Etiket: Dr. Steve Best

İnsan kimliği politikası : Homo indeterminus

Dr. Steve Best

Görünüşe göre toplumsal hayat; ırk, toplumsal cinsiyet, dini görünüm, ulusal arka plân ve cinsel tercihler üzerine hareket eden kimlik politikaları çeşitleri üzerinde bölümleniyor. Ancak bütün insan türünün kimliğiyle ilgili bir başka büyük kimlik daha var.

İnsanlar evrimci geçmişlerini keşfetmeye devam edip büyük kuyruksuz maymunların ve diğer hayvanların zekâsı hakkında daha doğru bilgilere ulaşmaya , evrende bizlerden daha gelişmiş yaşam biçimleri aramaya devam ettiği sürece, sofistike bilgisayarlar ve yapay zekâ örnekleri ve yapay hayat (mesela kendi kendine üreyen dijital DNA gibi) ürettikçe, tür sınırlarını aşıp genlerini diğer hayvanlarla değiştirip biyonik bedenlere doğru ilerledikçe şu soru ister istemez ortaya çıkıyor : Homo sapiens kimdir? İnsanlar gerçekten eşi bulunmaz varlıklar mıdır?

(daha&helliip;)

Hayvanat bahçeleri ve doğanın sonu

Dr. Steve Best

Hayvanat bahçeleri, postmodern dünyanın küçük bir sembolü haline geldi.

İnsanların, devlet politikalarının,ve daha birçok şeyin sahte olduğu Ulusal Eğlence Devleti’nin  sahte-yalanlarla dolup taşan dünyasında yaşıyoruz. Pekiyi, insanoğlunun yapay doğa yaratma çabası, hayvanları bu ortamda yaşatma isteği, onları yaşam alanlarından ayırma isteği nereden kaynaklanıyor? Gezegenin kapitalist sömürge sistemi, doğal dünyadan geriye çok az şey bırakıyor.Ve hayvanat bahçeleri, yaşam süreçlerinin metalaşmasını, dağılmasını, parçalanmasını gerçekleştirirken, aynı zamanda biyoçeşitliliğin yapaylaştırılıp gözler önüne serilmesine neden oluyor.

(daha&helliip;)

YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN : Hayvan Refahçılığı, Hayvan Hakları, Hayvan Özgürlüğü ve ALF.

Aşağıdaki röportaj Erika Wardle ve Nichali Ciaccio tarafından 2005 yılında yapılmış, Dr. Steve Best sorulara cevap vermiş.

ALF nedir? Lütfen taktikleri, “ideoloji”leri ve etik duruşları konusunda bize bilgi verin.

ALF  hayvanları sömürünün dehşetinden ve esaretinden kurtarmak adına bilinçli olarak yasayı  çiğneyen insanlardan oluşmuş birbiriyle gevşek bir şekilde alakalı hücreler topluluğudur. Bir hücredeki eylemciler diğer hücredekilerin ne yaptığını bilmediği için, hiyerarşik olmayan yapıları ve anonimlikleri yasal otoritelerin bu kuruluşu yok etmesinin önüne bir engel olarak çıkar. Hayvan özgürlüğü eylemcileri; ister kürk çiftlikleri, ister üniversite laboratuarları olsun, hayvanları serbest bırakmak ya da kurtarmak için yasal olmayan şekillerde de bu binalara veya yapılara girerler. Ayrıca hayvanlara yapılan zararı önlemek ve sömürü endüstrilerini ekonomik olarak zayıflatmak için o yapılardaki mal ve mülkleri yok ederler.

(daha&helliip;)

Veganizmin dejenerasyonu

” Politika, Bilim ve Etikten Tüketicilik, Fundamentalizm ve Din’e…”

Dr. Steve Best

Bir çok insan kendini ve bu zayıf hareketi hatalardan ve kusurlardan kurtarmak için acele ederken çok önemli bir noktayı gözden kaçırıyor ve veganizmin bir din olmadığı, tam tersine onun antitezi olduğunda ısrar etmeye devam ediyor. İnsanı rahatlatsa da bir çok anlamda yanlış.

Dini tam anlamıyla ve uygun şekilde tanımlayan bir çok kriter var, veganizm bu kriterlere sahip olmasa da  rahatsız edici bir dereceye kadar  bir çok kriteri içine aldığını görüyoruz. Veganizm, doğru şekilde algılandığında hem bilimdir, hem etiktir, hem de zulme karşı geliştirilmiş bir politikadır. Ama bu hareket İsa’nın dünyaya yeniden geleceğine ve Dünya Kurtuluşu’nun biz henüz hayattayken, hatta bir kişiye göre 6 sene içerisinde meydana geleceğine inanan Samimi Dindarlar ve fundamentalistlerle dolu. Ve bir şekilde veganizmin yayılmasının devrimci bir değişime dönüşeceğine de eminler, yeter ki tahakkümcü sosyal yapılara dikkat edilsin.

(daha&helliip;)

Biyolojik ve kültürel çeşitlilik için total özgürlük

Dr. Steve Best

Evrimin doğası türleşmedir- yaşam çeşitliliği üretmektir, en sert ve en tehlikeli koşullarda bile. Gerçekten de; dünyada yaşanan beş büyük yokoluş sürecinden sonra doğa, sadece ekolojik dinamikleri yeniden dengeye oturtmakla kalmadı, daha fazla yaşam üretti; Kambriyen Patlaması sırasında görüldüğü gibi biyoçeşitliliği daha da geliştirdi ve çoğalttı.

(daha&helliip;)

Kanunen kör: hayvanlara yasal haklar verebilir miyiz?

Dr. Steve Best

ABD gibi çürümüş sosyal sistemlerinde yasalar ve etik arasındaki ilişki nadiren birbirine paraleldir. Yasalar güçsüzlerdense güçlüleri korumak için vardır, ve etik de yapılan kötülüklerin ve yanlışların mazeretidir. Böylece etik olarak doğru olan bir şey yasalarda belirtilmiş olmak zorunda değildir, ve yasal olan bir şey de nadiren ahlâki olma özelliğini taşır. Aslında ABD hükümetiyle ilgili gerçek skandal, neyin yasal olduğu konusudur.

(daha&helliip;)

Bizim Gibi Hayvanlar: Bir Tür Kimliği Arayışı

Dr. Steve Best

İnsan ruhu ölmedi. Gizlenerek yaşamaya devam ediyor. İnsan ahlâkının kökü olması gereken merhametin, gerçek genişliğine ve derinliğine, ancak kendini insan türüyle sınırlamayıp bütün yaşayan canlıları kucaklaması sayesinde  ulaşabileceğine inanıyorum”. Dr. Albert Schweitzer
Hayvanlar insan hayatının her zaman merkezinde yer aldılar; hem en iyi, hem de en kötü şekillerde. Alenen belli olanla başlamak gerekirse, bizler hayvanız ve evrimsel atalarımız olan insan olmayan canlılarla aynı zaman akışı içerisinde yaşıyoruz. Onlarla fizyolojimizi, genetiğimizi, ve temel davranışlarımızı paylaşıyoruz; ahlâkımızın ve aile yapılarımızın en temel yönleri de primatlardan geliyor, diye düşünülüyor. Batı psikozunun sandığının tersine, bizler hayvanlardan üstte değiliz, onlardanız.

