Etiket: hayvan deneyleri

Ahlâken yanlış olmasının yanı sıra hayvan deneylerinin bilimsel araştırmalara katkısı yok denecek kadar az.

Jules Kaiss ve Paul York

Toronto Üniversitesi’nin kapalı kapılarının arkasında canlı hayvanlar insanlık dışı bilimsel araştırmaların ve deneylerin özneleri durumundalar. Bağışıklık uzmanları ve tıbbi araştırmacılar; fareler, domuzlar, tavşanlar, primatlar, kaplumbağalar, kobay fareleri ve omurgasız hayvanlar üzerine Tıp Bilimleri ve MaRs binalarında zalim ve gereksiz deneyler yürütüyorlar. Bu deneyler sık sık üniversiteye taleplerini yerine getirmesi için para ödeyen şirketler adına yapılıyor.

(daha&helliip;)

Yaşama Hakkı -1

Mira Fong

“Hümanist, şiddet içermeyen ütopya; o sözde “aydın” ve “ilerici”  insanlar, eşitlik ve hak kavramlarını bu gezegeni beraber paylaştığımız canlıları da kapsayacak şekilde genişletene dek ikiyüzlü bir yalan olarak kalacak “

-Dr. Steve Best

1-Bir Kopernik Devrimi

Her toplumsal hareket ahlâki bir krize verilmiş bir yanıttır. İkiyüz yıl önce kölelik yaygın bir pratikti. Bugün hâlâ var olsa insanlar karşı çıkardı. Hayvan özgürlüğü, hayvanların köleliğini ortadan kaldırmaya çalışıyor. İnsan türü için ortaya konmuş diğer toplumsal hareketlerden farklı olarak hayvan hakları  insan türüne dahil olmayan canlıların doğal haklarının yasal olarak korunması ve adalet için mücadele ediyor.

(daha&helliip;)

Bir İnsan ve Herhangi Bir Hayvan Arasındaki Gerçek Fark

alf

Bir insanla herhangi bir hayvan ya da bir böcek arasındaki gerçek fark nedir? Bu yazı size bu farkı açıklasın; “Elephants on Acid, Bizarre Experiments” adlı kitapta yazar Alex Boise tuhaf bulduğu bir dizi deneyden söz ediyor. Bu deneylerin çoğu üzücü- yüzlerce  köpeği sırf  köpekler  iki başla yaşayabilir mi bunu görmek için öldürmek gibi- ama deneylerden ikisi insanın doğası konusunda gözlerinizi açmaya yetmeli.

(daha&helliip;)

Hayvanları Özgürleştirmek: Canlı Aletler

Andreé Collard

-Tam Metin-

Laboratuar araştırmalarında kullanılan hayvanlar canlı aletlerdir. “Canlı alet” ifadesini Aristo’dan alıyorum. Aristo bu ifadeyi bir kölenin Efendisinin dünyasındaki yerini nitelemek için kullanmıştı. Aristo’ya göre köle kendisine eşitsizce davranılmasını hak etmektedir; çünkü iki taraf arasında ortak hiç bir şey yoktur; köle yaşayan bir alettir, aletse canı olmayan bir köle. Köleye alet ismini vermek, efendinin kölenin kölelik tecrübesini görmezden gelmesini ve/veya inkâr etmesini sağlar. Onun köleyi nesneleştirmesini sağlar, kölelik hakkında nesnel bakışa sahip olmasını mümkün kılar.

(daha&helliip;)

Hayvanları Özgürleştirmek: Yaşayan Aletler -2

Andreé Collard

Acı algısı Ronald Melzack ve T.H. Scott’ın klasik olmuş “köpeklerde sosyal tecrit” çalışmasının da odak noktasıydı. Rockefeller Foundation, Psikiyatrik Araştırmalar Fon Kuruluşu ve Kanada Ulusal Araştırma Konseyi’nin nezaretinde İskoç terrierleri doğdukları andan erişkinliklerine dek tekli kafeslerde duyusal ve sosyal tecrübelerinden yoksun bırakılarak yaşamaya zorlandılar. Ardından köpeklerin bu manipülasyonlara verdikleri patolojik tepkiler gözlendi ve  ölçüldü.

