Etiket: etoloj

‘Hayvanların Ruhu Var mı?’

Gary Kowalski/1999

Bölüm 1

‘Hayvanların Ruhu’ / Hayvanların Ruhu Var mı?

Mississippi’deki küçük bir çifltikte ılık bir bahar gününü hayal edin. Çiçek kokusu sarmış her bir yanı ve çiftlikten kaçmış bir dişi domuz daha yeni doğum yapmış. Aynı günün ilerleyen saatlerinde, verandanın altında dinlenen yavru domuzlara bir kez bakmak bile yeterli: anne domuz, buket yapmak için dikkatli bir şekilde fulyaları ısırmış, uyuyan yavrularının etrafını sarmalayan sarı samanların içine yerleştirmiş.

(daha&helliip;)

Fil’in Burnu

 

Dale Peterson Ph.D.

Birisi bir filden “burun”u tanımlamasını istemiş.

Burun mu?” diye başlamış fil.” E, açık değil mi? Burun yüzünün ucunda bulunur, son derece uzundur, mükemmel derecede yuvarlaktır, mucizevi şekilde esnektir, çok hassastır; ama istisnai derecede de güçlüdür. Ayaklarınıza uzanabilecek kadar uzundur. Diğer bütün organlara kıyasla daha yuvarlaktır. Esnekliğini görmek lâzım; ve en ucunda da burnun en küçük şeyleri bile kavrayacak şekilde çok şaşırtıcı derecede hassas bir yeteneği vardır. Aynı zamanda, bir burun kendini bir düşmanın etrafına sarıp onu çok güçlü şekilde yere fırlatabilir.

Soruyu soran karşı çıkar: “ ama sen sadece bir filin burnunun yapabileceği şeyleri anlattın. Peki ya kokuya ne dersin? Sence bir burunun kokuyla  ilgili de bir becerisi yok mudur?

(daha&helliip;)

Hayvan Tarihi: Sürüden Ayrılmak


Bir Grup Düşünür Homo Sapiens’in Ötesine bakıyor

Alex Lichtenstein, Rice Üniversitesi.

Eski bir akademisyen arkadaşımın asi oğlu babasına şöyle takılıyordu: “tarihte işler nasıl, baba?”

Aslında haklı olduğu bir nokta var. Geçmiş çoktan oldu bitti, yeni birşey bulmak bu yüzden biraz zor. Arkaeologlardan farklı olarak çok az tarihçi gizli hazineleri keşfeder, ya da varolduğundan haberimiz dahi olmayan geçmiş bir uygarlığın sırlarını açığa çıkarır.

Aslında en başarılı tarihçiler geçmişten gelen o bildik materyali yeniden inceleyen ve bunu da yeni şekillerde düşünerek yapan insanlardır. 40 yıl önce 60’lı yılların devrimlerine entelektüel bir devrim de eşlik etmişti, tarihçiler işçilerin, göçmenlerin, kadınların, AfroAmerikalıların, Chicanoların (latin kökenliler) ve diğer marjinal grupların yaşamlarını incelemeye başladılar. Önceden kralların ve devlet adamlarının baş rolü oynadığı bir sahnede yan rollerde oynayan sıradan insanlar artık sahnenin en önüne gelmişti.

(daha&helliip;)