21. Yüzyıl Devrimi

Dr. Steve Best

 Soruna Giriş

 

Özgürlük, haklar, demokrasi, şefkat etiği, barış, türler arası adalet ve ekoloji savaşında bir çok kaleyi kazanıyoruz.

Ama savaşı kaybediyoruz.

Hırs, şiddet, yağmalama, çıkar ve tahakküm savaşını. Uluslarlarası şirketlere, dünya bankalarına ABD imparatorluğuna, Batı askeri makinelerine karşı olan savaşı. Ekonomik büyümeyi, teknolojik gelişmeyi, aşırı üretimi, aşırı tüketimi ve aşırı nüfus artışını her yere yayan sistemlere karşı olan savaşı.

Son on yıllarda yaşanan yoğun sosyal ve çevresel mücadelelere rağmen, demokrası ve ekoloji mücadelesinde toprak kaybediyoruz.

(daha&helliip;)

Hayvan Özgürlüğünün Görevi: Ne Fazlası Ne Azı

Dr. Steve Best

Ancak bu sırada düşünmeye başladım: hayvanlara şefkat gösteren insanlarla neden dalga geçiliyor, neden küçümseniyorlar? Neden psikolojik olarak anormal ve ahlâken yanlış kabul ediliyoruz? Neden bizlere kedici köpekçi, insan düşmanı ya da terörist deniyor? Neden veganizm ve hayvan hakları konusu bu kadar büyük tepki çekiyor? Hayvan özgürlüğü konusu neden insan ruhunda çok ilkel ve çiğ bir sinire dokunarak diğerlerinin direnmesine neden oluyor, devletten böylesine baskı görüyor? Neden böylesine tehdit edici bir özelliği var?

(daha&helliip;)

Hayvan Bakış Açısı Kuramının Devrimci Anlamları

-Yazının tamamı-

Dr.Steven Best

Tarihsel ve toplumsal dinamiklerin karmaşıklığı ancak çoklu perspektifle uygun şekilde kavranabilir. Bu çoklu perspektifler Marksizm, feminizm, ırk/sömürge sonrası dönem incelemeleri, ve çevreci determinizm gibi eleştirel yaklaşımları kapsıyor. Sınıf, toplumsal cinsiyet, coğrafya ve iklim gibi belirleyicilere ayrıca insan tarihine hayvanların yaptığı etkiyi de eklememiz gerekiyor, ya da insan-hayvan ilişkileri ve karşılıklı etkileşimleri de diyebiliriz- hayvan bakış açısını kullanınca bu daha da netleşiyor.

(daha&helliip;)

Sonuç: “Tarih Bilmecesi”nin Şifrelerini Çözerken

Dr. Steve Best

 Hayvan Bakış Açısı Kuramı/VI.-Son Kısım

“Bir evrimsel strateji olarak sömürü, zamanını doldurdu”.

Colin Tudge

Hayvan bakış açısı, genel olarak insanın biyolojik ve sosyal evrimini baskıcı  kültürlerin, sosyal hiyerarşilerin, ekonomik ve  politik eşitsizliklerin ve asimetrik iktidar sistemlerinin kökenleri, dinamikleri ve gelişimini ortaya koymak gibi önemli yeni tarzlarda aydınlatmaya çalışır. Hayvan bakıç açısı sayesinde;  nefret, hiyerarşi, şiddet, savaş, kölelik, ırkçılık, ataerkillik, sömürgecilik, Anti-semitizm ve Soykırım deliliğinin kökenleri hakkında önemli dersler öğrenebiliriz. Diğer tarihi yaklaşımlarla elde edilemeyen perspektifler ve öngörüler sağlayarak hayvan bakış açısı insanın hayvanları egemenliğine almasının insanın insanı baskı altına almasına nasıl bağlı olduğunu analiz eder, büyük ölçekli hayvan katliamı ve hayvan sömürüsünün çevreye olan zararlarını  aydınlatır.

(daha&helliip;)

Bir Dağ (Aslanı) Gibi Düşünmek: Hayvan Bakış Açısı ve Militan Doğrudan Eylem

Dr. Steve Best

Hayvan Bakış Açısı Kuramı /V.Kısım

“Eyleme karşı çıkan tek bir balina gösterin, eyleme hemen son vereceğiz; ama bu olana dek insanların ne düşündüğü umrumda değil”. Paul  Watson

 “Gidin bunu atlara anlatın”. Eski ALF tutuklusu Peter Young’ın Jonathan Paul’un 1997 yılında Cavel West At Mezbahası’nı yakma girişiminden sonra kendisine yönelik pasifist eleştirilere verdiği yanıt.

Hayvan bakış açısı, hayvan – insan ilişkilerinin tarih boyunca nasıl olduğunu anlamak açısından yaşamsal bir öneme sahip; psikolojik, sosyal ve ekolojik krizlerin kökenleri ve gelişimi ile ilgili ciddi öngörüler elde etmek için büyük önem taşıyor. Yalnızca sosyal organizasyon ve değişimi anlamak için değil; bireylerin, kültürün ve bir bütün olarak insanlığın niteliğini yeterli şekilde değerlendirmek için olmazsa olmaz bir özelliği var; öte yandan direniş ve devrimci mücadele için gerekli taktik meselelerini yeniden gözden geçirmek için önemli. Tartışmanın bastırıldığı, sansürlendiği, pasifist dogmaların hegemonyasına mahkûm edildiği yerlerde hayvan bakış açısı, taktikleri kurban edenlerin değil kurban edilenlerin bakış açısıyla düşünmemizi sağlıyor; böylece  şiddeti sürdürenler ve onların çeşitli “muhalefet” hareketlerinde toplanmış korosu tarafından çekip çevrilen söyleme sağduyu ve ahlâki bir netlik kazandırılabilir.

(daha&helliip;)

Hayvan Bakış Açısı Kuramı/IV.Kısım: Hayvan Bakış Açısı, Etik, Adalet ve İnsan Doğası

Dr. Steve Best

Etik anlamda,  hayvan bakışı; adalet kurallarının belirlenmesi, bir toplumun veya bireyin moral karakterinin tam anlamıyla değerlendirilebilmesi ve  Homo sapiens’inşiddet dolu, agresif, hiyerarşik ve baskıcı eğilimleri olan bir tür olduğunun altını çizen eleştirel bir perspektif kazanılması anlamında bir çok değer üretiyor ve bunun bir çok sonuçları bulunuyor.

