşama sahip olması anlamında çıkarlarının saygı görmesi gerektiğini söylüyor.

(daha&helliip;)

Mezbahaya Bir Ziyaret…

” Canlı olduklarını biliyorsunuz çünkü sert sert soluk alıyorlar, gürültü yapıyorlar, diğer ineklere tekme atıyorlar ve bütün bunlar zinciri hareket ettiriyor…“— bir mezbaha çalışanının yeminli ifadesinden alıntı

Dave Gifford

Trinity Üniversitesinde  öğrenci

Hayvan haklarının bariz şekillerde ihlâl edilmesini ilk elden gözlemlemek için bir mezbahaya gitmem önerildiği zaman bende bazı şüpheler oluşmuştu. Şüphelerim vardı; çünkü bir mezbahanın  hayvan hakları tartışmalarında bağlayıcı veya dokunaklı günlük hayat zulüm örneklerinden biri olabileceğini düşünmüyordum. Daha ezoterik, ne bileyim, hatta ahlâksız ya da gaddarca bir şeyden bahsetmem gerektiğini, mesela yavru fokların öldürülmesi gibi bir şeyi yazmam gerektiğini hissediyordum. Çok çok yanılmışım. Bir mezbahada yaşanan şeylerin insanların diğer canlıların etini talep etmesi sebebiyle  yaşanıyor olması, herşeyi daha da dokunaklı ve konuyla ilgili bir hâle getiriyor.

(daha&helliip;)

“ATIK EŞYALAR”…

Her yıl sadece Kuzey Carolina’da 250 BİN hayvan sadece onları kimse sahiplenmediği ve umursamadığı için ötenazi ile öldürülüyor. Bu, günde 700 hayvan demek.

Kuzey Carolinalı fotoğrafçı Mary Shannon Johnstone hayvanlarda aşırı popülasyon konusuna halkın dikkatini çekmek istiyor. “Hayvan Üretme Cehaleti” adlı moral bozucu projesi hayvan barınaklarındaki koşullara ve öldürülen güzel (ve çoğu kez sağlıklı) hayvanların trajedisine acımasız bir bakış niteliği taşıyor. Türkiye’de 5199 sayılı yasada meydana getirilmek istenen değişiklikler sonucunda sokaklarda hayvan kalmaması, hayvanların barınaklarda toplanması ve  toplanan hayvanların iktidarın uygun gördüğü şekillerde idare edilmesi söz konusu…bu proje şu anda kenara konmuş olabilir, gene de gelinecek nokta burası. O yüzden aşağıdaki çalışmaları bu bilgiyi de aklımızda tutarak incelemeliyiz…

 Resimlerin hepsi Mary Shannon Johnstone’un ‘ATIK EŞYALAR’ adlı projesinden…

(daha&helliip;)

Onların Acısı, Sizin Sesiniz: Hayvan Refahı ve Hayvan Hakları

Marc Bekoff

İnsanlar diğer hayvanları kafeslere tıkıp insanlar gelişsin diye onların köklerini kazımalı, onları yemeli ya da giymeli, birbirine yedirmeli, ya da bir yaşam alanından bir diğerine sürmeli mi? İnsanların diğer hayvanlarla olan ilişkilerinin karmaşıklığı kim olduğumuz üzerine bizi düşünmeye zorlayan moral bozucu ve insanı geren bir takım sorular koyuyor ortaya. Çoğu kez hayvanların fiziksel ve psikolojik sağlıklarıyla ilgilenen insanların neden varolan problemlerin çözümleri konusunda diğer insanlarla hemfikir olamadığı merak edilir. Bu insanlar, hayvan refahı ve hayvan haklarını savunan insanların rızaları olmayan canlılara nasıl isterlerse öyle yapabileceğine inandıkları canlıları korumak adına aynı çözümleri kabul edeceğine inanıyorlar. Ancak çoğu kez durum böyle değil.