(daha&helliip;)

Hayvanları Özgürleştirmek: Yaşayan Aletler

Andree Collard

Laboratuar araştırmalarında kullanılan hayvanlar yaşayan aletlerdir. “Yaşayan alet” ifadesini Aristo’dan alıyorum. Aristo bu ifadeyi bir kölenin Efendisinin dünyasındaki yerini nitelemek için kullanmıştı. Aristo’ya göre köle kendisine eşitsizce davranılmasını hak etmektedir; çünkü iki taraf arasında ortak hiç bir şey yoktur; köle yaşayan bir alettir, aletse canı olmayan bir köle. Köleye alet ismini vermek, efendinin kölenin kölelik tecrübesini görmezden gelmesini ve/veya inkâr etmesini sağlar. Onun köleyi nesneleştirmesini sağlar, kölelik hakkında nesnel bakışa sahip olmasını mümkün kılar.

(daha&helliip;)

Asker Domuzlar

Askeri araştırmacılar canlı domuzlara  çelik yelek giydirip Humvee simülatörlerine kayışlarla bağladılar, ardından bu hayvanlar patlayıcılarla havaya uçuruldu, amaçları beyin hasarı ve yol bombaları patlamaları arasındaki bağlantıyı araştırmaktı. Aralık ayında sona erecek şekilde 11 ay boyunca araştırmacılar domuzları ve sıçanları Pentagon kaynaklı belgelere ve röportajlara göre 200 kadar patlamaya maruz bıraktılar. Patlamaların yoğunluğu farklı farklıydı, domuzların bazıları yaralanırken, bazıları ise öldü.”

(USA Today, 04.06.09)

(daha&helliip;)

Harry Adında Bir Maymun

2 Aralık 1998 tarihinde Puerto Rico Üniversitesi’ndeki Karayip Primat Araştırma Merkezi’nden Florida Üniversitesi’ne 10 makak maymunu gönderildi. Bu maymunlardan biri eski adıyla 95-D, ama yeni sahipleri tarafından Harry adı verilen üç yaşında bir maymundu. 11 yıl boyunca Dennis Brooks adındaki sadist dirikesimcinin ellerinde dehşet ve ızdıraplara dayandıktan sonra, Harry, 1 Eylül 2009 tarihinde Florida Üniversitesi’nin zindanlarında  öldürüldü. Harry’nin bîtap düşmüş  bedeni hemen yakıldı.

(daha&helliip;)

Hayvan Deliliğinin Anatomisi

 Gay Bradshaw

 “Ama ben deli insanların arasına gitmek istemiyorum” dedi Alice.

“Ama elinden bir şey gelmez” dedi Kedi:”hepimiz deliyiz burada. Ben deliyim. Sen de delisin.”

“Deli olduğumu nerden biliyorsun?” dedi Alice.

“Öyle olmalısın” dedi Kedi,” yoksa buraya gelmezdin”.

                                Lewis Carroll, Alice Harikalar Diyarında

 

Bugünlerde deliren hayvanlarla ilgili çok konuşuluyor:” tüy yolan eypler, intihar eden yunus balıkları, psikiyatrik bozukluklar yaşayan şempanzeler, cinayet işlemeye meyilli orkalar, seri katil filler- hayvanların  uygun koşullar oluştuğunda aynen insanlar gibi zıvanadan çıkabildiğini gösteren Everest yüksekliğinde kanıtlar söz konusu. Toplumları soykırım tahribatıyla sarsılan bütün türlerde çaresizlik ve depresyon baş gösteriyor, hayvanat bahçesi ya da hapisane olsun, işkence ve esaret altında yaşayınca çok az hayvan bunu yaşamıyor.

Bunların hiçbiri yeni değil. Hayvan esaretinin kötülük dolu etkileri yüzyıllardır biliniyor. 1900’lerin başlarına, Darwin öncesine dek uzanan geçmişlerinde hayvanat bahçelerini yönetenler ve doğa tarihçileri tüylerini yolan papağanların, depresyondaki yılanların, yavrularını öldüren kaplanların ve diğer hayvanların çeşitli mental bozukluklar sergilediğini söylemiştir. Yeni olan şey şu: hayvanların artık bir tutam davranıştan ibaret olmadığı, bir varlık/birey olduğu ve bizim gibi zihinlere sahip oldukları nihayet kabul ediliyor. Bugün hayvanların duygularından söz etmek en az hayvan deliliği kadar popüler. Geleneksel anlamda hayvanların yaşadığı strese anormal ya da sapkın davranış adı veriliyor ve hayvan psişesinden hiç dem vurulmuyordu. Hayvanlar davranıyordu ama, sadece insanlar düşünüyor ve hissediyordu.

