Etiket: feminizm

Tecavüz Rafı Nedir? Feminizmin İneklerle İlişkisi Ne?

Tecavüz rafı; insanlar tüketsin diye süt üreten ineklerin suni yollarla gebe bırakılmasını sağlamak için kullanılan aletin adı, takma ismi ve endüstrinin kullandığı bir terimdir. Tecavüz rafları bilimsel deneylerde kullanılmak üzere üremelerini sağlamak için maymun gibi öteki hayvanlar üzerinde de kullanılıyor.

(daha&helliip;)

Onların Bedenleri, Bizim Benliklerimiz: Türcülük ve Cinsiyet Ayrımcılığının Ötesine Geçmek

Pattrice Jones

İnsanlar onyıllardır süren vejetaryen aktivizme rağmen neden daha çok et yiyor? Neden bu kadar çok sayıda erkek eşlerini ve kız arkadaşlarını senelerdir süren feminist aktivizme rağmen dövmeye devam ediyor? Neden bir çok anne baba çocukları eşcinsel ya da vejetaryen olduğunu açıkladığında kendilerine hakaret edildiğini hissediyor? Bir erkeğin eşi olmayı seçen bunca kadın neden bedenlerine ne zaman girileceği ya da girilip girilmeyeceği konusundaki yasal haklarından vazgeçmeyi kabul ediyor aynı anda? Neden insanlar et yemeyi seçiyor?

(daha&helliip;)

Üreme Özerkliği : Tür Sınırlarını Aşmak

 Leon and Cat

Eğer hayvan özgürlüğü konusunda ciddiysek, o zaman insan türünden olsun olmasın bütün hayvanların özgürlüğü için çalışmak zorundayız. Eğer feminizm konusunda ciddiysek o zaman cinsiyet ayrımcılığından uzak durduğumuz gibi tür ayrımcılığından da uzak durmalıyız. Başkaları baskı altındayken hiç kimse özgür değildir. Ve eğer beraber çalışıp görünüşte farklı mücadelelerin birbiriyle nasıl bağlantılı olduğunu anlarsak o zaman bir gün hepimiz özgür olacağız- Pattrice Jones

 Helen Matthews

Feminizm ve hayvan özgürlüğü arasındaki bağlantıyı anladığım o ilk ürkütücü ânı 15 yaşında ailemle beraber akşam yemeği için masaya oturduğumda yaşadım. Babam mangalda tavuk pişirmişti, ve tavuk masanın ortasında oturuyordu. Ona bakıyor ve renklerini, o koyu kahverengi ve siyah renklerini düşünüyordum. Yanık göründüğünü düşünüyordum, aynen yanmış deri gibi. Ve sonra onun gerçekten de yanmış deri olduğunu farkettim, benzemek filan söz konusu değildi, karşımdaki şey, yanmış bir vücuttu resmen. İşte o an anneme “akşam yemeği yemiyorum, bunu yemeyeceğim. Vejetaryen olacağım” dedim.

(daha&helliip;)

Feministler Hayvanları Görmezden Gelmeye Son Vermeli

Ruby Hamad

Hayvanların içinde bulunduğu durum halk nezdinde hiçbir zaman bu kadar önem kazanmamıştı.

Hayvan refahında bazı önemli iyileştirmeler hayata geçiriliyorsa bile hayvanların bir mal olarak statüleri bu şok edici istismarlara gene de maruz kaldıkları anlamına geliyor.

(daha&helliip;)

Hindiler, Suni Dölleme ve Feminizm

Turkeys-Artificial-insemina

Lara Drew

İnsanın dünyasında Suni Dölleme umut ve arzuyla ilgilidir. Yeni bir hayata, çok istenen bir bebeğe duyulan umut ve arzuyla.

Suni dölleme yaşayan kadınlar binlerce dolar harcıyor  genelde, saatlerce test sonuçlarını bekliyorlar ve bazıları için gebelik devam etmiyor, böylece saatler süren test ve bekleyişler yeni baştan başlıyor.

Fiziksel olarak rahim içi dölleme prosedürü uygun şekilde yapıldığında rahim kanseri teşhis testi gibi düşünülebilir. Ya çok az rahatsızlık vardır, ya da hiç yoktur. Bu dünyada bilim bir ömür sürecek rüyalarını gerçekleştirmek  için kadınlarla el ele yürüyor.

(daha&helliip;)

Hayvan Hakları Neden (Hâlâ) Feminist Bir Konudur?

“Mutlu İnekler” göklerde koşup oynuyor….

Satya online sitesinden

Katrina Fox

Yakın zamanlarda Sydney Avustralya’da son 15 yılda yapılan ilk feminist konferansı olan “F”’ye katıldım. Hafta sonu süren programda bir çok farklı tartışma ve workshop bulunuyordu.