(daha&helliip;)

Hayvan Bakış Açısı Kuramı II.Kısım: Marksizm, Çevresel Determinizm ve Eko-Hümanizm

Dr. Steve Best

19.yy’ın ortasında Karl Marks tarih yazmaya yeni bir yaklaşım getirdi; odak noktası tanrılardan ve krallardan üretime, ticarete, emeğe ve sınıf çelişkisine kayıyordu. Tarih yazımı, tarihin Tanrı ya da düşünceler tarafından belirlendiği o “idealist” görüşe saplanıp kalmışken , Marks; ekonomi, üretim ve sınıf mücadelesinde belirleyici maddi güçleri ortaya koyuyordu. Tarih; üretimin, kaynakların, teknoloji ve sosyal kurumların kontrolü ve bunların kime ait olduğu gerçeği, bir dizi sınıf çelişkisi tarafından belirleniyordu.

(daha&helliip;)

Feminist Olmak, Vegan Olmak Demektir.

To be a Feminist is to be a Vegan

Angel Flinn

“Defalarca tekrar eden zor kullanarak gebe bırakma, acı dolu doğumlar, sonu gelmeyen süt sağmalar ve ağır kayıplardan sonra ruhları teslim olur, vücutları yıpranır, sütleri ise kurur. Doğada bir ineğin daha yetişkinlik çağına gireceği bir yaşta bir süt sığırının hayatı bitmiştir. Süt “üretimi”seviyesi düşünce hem o hem de diğer “harcanmış” inekler öldürülmek üzere kamyonlara bindirilir. Bunların bazıları gebedir. Hepsi ama hepsinden süt gelmektedir hâlâ. Ölüme doğru ite kaka götürülürler, öldürüldüklere yere sütleri damlar… Bütün süt endüstrisi işleri, ki buna organik de dahil, bir anneye bir insanın yapabileceği en kötüşeyi milyonlarca  savunmasız dişiye yapmak için vardır. Süt ürünleri tüketicileri bu pratiğe paralarıyla destek veriyorlar.”

Peaceful Prairie Barınağı broşüründen..

Vegan olmayan bir feministin evini ziyaret ettiğimde bana çayın yanında inek sütü ikram etmek istedi. İşte o zaman süt ürünleri (ya da başka hayvan ürünleri) tüketmeye devam ettikçe gerçek bir feminist olmanın imkânsız olduğunu anladım; çünkü bütün hayvan endüstrisi dişi üretim sisteminin sömürüsü üzerine  kurulu. Bu durum, feminist hareketin kadınların kendi bedenleri üzerinde kontrol hakkı olması için mücadele etmesine benzediği için feminist bir konu olarak kabul edilmeli.

(daha&helliip;)

Şans, Seçim ve Karakter Üzerine

unpopularveganessasys.com

Vegan olmak ya da olmamak…işte bütün mesele…

Sebep ve sonuç dünyasında yaşıyoruz. Hayatımız boyunca yaptığımız her bir hareket -hayat yolumuza karar vermekten kaşınmaya dek- doğum koşullarımızdan tutun milyonlarca nöronun karmaşası ve uğultusuna dek  ,önceden meydana  gelen bir dizi olayın etkisi ile meydana geliyor. Böyle bir dünyada düşünce, duygu, konuşma ve eylemlerimizi belirleyen bir çok genetik, sosyal ve çevresel belirleyici bulunuyor, bunların çoğu bizim kontrolümüzde değil.

Ama bu süreçte bir rolümüz olabilir mi? Halkla ilişkiler şirketleri, medya, reklâm ajansları, uzmanlar ve diğerleri tarafından yoğrulmuş otomatlar olmaktan kurtulabilir miyiz? Kendi hayatlarımızın sorumluluğunu yüklenerek kim olduğumuz ve kim olmadığımız konusunu belirlemekte ve bunu hayata geçirmede daha fazla sorumluluk sahibi olmayı göze alabilir miyiz? Elbette bunu yapabiliriz, başlangıç noktamızı ve hayatımızda sürüp giden etkileri kavramak karakterimizi, alışkanlıklarımızı ve davranışlarımızı kendimizin belirlememize yardımcı olabilir.