(daha&helliip;)

Hayvan Bakış Açısı Kuramı III. Kısım: Türcülük ve Hiyerarşinin Doğuşu

Dr. Steve Best

Hayvan bakış açısı,  insanlar ve hayvanlar arasındaki dinamik, sembiyotik karşılıklı etkileşimler aracılığıyla toplumların köklerini ve bu toplumların gelişimini inceler; bu sebeple tarihi insanın bir özne oluşunu var olan bütün şeyler arasında kendine özgü tek varlık olarak cisimleştiren evrimci bir konumdan yorumlamaz, ayrıca Promete türünün otonom eylemleri olarak da yorumlamaz; tam tersine, hayvanları insan tarihinin olmazsa olmaz bir parçası ve kendi içinde ahlâk özneleri ve otonom özneler olarak gören ortaklaşa evrim optiği aracılığıyla yorumlar. İnsanların hayvanlarla barışçıl ve hürmet barındıran bir ilişki sürdürüp sürdürmediği ya da şiddete ve sömürüye meyilli bir tür olup olup olmadığımız konusuna gelirsek, hangisi olursa olsun bunun insan psikolojisi, toplumsal formasyon ve değişime, ayrıca doğal çevreye net bir etkisi olmuştur.

(daha&helliip;)

Hayvan Bakış Açısı Kuramı II.Kısım: Marksizm, Çevresel Determinizm ve Eko-Hümanizm

Dr. Steve Best

19.yy’ın ortasında Karl Marks tarih yazmaya yeni bir yaklaşım getirdi; odak noktası tanrılardan ve krallardan üretime, ticarete, emeğe ve sınıf çelişkisine kayıyordu. Tarih yazımı, tarihin Tanrı ya da düşünceler tarafından belirlendiği o “idealist” görüşe saplanıp kalmışken , Marks; ekonomi, üretim ve sınıf mücadelesinde belirleyici maddi güçleri ortaya koyuyordu. Tarih; üretimin, kaynakların, teknoloji ve sosyal kurumların kontrolü ve bunların kime ait olduğu gerçeği, bir dizi sınıf çelişkisi tarafından belirleniyordu.

(daha&helliip;)

Hayvan Bakış Açısı Kuramı /I. Kısım

Yazının tamamı altı kısımdan oluşuyor.

1.Hayvan Bakış Açısı Teorisinin Epistemolojisi ve Politikası

2.Marksizm, Çevresel Determinizm ve Eko-Hümanizm

3.Türcülük ve Hiyerarşinin Doğuşu

4.Hayvan Bakış Açısı, Etik, Adalet ve İnsan Doğası

5.Bir Dağ (Aslanı) Gibi Düşünmek: Hayvan Bakış Açısı ve Militan Doğrudan Eylem

6. Sonuç: “Tarih Bilmecesi”nin Şifrelerini Çözerken

Dr.Steve Best

Tarihsel ve toplumsal dinamiklerin karmaşıklığı ancak çoklu perspektifle uygun şekilde kavranabilir. Bu çoklu perspektifler Marksizm, feminizm, ırk/sömürge sonrası dönem incelemeleri, ve çevreci determinizm gibi eleştirel yaklaşımları kapsıyor. Sınıf, toplumsal cinsiyet, coğrafya ve iklim gibi belirleyicilere ayrıca insan tarihine hayvanların yaptığı etkiyi de eklememiz gerekiyor, ya da insan-hayvan ilişkileri ve karşılıklı etkileşimleri de diyebiliriz- hayvan bakış açısını kullanınca bu daha da netleşiyor.

(daha&helliip;)

Geri Çekilmek Zorundayız

Dr. Steve Best

Sadece zarar vermemenin yetmemesi çok temel bir etik ilkesi bence. Etkin olarak iyi olanı yapmak zorundasınız. Bu yüzden deri endüstrisinden ve fabrika çiftçiliğinden, ilaç endüstrilerinden vegan olarak kendiniz geri çekebiliyorsanız bile lütfen kendinizi ahlâki anlamda sağlam ve güvende olduğunuzu düşünerek kandırmayın, çünkü ilk adımı atmış olsanız bile o adım atılması gereken tek adım değil. Peter Young bir hayat tarzı olarak veganizmden söz ediyor, işte bu benim son derece küçümsediğim bir şey, çünkü kazandırdığı fazla bir şey yok. Evinizin duvarları arasında Thai restaurantları ve Whole Foods mağazaları arasında gidip gelerek kötülüğe aktif olarak karşı çıktığınızı düşünemezsiniz. Bunların hepsine etkin bir tarzda karşı çıkmak ve giderek artan radikal seviyelerde müdahale etmek zorundayız. Neden?

(daha&helliip;)

İnsan İmparatorluğunun Yükselişi ve Çöküşü

Yazıyı baştan sona taradım, hataları düzelttim. Çok fazla sorun vardı. Gene de atladığım yerler olmuş olabilir. Bu arada çevirmekte olduğum yazıları soranlar oluyor. Dr. Steve Best’in “Hayvan Bakış Açısı Teorisi” adlı yazısını çeviriyorum. Oldukça uzun bir yazı olup bu yazı gibi yeni kitabında yer alacak çalışmalarından biri.

 Dr. Steve Best

“Sizinle, bir süredir kafamı meşgul eden bir düşüncemi paylaşmak istiyorum. Bu düşünce aklıma sizin türünüzü sınıflandırmaya çalışırken geldi ve anladım ki sizler aslında memeliler sınıfına dahil değilsiniz. Bu gezegendeki tüm memeliler, yaşadıkları çevre ile içgüdüsel olarak bir denge kuruyorlar. Ama siz insanlar öyle değilsiniz. Bir bölgeye yerleşiyorsunuz ve çoğalıyorsunuz, tüm doğal kaynakları tüketene kadar çoğalıyorsunuz. Canlı kalabilmenizin tek yolu başka bir bölgeye yayılmak. Bu gezegende bu şekilde yaşamını sürdüren bir organizma daha var. Ne olduğunu biliyor musunuz? Virüsler. İnsanlar hastalıktır. Bu gezegenin kanserleri. Sizler bir vebasınız.”

Ajan Smith, The Matrix (1999)

(daha&helliip;)

İnsan İmparatorluğu

Dr. Steve Best

2 Kasım 2012

Portekiz PANdebate Söyleşisi

-Tam Metin-

Bugün insan kimliğinden bahsedeceğim. Kim olduğumuzdan, kim olduğumuzu düşündüğümüzden, kime insan dendiği, bunun ne anlama geldiği ve  insan kimliği denen şeyin neden bir hata olduğuna dair insan kimliği politikalarından bahsedeceğim.Bu yüzden konuşmamın adını “insan kimliği ya da insan doğası üzerine bildiğiniz herşey yanlış” adını verdim. Çünkü hâlâ kim olduğumuz bilmiyoruz, ben  işte bu paradoksu ortaya koyacağım.

(daha&helliip;)

İnsan İmparatorluğu -3-

 

Dr. Steve Best

Dünya evrenin merkezinde değil. Biz de Darwinizmi kapitalist bir ideolojiye, türcü bir ideolojiye dönüştürdük ve kumaştaki yırtığı diktik.

20. yüzyılda ise Nietzsche ve Freud çıkıyor karşımıza. Freud “Rüyaların Yorumu”’nu 1900’de yazdı. Nietzsche 1889’da  öldü ve ve 11 sene boyunca komada yaşadı. En muhteşem akıllardan biri böyle sönüp gitti. Nietzsche ve Freud aklın İnsan’ın merkezinde yer almadığını söyledi bize. Buna işaret eden Darwin’di. Kendimizi akıllı canlılar olaral görüyoruz, bir özümüz var ve bu öz de rasyonel bire özmüş gibi görüyoruz. Nietzsche ve Freud Darwin’a pek işaret etmedilerse de Darwin’in sözlerinin altını çizmiş oldular; içgüdüleri, iradesi, rasyonel olmayan itkileri tarafından yönetilen hayvanlar ve aslında rasyonel altı varlıklar olduğumuzu söylediler.