(daha&helliip;)

Frankenstein Sendromu

Dr. Steve Best
“Yeni bir tür beni yaratıcı ve kaynakları olarak yüceltirdi; bir çok mutlu ve mükemmel yaratık varlığını bana borçlu olurdu. Hiçbir baba benim kadar çocuğuna sahip olma memnuniyeti hissedemezdi. Bu fikirleri takip ederek, eğer maddeye can katabilirsem belki de zaman içerisinde (artık bunu imkansız bulsam da) ölümün vücudu çürümeye bıraktığı noktada hayatı yenileyebileceğimi düşündüm”.
Marry Shelly, Frankestein
Marry Shelley’nin “Frankestein” adlı eseri (1818) modern bilimin ve teknolojinin kontrolden çıkıp hiç beklenmedik yıkıcı sonuçlar üretmesi üzerine geleceği gören bir eleştiridir. Roman defalarca yeniden basıldı, defalarca filme çekildi ve hala daha bilim ve teknolojiye dair korkularımıza ve şüphelerimize biçim vermeye devam ediyor.  Roman çok geniş bir literatür, ayrıca popüler kültür bölümleri yaratarak defalarca modern bilim ve teknolojinin eğer etik bir duyarlılıktan ve kompleks sistemlerin önceden belirlenemezliği ve olasılıklarına dair bir öngörü oluşmamışsa insanlar, diğer hayat formları ve bir bütün olarak dünya için felaket türünden sonuçlar yaratabileceği konusunda bizleri uyarmıştır.

İnsan ve Diğer Hayvanlar

Man And Animal African Art Wallpaper

Jeremy Rifkin,

Guardian Unlimited

Ağustos, 2003

Geçen yıl bilimle ilgili konuşmaların çoğu biyoteknoloji, nanoteknoloji, bilgisayarlar ve evrenimizin yaşı gibi daha ezoterik sorulara yoğunlaştıysa da dünyanın değişik yerlerindeki laboratuarlarda kapalı kapılar ardında daha sessiz bir şekilde dile getirilen bir hikâye anlatılıyordu- bu hikâyenin insan algısına ve dünyayı anlayışımıza etkisi daha da derin olacak gibi. Tuhaf olan şu ki;bu araştırmaya sponsor olan şirketler McDonald’s, Burger King, KFC ve diğer fast food şirketleri.

(daha&helliip;)

#V357

PETA

#V357 isimli maymun St.Kitts adasında doğdu, bu adada ya esaret altında doğmuştu ya da doğal ortamından yakalanarak getirilmişti. Eğer yabandaki yuvasından kaçırıldıysa büyük olasılıkla tuzak kuran adamların annesini tüfekle vurmasını izlemiş ve sonra da annesinin kollarından koparılmıştı. Eğer bir üretim tesisinde dünyaya geldiyse,  zorla ve korkunç çığlıklar atan annesinden alınmıştı, hem de doğumundan birkaç gün sonra.

Ardından küçük bir bölmeye tıkıştırıldı ve bir uçağın karanlık, gürültülü ve korkutucu kargo bölümünde Miami, Florida’ya gönderildi. Orada bir kamyonun arkasına istiflendi, Maryland’de bulunan ABD Ordusuna ait Aberdeen Deneme Alanı’na götürüldü.

Ordunun laboratuarda verdiği tek isimle #V357, hayatının sonraki üç yılını çelik bir kafeste sinir gazı saldırısı eğitiminde hedef olarak tekrar tekrar kullanılarak yaşadı. Her sekiz haftada bir deneyi yürütenler kimyasal bir saldırı simulasyonu yaratmak  için ona aşırı dozda ilaç verdiler, eğitimden geçenler ise #V357 kendini kontrol edemeden sıçrayıp korkunç bir biçimde terler, şiddetle sarsılıp  nefes almaya çalışırken onu sakince seyrettiler. Bu sonu gelmeyen fiziksel istismar ve eziyet, Aberdeen’de esir tutulan #V357 ve diğer maymunların birbiriyle kavga etmesine sebep oldu, #V357 sürekli büyük yırtıklar sebebiyle acı çekiyordu; yırtılan dudakları, ısırılmış ya da kopartılmış parmakları sebebiyle acı çekmesine neden oluyordu. Yaralar eğitimleri durdurmadı.