(daha&helliip;)

Sendikalar ve Hayvan Özgürlüğü?

 

No Compromise

Kış 1999-2000

Sayı 15

Çoğu insan aktif zamanlarının çoğunu emeklerini patronlara satarak yaşamaya zorlanıyor. Çoğu zaman düzgün bir hayat seviyesi sürdürmek için yetmiyor bile bu. Eğer sınıf terimini kullanırsak, bu insanlara  işçi sınıfı deniyor(yani bu insanlar kendi emekleri dışında hiç birşeye sahip olmayan, satın almak isteyen sermaye sahiplerine emeklerini satmak zorunda olan insanlar). Hayvan hakları aktivistlerinin çoğu işçi sınıfı kökenli.

(daha&helliip;)

Şiddetin Çeşitli Dinsel ve Seküler “Meşrulaştırma” Biçimleri

Bu yazı ve  bu aralar çevirdiğim unpopularveganessays sitesindeki bir çok yazı, Dr. Steve Best’in hayvan özgürlüğü yaklaşımının gerisinde kalan, çözümü herkesin vegan hayat tarzını seçmesinde bulan ve bunu savunan yazılar. Bu anlamda  bir kaç adım geriden geliyorlar. Gary Francione ise bu anlamda bir tepe noktası, onun yazılarından çeviri yapmadım, alıntılar çevirdim sadece. Geçen sene Steve Best ve Gary Francione karşılıklı sert yazışmalar ve suçlamalarda bulunmuşlardı…

Kölelik karşıtı veganların dinî inançları; “ateist aktivist”ten “ruhçu”lara, oradan da dünyanın 5 büyük dininden herhangi birisine ait samimi bir bağlılık duygusuna dek çeşitlilik gösteriyor.Kölelik karşıtı hayvan hakları ve veganizm felsefesi; masum, sentient canlılara yönelik gereksiz şiddet, öldürme ve zarar verme eylemlerine son vermeyi amaçlar.

(daha&helliip;)

Mülkiyet Statüsü ve Hayvan Refahı: Zulmün İki Derin Kökü

 


Bu yazı moral felsefeyle (yani moral prensiplerden yola çıkarak akıl yürütmeyle), hukukla (mal/mülk/eşya sahibi olma hakkı, bireysel haklar ve refah yasaları) , ampirik ve rasyonel gerçeklerle (yani insan türünden olmayan hayvanlar ve onların fiziksek güvenliği için temel bir hakkı olduğu iddiasının bağlayıcılığı ile) ilgileniyor. Evet, bazı gri alanlar söz konusu, moral felsefenin bazı sorularında ikilemler var; ama şu anda ele aldığımız alanlar ne kadar tartışma yaratsa da çoğunlukla siyah, beyaz ve lafı eğip bükmeden söylüyor.

(daha&helliip;)

Mülkiyet, Şiddet ve Zulümün Kökenleri

Bob Torres

Hayvanlar çağdaş kapitalist üretimde çıkar elde etmek için bir araçtan başka hiç bir şey değiller. Acı çekmemekte menfaatlerinin olması, özgür olma ve dünyadaki canlılar olarak yaşamak gibi arzularının hepsi- kitlesel olarak- tarım kapitalinin üretim amaçlarına hizmet ettiriliyor.

Bir meta olarak hayvanlar ayrıca kendi sahiplerinin malıdırlar. Diğer mal çeşitleri gibi ya insanlara ya da şirket gibi tüzel kişilere “aittirler”. Çiftçi inek satabilir ve satın alabilir, dirikesimci belli türde kanserler geliştirmek için fare satın alabilir; siz ve ben eğer dilersek saf ırktan kedi ve köpekler üretebiliriz. Çoğumuz için bu, günlük hayatın bir gerçeğidir; hayvanları bizim malımız olarak düşünmeye öylesine alışmışız ki hayvanların bu legal ve sosyal statüsünün etkileri üzerine neredeyse hiç düşünmüyoruz…

(daha&helliip;)

Bir Ölüm Kalım Meselesi

D.Cudahy

Son yıllarda hayvan refahı üzerine yapılan tartışmalar daha çok ızdırap çekme olayları, aşırı zarar verdiği belirlenen belli pratikler, mesela yoğun esaret altında tutma, vücuttan parça koparmalar, fiziksel ve psikolojik işkence gibi konular etrafında dönüyor.