(daha&helliip;)

İnsan imparatorluğu -2-

Dr. Steve Best

Kim olduğumuzu öğrenmeye başlarken kim olduğumuzu değiştirmeye başlıyoruz, bir anlamda kim olduğumuzu asla bilemeyeceğiz gibi bir durum çıkıyor ortaya, özellikle de  iki sebeple:

1-     Kim olduğumuzu değiştiriyoruz, biyolojik bir doğamız olsa bile insan benliğine  dair bir dereceye kadar bir esneklik söz konusu.

2-     Farmakoloji? İnsanlar prozac’ın insan zihnine yaptığı etkiler üzerine kitaplar yazdı. Bazı insanlar bu anti-depresyon ilaçlarının farklı bir kişilik yarattığını, farklı bir benlik yarattığını söylüyor. O halde bir yanda farmakoloji, bir yanda terapötik toplum, bir yandan insan zihnine etki eden , farklı tecrübeler, farklı gerçeklik algıları, isterseniz farklı doğalar da diyebileceğimiz şeyler yaratabilen ilaçlar var. Dünyayı genetik olarak modifiye ediyoruz ve kendimizi genetik olarak modifiye etmeye başlıyoruz. Laboratuarlarda çoktan hibrid türler yaratmış durumdayız. İnsan DNA’sı ile dana DNA’sını alıp birleştiriyor ve hibrid bir tür yaratıyoruz. Size garanti veriyorum, eğer ömrümüz olursa, genetik olarak modifiye olacağımızı, değiştirileceğimizi söylüyorum size, o gün kesinlikle gelecek. Bu toplum Gattaca’ya benzeyecek. Gattaca filmini bilirsiniz. Yeni ayrımcılık biçiminin genetik ayrımcılık olduğu bir gün gelecek.” Sen sadece normal misin? Genetik olarak modifiye edilmedin mi?” denecek. Çünkü bu zenginlerin ayrıcalığı olacak.

 

O halde, elimizde kim olduğumuzu bilmediğimiz şeklinde bir paradoks var. Ayrıca kim olduğumuzu ortaya çıkarırken bir yandan da  onu değiştirmeye başladığımız şeklinde bir ironi var. Bir de şimdi bahsetmek istediğim modernite devrimleri var.

(daha&helliip;)

İnsan İmparatorluğu -1-

Dr. Steve Best

Bugün insan kimliğinden bahsedeceğim. Kim olduğumuzdan, kim olduğumuzu düşündüğümüzden, kime insan dendiği, bunun ne anlama geldiği ve  insan kimliği denen şeyin neden bir hata olduğuna dair insan kimliği politikalarından bahsedeceğim.Bu yüzden konuşmamın adını “insan kimliği ya da insan doğası üzerine bildiğiniz herşey yanlış” adını verdim. Çünkü hâlâ kim olduğumuz bilmiyoruz, ben  işte bu paradoksu ortaya koyacağım.

(daha&helliip;)

“Türcülük, Ekosavaşlar ve Güney Afrika’nın Ölüm Tarlaları”

Dr. Steve Best

Gerçekten, Afrika, kökleri Avrupa emperyalizmi, Amerikan neo-emperyalizmi ve çağdaş uluslar aşırı şirketler ve bankaların avcı doğasında bulunan insan ızdırabıyla dolup taşıyor. Açlıktan ölen bebeklerin inlemeleri, çığlıkları, palanlarla saldırıya uğrayan insanların haykırışları dolduruyor havayı. Ama insanın kurban edilmesinin çözümü hayvanların kurban edilmesi, fillerin ve yaban hayatının bir bütün olarak sürdürülebilirliğini saptıran bir şekilde sömürme mantığı gütmek değildir. Afrika’yı  küresel bir bağlamda hasta eden sorunların ekonomik ve politik köklerini kavramak önemlidir, bir yandan farklı baskı biçimlerinin- meselâ ırkçılık, cinsiyet ayrımcılığı, türcülük ve sınıf ayrımcılığı gibi –birbirine nasıl temas ettiği, birbiriyle nasıl bağdaştığı ve güçlendirdiğini de anlamak gerekmektedir.

(daha&helliip;)

Hayvan Özgürlüğünün Peşinde Olduğu Şey

Dr. Steve Best

Eğer hayvan hakları hareketi başka bir “menfaat grubu” olmaktan daha başka bir şey olmak istiyorsa, eğer amacı hayvan özgürlüğünün hedeflerini hayata geçirmekse, insan kimliğini ve toplumu radikal anlamda dönüştürecek o potansiyeli gerçekleştirmekse , o zaman geçmişteki toplumsal hareketleri incelemek , onların başarılarından ve başarısızlıklarından – özellikle de çevre hareketinden- bir şeyler öğrenmek, ve böylece doğru dersleri öğrenerek aynı hataları tekrar etmemek zorunda. Aktivistlerin ana akım kuruluşları eleştirmesi, felsefi ve taktik çeşitliliği sürdürmek için mücadele etmesi; yeraltı, doğrudan eylem ve halk hareketlerinin yaşamsal önemini ortaya koyması gerekiyor.

(daha&helliip;)

Ahlâkî Evrim ve Hayvan Hakları

Dr.Steve Best

İnsan toplumlarında bütün insanların temel hakları olduğunu biliyoruz. Ahlâki ve hukuki gelişimimizde sıradaki adım “hey, bir dakika”, demektir; eğer farklı ırktan insanların aynen beyazlar gibi hakları olduğunu söyleyeceksek, kadınların erkekler gibi hakları olduğunu söyleyeceksek, o zaman insanların hakları vardır ama hayvanların olamaz demek saçmalıktır. Bu bir çelişkidir, ikiyüzlülüktür.

(daha&helliip;)

Veganizm: Kaybedemeyeceğimiz Bir Savaş

Dr. Steve Best

30 yıldır kitap yayınlıyorum. 30 seneden uzun süredir vejetaryen ve veganım. 30 senedir bütün toplumsal hareketlerde ve davalarda bir aktivist olarak yer aldım. Bir devrimde  insan olarak, bir toplum olarak , vegan ve hayvan aktivistleri olarak, bir hareket olarak  nerede bulunduğumuz konusunda bazı sonuçlara  ulaşmış bulunuyorum.

Hem iyi hem kötü haberlerim var size.

(daha&helliip;)

Ekolojik Kriz Zamanında Hayvan Özgürlüğü ve Ahlâki İlerleme

Dr. Steve Best

(Dr. Steve Best’in 05 Eylül 2012 günü Roma’da Sapienza Üniversitesi’nde verdiği “Hayvan Özgürlüğü ve Ahlâkî İlerleme: İnsanın Evrim Mücadelesi”isimli konuşmasının metin hâlidir).