Üç sene boyunca bu zalim eğitim çalışmalarında işkence gördükten sonra ordu bu sefer onun küçük vücudunu başka bir deneyde cezalandırmaya karar verdi. Beynine giden kan akışını ciddi olarak kısıtlayan bir kimyasal madde enjekte ettiler. Son bir enjeksiyondan ve saatler süren ızdıraplardan sonra  o soğuk ve boş kafesinde, gece vakti öldü.

http://www.negotiationisover.net/2011/09/28/monkey-v357-behind-the-walls-of-a-lab/

Çeviri: CemCB

Hayvan Hakları mı, İnsan Sorumluluğu mu?


Susan Rosenthal

Bir çok insan hayvanların gereksiz acılar çekmekten korunması gerektiği konusunda hemfikir. Bu amaçla, bazı insanlar hayvan hakları düşüncesini insan haklarının bir uzantısı olarak düşünüyor ve hayvan özgürlüğünü insan özgürlüğü ile eş tutuyor. Yüzeyden bakıldığında kulağa hoş gelebilir ama burada haklar ve özgürlük kavramlarının anlamları birbirine karışıyor.

Hayvanlara yönelik insancıl davranışları savunmakla hayvanlara hem yasal hem de ahlâki haklar tanımak arasında önemli bir fark var. Hayvanları savunanlar öncelikle insanların hayvanlara yönelik sorumluluklarını ön plana alıyorlarsa da, hayvan özgürlükçüleri hayvan haklarını insan ihtiyaçlarının önüne koyuyorlar. Göstereceğimiz gibi, bu durum da hayvanları ve insanları koruyabilecek bir toplum yaratma çabalarının altını oyuyor.

(daha&helliip;)

Tavşanlar yapılan deneyde ağladı

İngiltere’de yaklaşık 30 tavşana yapılan deney gizlice kayıt edildi

Tavşanlar yapılan deneyde ağladı

İngiliz Hayvan Deneylerinin Yasaklanması Birliği’nin (British Union for the Abolition of Vivisection -BUAV) sekiz ay süren çalışmaların ardından, Hampshire’daki Wickham Laboratuarında gizlice çekim yaptı.

Görüntülerde, tavşanlara yaklaşık 30 saat yiyecek ve içecek verilmiyor.

Daha sonra mengeneli metal kutuların içine konulan tavşanlardan bazıları ölüyor.

Labaratuarda tavşanlara verilen ilaçlarda başta antibiyotik olmak üzere diğer ilaçların ve tuzlu su testi yapılıyor.

İlaçların, tavşanların kulağına yakın damardan yapıldığını açıklayan BUAV, bunların da hayvanlara büyük acı verdiği hatta bazılarının gözyaşı döktüğünü bildirdi.

haberturk.com

“Bilim Alerji Üretmeyen Kedi ve Köpeği de Yarattı”

Ahmet Rasim Küçükusta’nın sitesindeki müjdeli haber hakikaten ilgi çekici. Evinde kedi köpek “besleyen” insanların eğer hayvanlara alerjisi varsa, müjdeler olsun! Bilim allem etti kallem etti alerjiye sebep olmayan kedi köpek üretti. Bu ulvî başarı Vezirköprü’ye kadar uzanabilir…öte yandan Avrupa’da mezbahalarda kıyım kıyım kesilen ineklerin daha az acı çekmesi için yapılan bilimsel çalışmaları da getiriyor akla. İnsanlar ne kadar şefkat dolular…belki öldürülürken de acı çekmeyen ya da en azından daha az çeken kediler, köpekler , kuzular da yapabilirler…?