Spesifik hayvan refahçılığı ihlâllerine yönelik bu odaklanma ise ilginç bir fenomene yol açtı: insanların dikkati sentient canlıların ekonomik olarak sömürülmesi konusundan yani hayvanların hayatlarının metalaştırılması demek olan  esas meseleden uzaklaştı.

(daha&helliip;)

Hayvan Refahçılığına Çok İyi Bir Örnek: “Mezbahalardaki zulme dikkat! Yeni çıkacak yönetmelik bu hayvanların acısını dindirebilecek mi?”

Prof.Dr.Tamer Dodurka

Prof.Dr.Tamer Dodurka

Veteriner İç Hastalıkları ve Psikoloji Uzmanı

İ.Ü.Veteriner Fakültesi Öğretim Üyesi

Hepimiz biliyoruz ki, kendi çıkarlarımız için hayvanların acı çekmesine neden olmak veya seyirci kalmak hiçbir insanlık ölçüsüyle bağdaşamaz. Yoksulluk, imkansızlık, teknolojik donanımın olmayışı gibi sebepler belki bir yere kadar anlayışla karşılanabilir. Ancak dünyaya huzur ve düzen getirdiğini iddia eden bir dinin hayvanların acı çekmesinin nedeni haline gelmesini anlayabilmek kolay değildir. Hele ki sevgi dini olduğuna inandığım İslam dini buna asla izin vermez ve vermemelidir.

Ben bu yazımda size, nüfusun büyük bir çoğunluğu Müslüman olan Türkiye’de çıkmak üzere olan ve eksikleri olsa da “devrim” niteliğindeki bir yasadan bahsetmek istiyorum. “Devrim niteliğinde” diyorum çünkü bu yasa bir Müslüman bir ülkede hayvanların bayıltarak kesilmesini zorunlu kılan ilk yasadır ve umuyoruz ki diğer Müslüman ülkelere örnek teşkil edecektir.

(daha&helliip;)

Hayvanlara Zarar Vermenin Sosyolojisi

Bir çok hayvan hakları eylemcisi dirikesimcinin şeytan, çiftçinin de hasta olduğunu ilan ediyor. Sosyal süreçlerin, yapıların, kurumların kavranması bu tür hataları düzeltebilir. Dirikesimciler ve diğer hayvan kölecileri hasta ya da kötü insanlar değiller- her anlamda tür ayrımcısı olan toplumların sosyalleşmiş bireyleri onlar. Bu yüzden hayvan haklarını savunanların bireysel  hayvan kullanıcılarının patolojisine değil kültürel tür ayrımcılığına dikkat çekmeleri gerekiyor.

(daha&helliip;)

Tür Ayrımcılığı Nasıl Sürdürülüyor?

 

Bu yazı benim insan ve insan olmayan canlılar arasındaki ilişkilere yönelik sosyolojik analizimdeki bildik bir temaya bir kez daha bakıyor: kültürün tür ayrımcılığını nasıl yapılandırdığı ve bu yapının nasıl sürdürüldüğünü inceliyor. Bir kaç senedir hayvan hakları konularını bir çok forumda tartışa tartışa bir çok insanın, özellikle de Kuzey Amerikalıların farklı konularla ilgili düşüncelerinin sadece kendi düşünceleri olduğunu sandığını keşfettim.