Çok karanlık ve  çok rahatsız zamanlarda yaşıyoruz. Sonu gelmeyen savaşların, her yere yayılmış militarizmin tanıklarıyız, her yerde artık kontrolden çıkmış bir şirket kapitalizminin büyüdüğünü , halkların yoksullaştırıldığını görüyoruz. Önceden tanık olunmamış bir devlet baskısının tanıklarıyız, eylemlerimizin devlet tarafından izlenmesine kişisel haklarımızın ihlâl edilmesine şahit oluyoruz… Şu anda son derece tarihî bir ân yaşıyoruz. Gezegen tarihinde yaşanan 6. yokoluş krizinin tam ortasında bulunuyoruz. Son dört ya da beş tanesi doğadan kaynaklanmıştı ama bu sonuncusu tamamen insan yapımı. Son yokoluş süreci 65 milyon yıl önce yaşandı. Şu anda yaşadığımız ise biz konuşurken meydana gelmeye devam ediyor. Bizler ayrıca insanların sebep olduğu bir iklim değişikliği çağında yaşıyoruz. Bu iklim değişikliği ise artık devrilme noktasında,  yani olay ve değişikliklerin geri döndürülemeyeceği bir noktaya varmak üzereyiz. Ve ne yaparsak yapalım, bu durum yaşanıyor. 2050 yılına kadar BM artık tanınmaz hale gelmiş bir gezegenimizin olacağını söylüyor.

(daha&helliip;)

ALF’i Neden Desteklemiyorsunuz ?

Dr. Steve Best

FBI’ın resmî eko-terörizm tanımı: “ DOĞAYI KURTARMAK ADINA İŞLENEN SUÇ”

Bu tanım “doğayı kurtarmak” adına yapılan eylemleri suç olarak nitelerken doğayı yok eden eylemlerin Tanrı ve bayrak tarafından onaylandığı, her yeri tahakküm altına alan kapitalist toplum ve onun kafa yapısı hakkında ciltler dolusu şey söylüyor bizlere.

Günümüz dünyasında teröristler gerçekten var, ama bu teröristler ALF değil.  En kana susamış ve tehlikeli suçlular bugün ABD şirketleri ve devletinin en tepelerindeler; işte halkları sömüren, hayvanları katleden ve gezegene tecavüz edenler onlar!

(daha&helliip;)

Bir Mücadele Günlüğünden Notlar

Dr. Steve Best

“Bayanlar baylar,

Şu anda adakemisyen, yazar, aktivist ve dünya yurttaşı kapasitesi anlamında, sizin önünüzde sahnede ayakta durması gereken son insanlara bakıyorsunuz.

Gençliğimde, bir fabrikada mavi yakalı bir çalışan olmaya, ya da hapse girmeye ya da erkenden mezarı boylamaya aday birisiydim, ama hayatımdaki derin değişiklikler beni farklı yönlere doğru itti. Bu geceki konuşmamın önemli temalarından birisi değişim, büyüme, gelişim ve evrim. Gerçekten de, bir tür olarak eğer topyekûn bir felaketi ters yüz etmek istiyorsak, toplumsal ve moral evrimimizde kuantum sıçraması yapmamız gerekiyor; çünkü kapitalizm ve ekolojide yaşanan küresel krizler disütopik bir gelecek ve felaket boyutlarında değişimlerle yüzyüze bırakıyor bizi.

(daha&helliip;)

“Hayvanları Vuran Her Şerefsiz Vurulsun”

Bu yazıyı  facebook’ta birisinin duvarında gördüm…ne zaman çevirdim hatırlamıyorum; ama tuvalette kedinin bacaklarını kırıp gözlerini oyan yaratıktan sonra cuk oturdu …

Dr. Steve Best

Hayvanları zehirleyen her adi şerefsiz, ölümcül kimyasallara boğulsun;   Diri kesim uygulayan her şerefsiz diri kesimciye diri kesim uygulansın, bok gibi kenara atılsın;   Her şerefsiz fabrika çiftliği sahibi senelerce karanlık , leş kokulu bok deliklerinde, küçücük kafeslere tıkılı kalsın;

Mezbaha sahibi her şerefsizin vücudu lime lime kesilsin, kanı tamamen boşalsın diye asılsın;

Her kürk çiftliği sahibi kızarıp şenlik ateşi gibi duman tütene dek elektrikli sopalarla götünden sikilsin;   Her balina avcısı başından zıpkınla vurulsun, her yunus balığı katili koylarda buzulları kıpkırmızı edecek şekilde bıçaklansın, her fok katilinin derisi annesinin gözleri önünde diri diri soyulsun;

(daha&helliip;)

Cesur Yeni Dünya Mühendisliği: Gerçek Eskisi Gibi Değil

-Eski bir çeviri, yeniden-

Dr.Steve Best

Edebiyat sadece kurgudan ibaret değildir, toplum hakkında hayati öneme sahip açılar sağlar. Belki de dikkat çeken bir örnek olarak Upton Sinclair’in “The Jungle” (1906) kitabını burada söylenebilir; bu kitap halkı et endüstrisinin iğrençliği ve işçi sınıfının perişan hayatları hakkında bilgilendirmiştir. Bu örnekten de belli olduğu gibi; edebiyat,  sosyolojik çözümlemelerin başaramayacağı türden, günlük hayatla alakalı somut keşifler yapmamızı sağlar. Dahası; edebiyat, yaklaşmakta olan şeylerle alakalı derin uyarılar ve önseziler de sağlar. Medya kuramcısı Marshall Mcluhan’ın sözleriyle söylemek gerekirse sanatçılar bilim adamları ve felsefecilerden önce değişiklileri görüp  hisseden “geleceğin antenleri”dir.

(daha&helliip;)

Kanunen Kör : Hayvanlara Yasal Haklar Verebilir miyiz?

DR. STEVE BEST

ABD gibi çürümüş sosyal sistemlerinde yasalar ve etik arasındaki ilişki nadiren birbirine paraleldir. Yasalar güçsüzlerdense güçlüleri korumak için vardır, ve etik de yapılan kötülüklerin ve yanlışların mazeretidir. Böylece etik olarak doğru olan bir şey yasalarda belirtilmiş olmak zorunda değildir, ve yasal olan bir şey de nadiren ahlâki olma özelliğini taşır. Aslında ABD hükümetiyle ilgili gerçek skandal, neyin yasal olduğu konusudur.

(daha&helliip;)

“ÖZGÜRLÜKTEN ASLA TAVİZ VERMEYİN…”

 Dr. Steve Best’in bir röportajından…

“Zarar vermemek yeterli değildir ifadesi en temel etik prensibidir . Aktif olarak iyi olanı yapmalısınız. Bu yüzden fabrika çiftçiliğinden, ve deri endüstrisinden, ilaç endüstrisinden vegan olacağınız noktaya dek geri çekilirseniz, lütfen moral anlamda hem sağlam hem de emniyette olduğunuzu düşünerek kendinizi kandırmayın. Neden? Çünkü ilk adımı attınız evet, ama tek adım değil bu. Veganizmin bir hayat tarzı olarak görülmesini çok ciddi olarak küçümsüyorum; çünkü bu, yeterli olanı yapmamak demektir.  Evinizin sınırları içerisinde kalıp Thai restaurantlarına gelip giderek yaşayarak, bu şeytani kötülük sitemlerine aktif olarak karşı koyduğunuzu düşünemezsiniz.