Panellere en azından farklı ırktan bir kişinin katılması  için çaba gösterilmişti. Konuşmacıların çoğu beyaz ayrıcalığının farkındaydı ve bunu sorguluyordu, ayrıca bazı workshoplar erkekler ,seks işçileri, transseksüel insanlar tarafından düzenleniyordu.  Konferansta katılımcılık esası temel alınmıştı ve herkese açıktı.

Şu an kadar herşey iyi. Ancak bazı alanlarda ilerleme kaydedilirken gündemden ve gerçekten de feminist bilinçten kayıp düşmüş bulunan bir alan vardı , işte bu alan, tür ayrımcılığı: yani  canlının hangi türe ait olduğuna bakarak ona farklı değerler ve haklar atfetme durumu.

Bu durum en çok ikram servisinde belli oluyordu, ikram servisinde hayvan eti parçalarının dağıtıldığı bir bölüm vardı, hayvan eti parçaları arasında veal dana, çay ve kahveye katmak üzere bol bol süt bulunuyordu. Konferans yemeği ise vejetaryen olmayan bir restaurantta düzenlendi. Nihayetinde katıldığım konferans aslında Felaket’in F’siymiş de haberim yokmuş.

(daha&helliip;)

Feministin Çıkmazı



Ari Solomon

Ben feministliğiyle gurur duyan birisiyim, şu gezegen üzerinde kadınların çektiklerini umursayan herkes kadar. Dünyanın bir çok yerinde kadınlara hala mal gibi davranılıyor. Bazılarının hiç hakları yok, olanlar da diğerleri gibi sömürüye, aşağılanmaya ve şiddet maruz bırakılıyorlar günlük olarak. Biz feministler kadınların yaşadığı zulme son vermek için mücadele ederken bilmeksizin bizlerin de zulmettiği diğer dişileri düşünmek zorundayız. İnsan olmasalar da süt inekleri belki de gezegende en büyük zulme uğrayan dişilerdir. Bizler insan eşitliği için mücadele verirken bir hayvanı dişi yapan bir hayvanı anne yapan şeyi insanların sömürmesi konusunda da öne çıkmamız gerekmez mi?

Eğer bu sözlerim delice geliyorsa bunun sebebi muhtemelen bir çok Amerikalı gibi sizin de ülkenin süt üretim çiftliklerinde neler olup bittiği konusunda bir bilginizin olmaması. Belki sizce bu aptalca bir şey, hatta kadınların içinde bulunduğu durumun diğer türe ait dişilerin yaşadığı sıkıntılarla karşılaştırılmasını hakaret olarak da kabul edebilirsiniz, ama lütfen okumaya devam edin. Şaşırabilirsiniz.


Önce şununla başlayalım: bütün süt inekleri dişidir ve süt üretmeleri için hamile kalmaları gerekiyor. Bunu söyleyince bundan doğal ne olabilir ki diye düşünüyor insan; ama çoğu insan ineklerin sütünün diğer memelilerle aynı sebepten meydana geldiğini düşünmüyor bile, yani yavruları için.Bir ineğin gebelik süresi insanlarınkiyle aynıdır, 9 aydır.

Süt ineklerine yetişkin bir boğayla çiftleşme olanağı sağlanmadığı için, bu hayvanlar çiftlikte “tecavüz bölmesi” denen bir yere gönderilirler. Şaka yapmıyorum. Metal bir çubuk vajinalarına sokulur ve sperm bırakılır. Gebe bırakıldıktan sonra süt ineği sağa sola zar zor dönebildiği bir bölmede yaşamaya başlar. Fetüs büyüdükçe vücudu süt üretmeye başlar. Bu anda memelerine bağlanan mekanik bir pompayla sütü alınmaya başlanır. Bir çok çiftlikte ineklere doğal olmayan oranlarda süt üretmeleri için hormon verilir. Çiftçi için daha fazla süt=daha fazla paradır. Bu da ineklerin memelerinin aşırı derecede büyümesine sebep olur, bunun sonucunda inekler korkunç acılar ve enfeksiyonlardan dolayı ızdırap çeker.

Süt ineği doğum yapınca yavrusuyla ancak 24 saat beraber kalabilir. Bu sürenin ardından dana anneden alınır. Eğer dana dişi ise o zaman o da büyük olasılıkla bir süt ineği olacaktır. Eğer dana erkekse o zaman dana eti olmak üzere satılır. Evet, her süt kartonunun arkasında, her dondurma parçasında bir dana yatıyor. Eğer süt ürünleri alıyorsanız, doğrudan veal (veal, et olmak amacıyla öldürülen dana anlamında kullanılıyor) endüstrisine destek oluyorsunuz demektir.

Şimdi, eğer veal çiftliklerinin pratiklerinden haberiniz yoksa size kısa bir bilgi verelim. Vealler satılınca daha 1 ya da 2 günlüktürler, bu yavrular hareket dahi edemeyecekleri bir bölmeye zincirlenirler. İşte bütün mesele de budur zaten, çünkü hareket kabiliyetleri azaldıkça yavruların etleri öldürüldüklerinde (yani 8 ya da 14 haftalıkken) daha güzel olacaktır. Vealler içerisinde demir bulunmayan besinlerle beslenirler, böylece etleri kırmızı ya da pembe yerine beyaz olacaktır. Bu yavruların annelerinin sütünde bol bol bulunacak demiri elde etmek için içlerinde kaldıkları bölmelerin metal çubuklarını emdikleri görülür sık sık.