(daha&helliip;)

Topyekûn Özgürlük Adına

Vegina

Biz veganizmle pasifize edilen bir hareketiz. Evet,  yoldaşlığı destekleyip temel besinleri elde etmek için ölümü reddeden bir hayat tarzını benimsemek elbette önemli. En azından buna ihtiyacımız var; ama daha fazlasına da ihtiyacımız var. Topyekûn özgürlüğe ihtiyacımız var bizim.

Hayvan özgürlüğü ancak topyekûn özgürlük olduğunda gerçekleşebilir. Topyekûn bir özgürlük olmadıkça eşitsizlikle dolu bir dünyada yaşamaya, iktidardakilerin kitleleri esir ve kontrol etmek için elinden geleni yaptığı bir dünyada yaşamaya devam edeceğiz. Cinsiyet ayrımcılığı ve ırkçılık, yaşlılara yönelik ayrımcılık , engelli ve özürlülere yönelik ayrımcılık, heteroseksizm ve milliyetçilik veya  iktidar sahiplerinden daha farklı oldukları için hedef alınan diğer dezavantaj ya da istismar biçimleri daima, her zaman  reddedilmek zorunda. Gözlerimizi hayvan özgürlüğüne dikmeli ve bodoslama dalmalıyız, yumruklarımızı diğer eşitsizlik biçimlerinin suratına indirmeliyiz. Eğer özgür bir dünya istiyorsak her bir eşitsizlik bizler için aşılması gereken bir barikat anlamına geliyor.Toplumsal adalet uğruna mücadele eden herkesi, grupları, feministleri, ırkçılık karşıtlarını ve anarşistleri yoldaşımız yapmalıyız. Ellerini tutmalıyız onların, hedeflerimize yönelmek için onların zulümlerine tutunmamalıyız. Topyekûn özgürlüğün eğer biz herkes için özgürlük diye bir şeye kesinlikle inanıyorsak gerçek olabileceğini kabul etmemiz gerek; bu bazen kendi konfor ve avantajlarımızdan vazgeçmek anlamına gelse bile.

(daha&helliip;)

Haytap ve Ertuğrul Günay

bakan_gunaydin1

Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Hayvan Hakları Federasyonu’nun (HAYTAP) ‘Hayvanların da Yaşam Haklarını Korumaya Söz Veriyorum’ başlıklı protokolüne imza attı. 

AK Parti İzmir İl Başkanlığı’nı ziyaret eden Bakan Günay, İl Başkanı Ömer Cihat Akay tarafından ‘Evinize hoş geldiniz’ diyerek karşılandı. Günay, burada kendisini ziyarete gelen HAYTAP temsilcileriyle de bir araya geldi.

(daha&helliip;)

İnsan Nüfusu Artışı ve Hayvan Özgürlüğüne Etkisi

Tek Emir:  ” Üremeyeceksin !”

Ötenazi Kilisesi

Ante Bozanic/negotiationisover.com

Bu tür konularda daha fazla düşününce, kölelik karşıtı veganizm doğrultusunda elinden gelen herşeyi yapanların kendilerini sadece şüpheli bir stratejiye sıkıştırıp kalmadıkları, ayrıca yanlış ağaca havladıkları da ortaya çıkıyor. Meselâ; fabrika çiftçiliğinin ve dirikesimin sebep olduğu vahşetlerin tek tek veganların “kölelik karşıtı yaklaşım”stratejileri olan hayvan  kullanımının dışlanması ya da hayvan ürünlerinden vazgeçilmesi nedeniyle eninde sonunda sona ereceğini biliyoruz. Pratik anlamda daha başlangıçtan mağlubuz, çünkü hayvanların kullanılmadığı bir alan neredeyse yok gibi.

(daha&helliip;)

YENİ BİR DÜNYA YARATMAK

 

2005 yılında ALF Basın Sözcüsü olan David Barbarash ile yapılmış bir röportaj

Claudette Vaughan

Yeni Terörizm Kanunları artık gündeme gelmişken ALF’in İngiltere’de ne kadar etkili olduğunu düşünüyorsunuz? Hükümetlerin baskısına rağmen ALF etkisini sürdürecek mi?