(daha&helliip;)

Radikal Köle Karşıtlığı Manifestosu:

Gereken Her Türlü Şekilde  Total Özgürlük

Dr. Steve Best

-Eski bir yazı-

I.

Hayvanları Savunma Hareketi artık ya öleceği ya da yapması gerekeni yapacağı bir dönüm noktasında bulunuyor. 1980’lerin başlarında yeni bir hayvan hakları hareketi potansiyelleriyle dopdolu bir biçimde parıldıyordu; birkaç sene içerisinde bu ışık yozlaşma, oportünizm ve bürokrasinin samimi bir değişim vaadinin içini boşalttığı bir şekil aldı. Evrim geçirdikçe PETA ve diğer gruplar, HSUS (ABD İnsancıl Topluluğu)’na özenerek dev şirket canavarları ve ana akım makinelerine dönüştüler. Taviz verir bir şekilde hayvan hakları grupları sürüp giden hayvan kırımını yok etmek yerine onu düzenlemek amacıyla sömürü endüstrileriyle beraber çalıştılar.

(daha&helliip;)

“ALF:Terörist mi? Özgürlük Savaşçısı mı? “

Yazan: Gökhan Gençay
Yazı Kaynağı: Birgün Kitap

İnsanlık yeryüzünde kendine var olma, hayatını sürdürme alanı kurabildiği günden beri, evi olarak benimsediği teritoryasında kendisi dışındaki tüm canlılara faydacı, hiyerarşik derecelerle dayattığı üstünlüğü sahiplenen bir perspektifle anlam yüklemiştir. İnsanlığın hâkim, yerleşik bilincinde doğa, tüm özneleriyle birlikte topyekûn biçimde insan denen üstün, nitelikli canlının hayatını kolaylaştırmak, ona hizmet etmek, konfor kapasitesini arttırmakla yükümlüdür. Bu mantıkla adım adım inşa edilen ve kuşaklar boyunca içselleştirilen tahakküm anlayışı; dünyayı, içinde yaşayan tüm canlılarla birlikte kendi ihtiyaçlarına göre yeniden düzenlemesi gereken bir hammadde kaynağı olarak kodlamıştır.

(daha&helliip;)

“İnsandan Daha Aşağı”: Gaddarlığın Psikolojisi

Dr. Steve Best

İnsan tarihi, insan doğası ve evrimsel psikolojiye olan ilgimi düşünürsek, David Livingstone Smiths’in “The Most Dangerous Animal: Human Nature and the Origins of War: En Tehlikeli Hayvan: İnsan Doğası ve Savaşın Kökenleri”(2010) adlı kitabının beni çok etkilediğini söyleyebilirim. New England Üniversitesi’ndeki Bilişsel Bilim ve Evrimci Psikoloji Enstitüsü’nün yöneticisi ve kurucularından birisi olan Smith hem net hem de zorlayıcı bir yazar, evrim tarihi üzerine yazan diğer bilgili yazarlar gibi Smith de “insan doğası”na dair dişe dokunur hiçbir teorinin hiçbir şekilde hiyerarşiyi ve diğer gerici değerleri meşrulaştıran gerici değerleri içermediğini ve solcuların-ilericilerin insan doğasının içsel olarak gerici olduğu önkabulünün sadece yanlış olmakla kalmayıp eldeki bilgilerin insanların-ilk ataları primat familyasından 5-7 milyon yıl önce ortaya çıkan insanların-  şiddete, savaşa, yabancı düşmanlığına, kabileciliğe ve bizleri bugün rahatsız, işlevsiz ve “tehlikeli” hayvanlar haline getiren diğer özelliklere değil uysallığa yatkın canlılar olduğumuzu ortaya koyduğunu söylüyor.

(daha&helliip;)

Şimdi İhtiyacımız Olan Şey

Dr. Steve Best

“Gezegenin her bir yanında gözler önüne serilen devasa bir soykırım var, ve  şu anda en çok ihtiyacımız olan şey devasa bir toplumsal direniş, ve ne şekilde olursa olsun  dünyaya ve hayvanlara karşı yürütülen bu total savaşı durdurmak. Öfkeye, direnişe, korkusuzluğa, fedakârlığa, bedenlerimizi öne sürmeye, gerekirse özgürlüğümüzü ve hatta hayatlarımızı riske atmaya ihtiyacımız var. Akademisyenler  nihayetinde politik eyleme ve devrimci değişimlere sürekli engel olan, kendi çıkarlarına düşkün kariyeristler, hayvan soykırımından para kazanan çıkarcılar, bürokratik görevliler, devletin hizmetçileri ve  teorik fetişistler topu topu.”

ALF’e “İlkesel” Bir Eleştiri

Dr. Steve Best

Esas mesele uç noktalarda olup olmayacağımız değil, ne türden uç insanlar olacağımız. Hem ulus hem de dünya yaratıcı sivri insanlara büyük ihtiyaç duyuyor.

Martin Luther King, Jr.

Eğer ALF “aşırı” taktikler kullanıyorsa, bunun sebebi hayvanlara yapılan kötülüğün de ekstrem olması ve  yasaların hayvanları sömürenler tarafından ortaya konan soykırımı koruduğu koşullar altında  acil ölçülerin ele alınmayı gerektirmesidir. Devletten gelen baskının sürekli artması ve hayvan/dünya özgürlüğü eylemlerine yönelik cezaların çoğalmasına rağmen, bugünün gerilla savaşçıları ne geri adım atıyorlar ne de tehdide pabuç bırakıyorlar. Kuzey Amerika ALF Basın Odası sözcüsü “ALF ve ELF’i durdurmanın tek yolu, keyfini süren toplumumuzun bu insanları böyle dramatik eylemleri hayata geçirmeye mecbur eden konularla ciddi olarak yüzleşmesidir, görünüşe göre bunun pek de gerçekleşmediğini söyleyebiliriz” diyor. İster hareketi destekleyenler isterse muhalif olanlar tarafından dile getirilsin, ALF taktiklerine yönelik iki ortak eleştiri bulunuyor, bunlardan birincisine “ilkesel” veya “içsel” eleştiriler diyeceğiz, ikinci eleştiri türüne ise “pragmatik” veya “dışsal” itirazlar adını veriyoruz. İlkesel eleştiri, mal/mülk/eşya yıkımının etik doğasını incelerken (yani eylem doğru mu, yanlış mı? diye sorarken) pragmatik eleştiri ise sabotaj taktiklerinin dışsal sonuçlarını inceler (yani sabotaj eylemleri harekete yardım mı etmektedir yoksa hareketin önüne engeller mi çıkarmaktadır diye sorar).

(daha&helliip;)

ALF: Doğrudan Eylem ve Demokrasi

 Dr. Steve Best

İktidar karşılığında bir şey talep etmeden hiçbir şey vermez. Hiçbir zaman vermedi, hiçbir zaman vermeyecek.