(daha&helliip;)

Öldürülürken Ağlayan Maymun

Hollanda’daki bir primat kolonisinden iki erkek şempanze almıştım. Ayrı kafeslerde aylarca yanyana yaşadılar, ta ki onlardan birini kalp donörü olarak kullanana dek. Operasyon için şempanzeyi kafesinde uyuttuğumuzda hayvan sürekli konuştu ve durmaksızın ağladı. Bunu önemsemedim ama arkadaşı üzerinde büyük bir etki yapmış olmalı; çünkü şempanzeyi ameliyathaneye götürdükten sonra geri kalan şempanze günlerce acı acı ve teselli edilemez bir şekilde ağladı. Bu olay bende büyük bir etki bıraktı. O günden sonra bir daha böyle hassas canlılar üzerinde hiç bir deney yapmamaya yemin ettim.”

Charles Barnard, Cerrah

negotiaitonisover.com

 

“Beni Serbest Bırakın!”

Hayatımda hiç bu kadar soğuk ter dökmemiştim. “Bir hayvanın sesini” duydum. Avcılar hayvanların ölmeden önce ağladığını duymuştur; ama gene de avlanmaya devam ederiz. Eğer o yaralı hayvan gözlerimizin içine baksa ve kanlı dudaklarıyla “lütfen beni öldürme!” dese, o zaman bu kadar rahat bir şekilde öldürebilir miydik? Eğer hayvanlar konuşabilseydi bir önemi olur muydu? Soruyorum- çünkü artık söyleyebiliyorlar. Pulitzer ödüllü Carl Sagan söyledi bunu. “onu öldürmeden önce bir şempanzenin ne kadar zeki olması lâzım ki buna cinayet diyelim? Hayvanların ne kadar zeki olması gerekiyor bunun için?” Bu mesele  üzerine yeni bakışım aniden ve yakın zamanlarda değişti. Hayvan kurtarma çalışmalarına elimden geldiğince katılırım. Aile petlerini, kedileri ve köpekleri insan gibi hayal ediyorum. Son yıllarda  av tüfeğimi rafa kaldırdım denebilir. Artık hiçbirşeyi öldürmek istemiyorum. Ama Fayette, Iowa’dan bir mektup aldım, bu mektupta Bay Carbin şunları yazmış: “hey Paul Harvey, bifteğini, alabalığı, domuz parçalarını,sülünleri yiyorsun çünkü onları senin adına başkası öldürüyor. Bunu nasıl haklı gösterebilirsin?” eğer düşünürsem haklı göremeyeceğimi biliyorum. Ama artık bu meseleyi düşünmemi gerektiren bir şey meydana geldi.

Bir hayvanın “konuştuğu”nu söylerken papağanların söylenenleri tekrar etmesinden söz etmiyorum. Olay şu: Oğlum Paul yayına hazırlamak için “ Hikayenin Geri Kalanı” diye bir program hazırlıyor, Oklahoma Üniversitesi’ndeki bir araştırma projesine ilgi duyuyor. Orada insanlar bir hayvana konuşmayı  öğretiyorlar- özellikle de Washoe adında 15 yaşında dişi bir şempanzeye. Burada söz konusu olan en temel anlama iletişimi: çoğunlukla tek sözcüklük: büyük, küçük, yukarı, aşağı gibi. 1966’dan beri bu şempanze Standart Amerikan işaret dilindeki 140 işareti öğrenmiş durumda. Bütün bu öğrenmelerden sonra proje yöneticileri Washoe’nin artık “kavramlaştırmaya” hazır olduğuna karar verdiler. Yani insanların sözcüklerini tekrar etmek yerine şempanze artık kendi düşüncelerini ifade etmeye hazırdı. Sözcükleri birbirine katacak ve kendine ait ifadeleri “oluşturacak” kadar bilgisi vardı artık.Washoe üniversite  laboratuarında iyi beslenmiş, fiziksel olarak rahatı yerinde, zarar görmekten uzak bir durumda bulunan bir şempanzeydi. “Güvenlik” içerisindeydi. Ancak gene de- kendi kendine sözcükleri bir araya getirdiğinde söylediği ilk üç sözcük şunlar oldu. Ve bu sözcükleri defalarca söyledi, defalarca tekrar etti. Kafesteki ses ziyaretçilerine şunu söylüyordu:”BENİ SERBEST BIRAKIN!”

 

Paul Harvey, 1980

nonhumanslavery.com

Çeviri:CemC