Bu hükümetin uygulamaya çalıştığı yeni mevzuat SHAC gibi aleni eylemlere uygulanabiliyor sadece. Hükümetin sözünü ettiği ekonomik zarar tüketicilerin HLS ile ilgilenmemesini sağlıyor. ALF’in sebep olduğu türden bir zarar değil bu. Bu yasalar, bırakın durdurmayı,  ALF’i etkileyebilecek bir şey  bile değil.

(daha&helliip;)

ÇOĞULCU DÜŞÜNMEK: BİR DOĞRUDAN EYLEM MESELESİ

DR.STEVE BEST

“Her ulusun kendini teröre karşı savunma hakkı vardır.”

Eski ABD Başkanı George Bush

Yeni bir iç savaş başlıyor- bedeli ne olursa olsun, hayvanları ve dünyayı sömürmeye ant içenler, ve dişi ve tırnağıyla herşeyi öldürmeye ant içenlere direnen eylemciler arasında bir savaş. Uzun süredir devam eden doğaya karşı şirketler savaşına tanık olmakla kalmıyoruz, ayrıca doğamızla alakalı da yeni bir sosyal savaşa tanıklık ediyoruz.

(daha&helliip;)

Sessiz Devrim


Dr. Steve Best

(Ulusal Evsiz Hayvanlar Günü’nde yapılan bir konuşma)

17 Ağustos , 2002

Bizler hayvanlarla  ilgili, onları temel haklar ve içsel değerlerle donatan , artık onları eşya ya da kaynak olarak görmeyen,  kavramsal değişimlerin tam ortasındayız. Bu durum insan zihninin tarihinde en önde gelen türden evrimsel bir ilerleme, etik gelişimi ve ahlâk toplumunun genişleyip büyümesi anlamında önemli bir aşama.

Ama eski kavramlar zihinlerimizi ve ahlâkımızı  ilkel bir düşünce zindanına zincirlemeye devam ediyor: şu anda hayvanlarla ilgili yasalarımız ve dilimiz eski Roma günlerine, hayvanların, kadınların ve çocukların köle oldukları dönemlere kadar gidiyor. Zaman içerisinde insanlar resmî şekilde özgürleştirildi ama hayvanlar hâlen hapiste; yasaya göre eşya ya da meta olarak tanımlanıyorlar ve insanlar da onların hiç bir sorumluluğu olmayan efendisi, sahibi ya da Tanrıları olarak görülüyor. Eğer bir hayvanın ekonomik ya da “bilimsel” bir işlevi varsa,o zaman insanların yasal olarak hayvanlara istediği şeyi yapmasını engelleyecek hiç bir şey yok demektir.

(daha&helliip;)

Beşikten mezara…

Colleen Patrick-Goudreau

İnsan tüketimi için yetiştirilip öldürülen hayvanlara nasıl davranıldığını umursamayan bir insana rastlamadım henüz. Et yiyip de bunun hayvanlar için nahoş bir durum olduğunun biraz da olsa farkında olan insanlar gereksiz bir istismara ve zulüme karşı olduklarını söyleyeceklerdir. “İnsancıl”et aldıklarını, free range yumurtalar ve organik süt aldıklarını söyleyecek ve kendilerini etik tüketiciler olarak, bu ürünleri de hayvan zulmüne karşı süren mücadelede ön cephe olarak niteleyeceklerdir. Damak tadımızı doyurmak amacıyla her yıl 10 milyardan fazla kara hayvanı öldürsek bile bu kutsal toplumsal ritüelin saçmalığını asla sorgulamıyoruz. Gerçekten de kendimizi suçluluk hissine sebep olmayan seçimler yapan insanlar olarak görüyor ve bu arada “insancıl öldürme” denen paradoksu görme konusunda başarısız oluyoruz, bir hayvanın beşikten (evcilleştirme) mezara (vücutlarımız) neler yaşadığını gerçekten bilmiyoruz.