Frederick Douglass

Doğru şey için bile olsa oy kullanmak aslında o şey için hiç bir şey yapmamak demektir. Sadece herşeyin olduğu gibi devam etmesi konusundaki arzunuzu zayıf bir biçimde ifade ediyorsunuzdur. Akıllı bir akıl hakkını ne şansın merhametine bırakır ne de çoğunluğun iktidarı yoluyla üstün olmasını ister.

Henry David Thoreau

Doğrudan eylem her zaman arbeden çıkarandır, herşeyi başlatandır, işte bütün bu kargaşa sayesinde hiç birşeyi umursamayanlar, baskının artık hoş görülemez bir boyut aldığını farketmeye başlar.

Voltairine deCleyre (1866-1912) Amerikalı anarşist ve feminist yazar

Her zaman yasalara boyun eğdik. Bir yasaya şahsen katılmasanız bile ona gene de uyarsınız. Yoksa hayat kaosa dönüşürdü.

Gertrude Scholtz-Klink/Adolf Hitler’e Bağlı Kadınlar Bürosu Yöneticisi

(daha&helliip;)

Güney Afrika’nın Ölüm Tarlaları: Eko-Savaşlar, Türler Arası Apartheid ve Total Özgürlük-1

Dr. Steve Best

Hayvanlar, insan türünün en gaddar kısmının kadersiz kurbanları ve esirleridir.

John Stuart Mill

Güney Afrika’da fil, hükümet ve ulusal park sistemi yeniden “itlaf” pratiğine dönme sinyalleri verirken politik tartışmaların ve kültür savaşlarının tam da merkezine yerleşmiş durumda. İtlaf yandaşları- buna hükümet görevlileri, park hizmeti bürokratları, ekologlar ve “hayvan korumacılar”, World Wildlife Fund gibi büyük çevre kuruluşları, çiftçiler ve köylüler dahil- fillerin biyoçeşitliliğe ve yaşam alanlarına çok olumsuz etkileri olduğunu, fil sürülerinin “yönetilmesi” ve sayılarının düşürülmesi gerektiğini söylüyor. Çiftçiler ve köylüler fillerin rezerv çitlerini yıktığını, ürünlerini mahvettiğini, yiyecek konusunda kendi büyükbaş hayvanlarıyla yarış halinde olduklarını, fiziksel emniyetlerini tehlikeye attıklarını, bazen insanlara saldırıp ölümlere sebep olduklarını söyleyerek şikayetçi oluyorlar. Bu grupların ortak görüşüne göre  biyoçeşitlilik, ekolojik  denge ve insanların menfaatleri fillerin menfaatlerinden önde geliyor, “fil sorunu”na yönelik en etkili çözümse binlerce filin itlaf edilmesi olarak görülüyor.

(daha&helliip;)

ALF: SON ÖZGÜRLÜK HAREKETİ

Kitabın Giriş kısmından bir bölüm.

Dr. Steve Best


Dünyada nerede uyumsuzluk varsa, orada ölüm vardır- Kadim Navajo deyişi

Hayvan özgürlüğü en nihai özgürlük hareketidir, “son cephedir”. Robin Webb, İngiliz ALF Sözcüsü

Bu, yeni bir grup özgürlük savaşçısı hakkında bir kitap- kendi özgürlüklerini cehennem gibi koşullarda tutsak edilmiş hayvanlara yardım etmek ve onları kurtarmak için riske atan insan aktivistlerle  ilgili bir kitap. Merkezî olmayan, yeraltı, küresel bir ağ içerisinde çok gevşek bir şekilde birbiriyle bağlantı halinde olan bu aktivistler ALF üyelerinden başkası değil. Bu insanların cesur eylemleri şu andaki dönemin politik mücadelesini yeniden tanımlarken FBI tarafından “terörist” damgalanmaları da tuz biber ekiyor herşeye. Eylemlerini yoğun bir aciliyet damgası belirliyor. İnsanların doğayla olan ilişkisinde derinlere kök salmış bir krizi idrak ediyorlar;  artık ılımlı davranmanın, gecikmenin veya taviz vermenin zamanının çoktan geçtiğinin farkındalar. Dünya yanarken, hayvan cesetleri milyarlar adedince üst üste yığılmışken artık boşa zaman harcayamazlar; anında ve kesin eylemler yapmaya zorunlu  hissediyorlar kendilerini. ALF aktivistleri gizli şekilde çalışıyor, özellikle geceleri; maske takıyorlar, yün başlıklar giyiyorlar, birkaç insandan oluşun küçük hücrelerde görev yapıyorlar. Dikkatle hayata geçirilen bir keşif sonrası, becerikli özgürlük timleri esir tutulan hayvanları serbest bırakmak ya da kurtarmak amacıyla binalara izinsiz olarak giriyor. Bu arada çeşitli araç gereçleri ya ele geçiriyor ya da onları kullanılmaz hale getiriyorlar, hayvanları sömürmek için kullanılan materyalleri, eşya ve mülkleri kullanılmaz hale getiriyorlar, binaları ve laboratuarları yerle bir etmek için kundaklıyorlar. Bu insanlar hayvan sömürüsü endüstrilerine yüzmilyonlarca dolar zarar verdi.

(daha&helliip;)

Neden Bir Çok Vejetaryen Yeniden Et Yemeye Başlıyor -2-

Dr. Steve Best’in “Neden Birçok Vejetaryen yeniden Et Yemeye Başlıyor?” yazısı ile  ilgili  yorumu.

 

Hayvanlar olarak içimize konulmuş, acıma hisleri taşıyan içgüdülerimiz var, işte ahlâkımızın kökeninde yatan şey bu. Ama bu sinyaller hem zayıflar hem de bir çok insanda egoizm tarafından yok ediliyor. Tür ayrımcılığı ise bir çok insanın beynini çok etkili bir tarzda yıkayabilir. Bazı insanların neden hayvanların çektiği acılara empati duyduğunu diğer insanların neden empati yaşamadığını açıklayan milyonlarca neden var. Birbiriyle çelişen dürtülerimiz, içgüdülerimiz, arzularımız vb  var, bunlar toplumsallaşma yoluyla manipüle edilebilirler; sömürücüler hayvanlardan para kazandığı gerçeği ise bu duruma karşı ortaya konan bütün rasyonel ve moral mesajların hedefe ulaşmasını imkânsız hâle getiriyor. Ancak insan tarihi şiddetle dolu, ruhlarımızın her yanına yayılmış, ve toplumumuz bu şiddeti bir çok yönden destekliyor.

(daha&helliip;)

Adalet ve Barış Olsun…

12 yaşında evinden atılan ve ötenaziyle öldürülen Whitney.