Süt çiftliklerinde ise anne inekler yavruları kendilerinden alındıktan sonra günlerce ağlar, böğürür, inlerler, bu süre bazen haftaları bulur. Bazı anne inekler yavrularının peşinden koşarken boyunlarını kırmıştır. Bebeğini kaybetmenin acısını ve üzüntüsünü hayal edebiliyor insan. İneğin vücudundan hala daha yavrusu için süt geldiğinden çiftçi onu sağmaya devam eder. Anne inek, karnında 9 ay yaşayan yavrusuna süt vermenin nasıl bir şey olduğunu asla bilemeyecektir. Tam tersine, sütü marketlerde satılmak üzere yağ, peynir, krem ve süt haline gelecektir. Ve süt inekleri 4 sene sonra (inanılmaz çünkü Türkiye’de bu rakam 10 sene… CemC) artık gebelik üstüne gebelik yaşayıp da yeterli süt miktarı üretemeyecek hale geldiğinde hayvancağıza mezbahaya gitmesi şeklinde bir ikramda bulunulur, orada da zaten hamburgere dönüşecektir. Gerçek aynen bu, neredeyse bütün hamburger etleri süt ineklerinden arta kalanlardan yapılmaktadır.

Biliyorum bazı insanların hayvanların ve insanların çektiği acıların birbirine benzetilmesiyle alakalı sorunları olduğunu biliyorum; ama biz insanların anne-çocuk bağına karışmak konusunda ne gibi bir hakkı var? Anne ineğin yavrusu için neler hissettiğini bilmek için garanti bir yolumuz yok; ama herhalde annelik içgüdüsünden söz edilebilir. Bunun bütün hayvanlarda mevcut olduğunu biliyoruz. Eğer bir ineğin yavrusuna duyduğu hislerin bir anne insanın yavrusuna duyduğu hislere yakın olduğunu düşünebilirsek, o zaman sebep olduğumuz duygusal acıyı da tahmin edebiliriz, yaptığımız adaletsizliği anlayabiliriz.

Feministler olarak bütün dişiler için direnmemiz gerekmez mi? Korkunç şekilde sömürülen ister insan ister hayvan bütün anneler için haykırmamız gerekmez mi? Yoksa inkar etmeye devam ederek sessiz mi kalmamız gerek?

Ama hangi iyi sebepten ötürü yapacağız bunu? İnek sütü içmeyi gerekli kılan bir beslenme gerekliliğinden söz edilemez. Aslında düşünmeye başladığınızda, ineğin sütünü içmenin hiç de normal olmadığını anlayabiliriz. Yaşları çocukluğunu geçtiği halde süt içmeye devam eden tek memeli, insandır, bizler başka türlerin sütünü içen yegane türüz. Bir çok araştırma süt içmenin sağlığımıza zararlı olduğunu ortaya koyuyor. Sütte bulunan proteinin kanserojen bir madde olduğu kanıtlanmış durumda

Ve şu kalsiyum ve sütün kemikler için iyi olduğu zırvaları var ya, işte sütün bardak başına 300 miligram kadar kalsiyum içerdiği doğru ama bunun sebebi ne biliyor musunuz, çünkü süt inekleri yetiştiren çiftçiler artık ineklere kalsiyum veriyorlar. Tabii inekler odğal olarak ot yiyor, otta da kalsiyum bulunuyor (bütün yeşil yapraklı sebzeler gibi) ama süt inekleri artık mısırla beslendiği için çiftçiler de yemlerine kalsiyum ekliyorlar, böylece sütün yeterli oranda kalsiyum içermesini sağlıyorlar. Bu kalsiyum zırvasıyla ilgili şunu da söylemek lazım: bir bardak lahanada ya da soyada ya da pirinçte süte oranla daha fazla kalsiyum vardır.

Günümüzde inek sütüne alternatifler bulunuyor: mesela badem sütü, soya sütü, fındık sütü, yulaf sütü, pirinç sütü, kenevir sütü vb. ve farklı yağ ve peynir örnekleri de var. Çağlar boyunca bir çok düşünür Pisagor’dan Da Vinci’ye ve Tolstoy’a dek hayvanları maruz bıraktığımız davranışların insanlara olan davranışlarımızı da etkilediğini söylemiştir. Hayvan dişilerini böylesine sömüren bir dünyanın kadınların sömürülmesine, ızdırabına ve zulme uğramasına karşı da bu kadar vurdumduymaz olması sadece bir raslantı olabilir mi? Artık türümüze ait olmasa bile bütün annelere, bütün dişiler merhamet eli uzatmanın zamanı değil mi sizce?

Çeviri:CemC