(daha&helliip;)

Sosyalizm ve “Hayvan Hakları”

Paul D’Amato

socialistworker.org/2009

Toplumumuz hayvanlara yönelik zalimce eylemlerde bulunuyor. Kapitalizm dünya çapında binlerce türün doğal yaşam alanlarını ya küçülttü ya da ortadan kaldırdı, ve deneylerde kullanılan ya da yenmek için yetiştirilen hayvanlara yönelik rutin yanlış davranışlar da artık belgelenmiş bulunuyor.

Kapitalizm hayvanları amaçlarına ulaşmak için gerekli bir araç gibi görüyor- mümkün olan en fazla değeri elde etmek için sahip olunması gereken nesneler gibi. Fabrika çiftliklerindeki hayvanların binlercesi bir araya sıkıştırılıyor, çok az hareket edebilecekleri yerlere tıkılıyorlar, havadan ve günışığından mahrum yaşıyorlar. Hayvan atıkları altlarındaki bir bölmeye dökülüyor, çok kötü kokulu gazlar üretiyor. Bu tür bölmelerdeki koşullar öylesine toksik ki eğer havalandırma sistemi yoksa hayvanlar kısa sürede  ölmeye başlıyor.

(daha&helliip;)

“Beni Serbest Bırakın!”

Hayatımda hiç bu kadar soğuk ter dökmemiştim. “Bir hayvanın sesini” duydum. Avcılar hayvanların ölmeden önce ağladığını duymuştur; ama gene de avlanmaya devam ederiz. Eğer o yaralı hayvan gözlerimizin içine baksa ve kanlı dudaklarıyla “lütfen beni öldürme!” dese, o zaman bu kadar rahat bir şekilde öldürebilir miydik? Eğer hayvanlar konuşabilseydi bir önemi olur muydu? Soruyorum- çünkü artık söyleyebiliyorlar. Pulitzer ödüllü Carl Sagan söyledi bunu. “onu öldürmeden önce bir şempanzenin ne kadar zeki olması lâzım ki buna cinayet diyelim? Hayvanların ne kadar zeki olması gerekiyor bunun için?” Bu mesele  üzerine yeni bakışım aniden ve yakın zamanlarda değişti. Hayvan kurtarma çalışmalarına elimden geldiğince katılırım. Aile petlerini, kedileri ve köpekleri insan gibi hayal ediyorum. Son yıllarda  av tüfeğimi rafa kaldırdım denebilir. Artık hiçbirşeyi öldürmek istemiyorum. Ama Fayette, Iowa’dan bir mektup aldım, bu mektupta Bay Carbin şunları yazmış: “hey Paul Harvey, bifteğini, alabalığı, domuz parçalarını,sülünleri yiyorsun çünkü onları senin adına başkası öldürüyor. Bunu nasıl haklı gösterebilirsin?” eğer düşünürsem haklı göremeyeceğimi biliyorum. Ama artık bu meseleyi düşünmemi gerektiren bir şey meydana geldi.

Bir hayvanın “konuştuğu”nu söylerken papağanların söylenenleri tekrar etmesinden söz etmiyorum. Olay şu: Oğlum Paul yayına hazırlamak için “ Hikayenin Geri Kalanı” diye bir program hazırlıyor, Oklahoma Üniversitesi’ndeki bir araştırma projesine ilgi duyuyor. Orada insanlar bir hayvana konuşmayı  öğretiyorlar- özellikle de Washoe adında 15 yaşında dişi bir şempanzeye. Burada söz konusu olan en temel anlama iletişimi: çoğunlukla tek sözcüklük: büyük, küçük, yukarı, aşağı gibi. 1966’dan beri bu şempanze Standart Amerikan işaret dilindeki 140 işareti öğrenmiş durumda. Bütün bu öğrenmelerden sonra proje yöneticileri Washoe’nin artık “kavramlaştırmaya” hazır olduğuna karar verdiler. Yani insanların sözcüklerini tekrar etmek yerine şempanze artık kendi düşüncelerini ifade etmeye hazırdı. Sözcükleri birbirine katacak ve kendine ait ifadeleri “oluşturacak” kadar bilgisi vardı artık.Washoe üniversite  laboratuarında iyi beslenmiş, fiziksel olarak rahatı yerinde, zarar görmekten uzak bir durumda bulunan bir şempanzeydi. “Güvenlik” içerisindeydi. Ancak gene de- kendi kendine sözcükleri bir araya getirdiğinde söylediği ilk üç sözcük şunlar oldu. Ve bu sözcükleri defalarca söyledi, defalarca tekrar etti. Kafesteki ses ziyaretçilerine şunu söylüyordu:”BENİ SERBEST BIRAKIN!”