Dr. Steve Best

Whitney’nin 12 sene boyunca bir evi ve bir yuvası vardı. Hastalanınca  iğrenç insanları onu bir barınağa bıraktı; Whitney korkmuştu, şaşırmıştı;  orada  paralı askerlerin ellerinde soğuk ve usulüne uygun bir ölümle karşılaşacaktı. Whitney çoğumuz için özel bir önem kazandı, milyonlarca masumun her gün canını verdiği bir soykırımın sembolü oldu. Hareketin her sektöründen bir çok aktivist olarak hepimiz farklılıklarımızı bir kenara koyduk ve bu yavrunun özgürleşmesi ve ikinci bir şansı haketmesi için güçlerimizi birleştirdik. Bu sabah Whitney’nin sahiplendirildiğini, ama eve götürülemeyecek kadar hasta olduğunu ve ötenazi ile öldürüldüğünü öğrendik.

Lütfen bugün bir barınağa gidin ve birisini kurtarın. Aşağıdaki yazı Whitney’e adanmıştır.

(daha&helliip;)

Frankenstein Sendromu

Dr. Steve Best
“Yeni bir tür beni yaratıcı ve kaynakları olarak yüceltirdi; bir çok mutlu ve mükemmel yaratık varlığını bana borçlu olurdu. Hiçbir baba benim kadar çocuğuna sahip olma memnuniyeti hissedemezdi. Bu fikirleri takip ederek, eğer maddeye can katabilirsem belki de zaman içerisinde (artık bunu imkansız bulsam da) ölümün vücudu çürümeye bıraktığı noktada hayatı yenileyebileceğimi düşündüm”.
Marry Shelly, Frankestein
Marry Shelley’nin “Frankestein” adlı eseri (1818) modern bilimin ve teknolojinin kontrolden çıkıp hiç beklenmedik yıkıcı sonuçlar üretmesi üzerine geleceği gören bir eleştiridir. Roman defalarca yeniden basıldı, defalarca filme çekildi ve hala daha bilim ve teknolojiye dair korkularımıza ve şüphelerimize biçim vermeye devam ediyor.  Roman çok geniş bir literatür, ayrıca popüler kültür bölümleri yaratarak defalarca modern bilim ve teknolojinin eğer etik bir duyarlılıktan ve kompleks sistemlerin önceden belirlenemezliği ve olasılıklarına dair bir öngörü oluşmamışsa insanlar, diğer hayat formları ve bir bütün olarak dünya için felaket türünden sonuçlar yaratabileceği konusunda bizleri uyarmıştır.

ABD’de ve Dünyada Gıda Amaçlı Öldürülen Hayvan Sayısı Artıyor

Dr. Steve Best

“Giderek daha çok insan vejetaryen ve vegan olurken” elde ettiğimiz “ilerleme”yle ilgili yazıları çeşitli bloglarda okurken gördüğüm ışıltılı raporlara rağmen FARM tarafından ABD devleti istatistikleri şu şekilde yayınladı:

“ABD Tarım Bakanlığı’ndaki verilere göre; 2010 yılında ABD’de 10,153 milyon kara hayvanı gıda amaçlı olarak yetiştirildi ve öldürüldü. Bu oran 2009 yılındaki totale kıyasla % 1,7’lik bir artış anlamına geliyor; ABD nüfusundaki % 0.9’luk artıştan daha fazla bir oran söz konusu, yani kişi başına öldürülen hayvan sayısı artmış bulunuyor.”…

“Ocak-Ağustos ayları ABD Tarım Bakanlığı kesim rakamlarına göre 2011 yılında  öldürülen hayvan sayısı 2010 rakamlarını gözönüne alındığında %1 artmış olacak, yani toplamda 10,266 milyon hayvan öldürülmüş olacak.  Yem fiyatlarındaki artış ve  yurt içi taleplerin azalması sebebiyle bloomberg.com  2012 yılında gıda amaçlı yetiştirilen hayvan sayısında % 5’lik bir düşüş meydana geleceğini öngörüyor!”

(daha&helliip;)

Dr. Steve Best: ” İnsanın Doğasına Dair Bildiğiniz Herşey Yanlış”

“Nadiren bir insan olduğumuzu düşünürüz. Çünkü sorgulamadan kabul ederiz bunu. Şimdi bir insan olarak size kim olduğunuzu sorsam, elbette cevabınız “ben bir insan hayvanıyım” olmalı, spesifik olarak da “ben bir primatım” ya da Jared Diamond’ın terimiyle söylersek “ben üçüncü şempanzeyim” olmalı (bu yazı çeviriliyor şu an-Cem) ; 1-sıradan şempanze, 2- bonobo ve 3- homo sapiens.

Siz kimsiniz? Ben bir homo sapiensim. Ben bir insanım, -insan olmayan hayvan teriminin karşıtı olarak- ben bir insan hayvanıyım. O halde sormak istediğim esas soru şu: Homo sapiens kimdir? İnsan kimdir? İnsan nedir? Nasıl bilebiliriz? Bilebilir miyiz? Belirli bir türün üyeleri olarak kim olduğumuza dair hiç fikrimiz var mı?

(daha&helliip;)

Cepheden Haberler: Uluslararası İşgal Günü’nde Hayvan Aktivistleri ve Veganlar Dünya’daki Gerçek Çoğunluğu Temsil Ediyorlar

Dr. Steve Best, Camille Marino

Artık adı kötüye çıkmış, tek konu odaklı, elitist, liberal veya tamamen apolitik (istisnalar var ama kaide bozulmuyor) vegan ve hayvan aktivistleri kapitalizm ve neoliberalizmden kaynaklanan daha geniş çaplı sosyal ve küresel tahakküm yapılarını kavrama beceriksizlikleri ve dar vizyonları sebebiyle küçük çaplı, zayıf, marjinalize kalmış güçlerdir. ABD’de nüfusun %1’inden azını oluşturan veganlar ise her gün zaferler kazanıp, kök saldıklarını ve kendi başlarına toplumsal bir devrim yürüttüklerini sanacak kadar gerçekten kopuklar.

(daha&helliip;)

Ahlâk Pusulamızı Kaybettik

Dr. Steve Best

“İnsan türü son sürat evrimsel bir çıkmaz sokağa doğru gidiyor. Gezegeni yok ediyoruz ve yaptığımız herşey hayvanları  öldürüyor. Ahlâki  pusulamızı kaybettik. Etik ve merhamet/şefkat yerine güç ve çıkar terimleriyle düşünüyoruz. Hayata hürmet duygumuz kalmadı, doğayla aramızda bir bağ kurma hissi kalmadı. Tanrı’nın herşeyi bizim için yarattığına inanıyoruz, ona benzer şekilde yaratıldığımıza inanıyoruz. Kendimizi geniş bir biyotoplumun yurttaşları olarak değil, doğanın fatihleri olarak görüyoruz. Ekosistemleri sürdürmede insan olmayan hayat formlarının önemine dair hiçbir fikrimiz yok. Hayvanlara yaptığımız şeyi aslında kendimize yaptığımızı idrak edemiyoruz. Ve bütün bunlar olurken, türümüzün karşı karşıya kaldığı en büyük meydan okumaya rağmen eğlence dünyasının fantezi diyarlarında yaşıyor,  film yıldızlarının estetik makyajları ya da cinsel hayatlarıyla  ilgileniyoruz. Ben hayvanlara yönelik bir hürmet duygusunu savunarak insanın ahlâki evrimini geliştirdiğimize inanıyorum.”