 

Paul Harvey, 1980

nonhumanslavery.com

Çeviri:CemC

İçimizdeki Bonobo

Bonobo

Frans De Waal Atlanta’daki Yerkes Ulusal Primat Araştırma Merkezi’nde çalışan bir primatolog. Nova dergisinin de Waal’le yaptığı bir röportajı sunuyoruz (2007).

Bonobolarla ilk temasınızı hatırlıyor musunuz? Nasıldı?

İlk kez 1978’de gördüm onları. O zamanlar şempanzelerle  ilgili bir çok şey biliyordum; çünkü onları inceliyordum. Bonoboları Hollanda’daki bir hayvanat bahçesinde gördüm, ve o an tamamen farklı olduklarını düşündüm. Gözlerine baktığınızda onların daha duyarlı, daha duygusal olduğunu, daha zeki olmasa bile hem birbirlerine hem de kendilerine bakanlar karşı duygusal farkındalıklarının yüksek olduğunu görüyorsunuz.

(daha&helliip;)

Emily ve Tyke: Direniş Asla Boşuna Değil



JASON HRIBAL

1995 yılının Kasım ayında Emily kaçtı. 3 yaşındaki inek Hopkinton, Massaschusetts’teki bir mezbaha tesisine henüz gelmişti. Süt ürünlerindeki işinin sonuna geldiğinde Emily’nin yapması gereken  son bir görev kalmıştı: kemik tozu ve biftek haline gelmek. Ancak 1600 poundluk bu ineğin başka planları vardı. Şöyle ki; dışarı çıkmak istiyordu. Sonunda 2 metrelik çitten atlayarak yakınlardaki ormanın içinde gözden kayboldu.

(daha&helliip;)

Hayvan İşçiliği: Direniş, İsyan ve Otonomi Mücadelesi


Dr. Steve Best

Çok yönlü bir savaşın, günümüzün doğa politikalarıyla  ilgili en çalkantılı mücadelelerinden birinin en  ilginç cephesi ,gezegenin geleceğini belirleyecek bir konumda bulunuyor. Artık filler, primatlar ve  kuşlar için insan agresyonu ve işgalinin kriz sınırlarını aştığı netlik kazanırken, bu durum hayvanlarda hem  hayatta kalma içgüdüleri uyandırıyor, hem de intikam almaları için bir zemin hazırlıyor.

(daha&helliip;)

21. Yüzyıl Devrimi

(Tam metin)

Dr. Steve Best

Soruna Giriş

Özgürlük, haklar, demokrasi, şefkat etiği, barış, türler arası adalet ve ekoloji savaşında bir çok kaleyi kazanıyoruz.

Ama savaşı kaybediyoruz.

Hırs, şiddet, yağmalama, çıkar ve tahakküm savaşını. Uluslarlarası şirketlere, dünya bankalarına ABD imparatorluğuna, Batı askeri makinelerine karşı olan savaşı. Ekonomik büyümeyi, teknolojik gelişmeyi, aşırı üretimi, aşırı tüketimi ve aşırı nüfus artışını her yere yayan sistemlere karşı olan savaşı.

Son on yıllarda yaşanan yoğun sosyal ve çevresel mücadelelere rağmen, demokrası ve ekoloji mücadelesinde toprak kaybediyoruz.

(daha&helliip;)