Etiket: dr. melanie joy

Neokarnizmi Anlamak

Dr. Melanie Joy

Bugünlerde bazı eleştiriler “insancıl” et yemenin meziyetlerini ilan eden, “sürdürülebilir” et yemenin etik tarzını savunanlardan ya da  ne olursa olsun hayvan eti yemenin beslenme anlamında gerekliliği konusunda ısrar edenlere kıyasla veganlara  daha çok çaresizlik hissi veriyor. Öfkeli veganlar yıllar boyu çevre, insan sağlığı ve hayvanlar üzerinde hayvancılığın etkisi konusunda farkındalık yaratmaya yönelik çalışmalara rağmen aynı argümanların et yemeyi savunmak için kullanılmasına içerliyor.

(daha&helliip;)

Karnizmi Anlamanın Önemi

-eski bir yazı, yeniden-

Dr. Melanie Joy

Vejetaryen ve veganlar hayvanların yetiştirilmesi ve üretimiyle ilgili farkındalık yaratma konusunda son derece başarılı. Tıp profesyonelleri  bitkiye dayanan bir beslenme tarzının meşruluğunu kanıtladılar; gizli araştırmalar da fabrika çiftçiliğinin dehşetlerini ifşa etti; pandemik gripler ve kirli hayvan ürünlerinin geri toplanması da halkın hayvancılıkla iligli şüphelerini sağlamlaştırdı; vejetaryen restaurantlar, gıda ürünleri, vejetaryen yemek kitaplarının da sayısı giderek artıyor; giderek daha çok ünlü insan bu meselenin lehine tavır alıyor ve sürdürülebilirlikle ilgili küresel  ilgi  hayvan yeme konusunu da halkın gündemine taşımaya devam ediyor.

(daha&helliip;)

Hayvanseverler Neden Et Yiyor? Bunu Değiştirmek İçin Ne yapılabilir?

Dr.Melanie Joy

Bir çok vejetaryen ve vegan akıllı ve şefkatli insanların akıl dışı ve şefkat barındırmayan bir pratik olan hayvan yeme davranışına devam etmesi karşısında hem öfkeleniyor hem de hayal kırıklığına uğruyor. Ama herhalde  insanı en deli eden şey, et yiyen “hayvansever”ler olsa gerek. Hayvanları hem sevmek hem yemek nasıl mümkün olabilir? Ve bu konuyla ilgilenen vejetaryen ve veganlar söz konusu paradoksa nasıl yaklaşabilir?

(daha&helliip;)

KARNİZM: ETİN İDEOLOJİSİ

Speaking Truth to Power: Understanding the Dominant, Animal-Eating Narrative for Vegan Empowerment and Social Transformation
Dr. Melanie Joy
 
Hayvan Yemek Neden Bir Sosyal Adalet Meselesidir?

“Ben kuzu yemem. İnsan kendini suçlu hissediyor. Yani… onlar çok narinler. İnekler de öyleler belki, ama biz onları yiyoruz. Bunu nasıl söylemeli bilmiyorum… yani herkes inek yiyor sonuçta. Yani inek yemek mümkün, bir sürü inek var ama kuzular farklı işte…yani inek yemek normal geliyor ama kuzu yemek normal gelmiyor…aradaki fark garip.”

                                                                                                                           43 yaşında bir et kesimcisi.

“Etleri için yetiştirilen hayvanları birey olarak düşünmüyorum. Eğer hayvanlarla yakınlaşsam işimi yapamam ki. Siz “bireyler” deyince yani eşi benzeri olmayan bir kişiden söz ediyorsunuz, yani kendi adı olan kendi nitelikleri olan, oynadığı oyunlar olan bireyler…değil mi? Bunu bilmek istemem. Eminim hayvanlar öyleler, ama bilmek istemiyorum.”

                                                                                                                           31 Yaşında bir et tüketicisi.

Yukarıdaki ifadeleri bir düşünün. Et kesimcisi bir adam eğer yaptığı şey üzerine düşünürse işine devam edemeyeceğini söylüyor. Et yiyen bir insan bir türe karşı şefkat hissediyor ama bir diğer türü yiyor ve nedenini bilmiyor. Kendi davranışları üzerine düşünmeleri istenmeden önce bu insanların hiç birisi yiyeceklerine dönüşen hayvanlarla aralarındaki ilişkide tuhaf bir şeyler olduğunu düşünmüyordu; ama düşünmeye başlar başlamaz farkındalıkları kısa sürede “aşındı”. Bu şekilde et kesimcisi işinin nahoş gerçekliğini bir kenara koyarak işini yapmaya sürdürürken et yiyen insan mental paradoksunu bastırarak hayvanları yemeye devam etti.

(daha&helliip;)

Karnizm Dersleri: “Et”in Anlamı

-eski bir çeviri-

Kelly Garbato

Melanie Joy karnizmin “et”in tüketimine yönelik düşünmeyişimizin altını çizen görünmez bir inanç sistemi (ya da ideoloji) olduğunu söylüyor. Bu davranışı öylesine içselleştirmişiz ki –yani “et”yemeyi- bunu bir seçim olarak görmüyoruz, tersine kör bir şekilde onu normal ve gerekli bir şey, bir hayat tarzı olarak kabul ediyoruz; “et”tüketimi, “neyse o”dur. Karnizm vejetaryenizmin mantıksal zıddını oluşturuyor; insan et yememeye karar verebileceği gibi et yemek de bir seçim aslında. Ancak “vejetaryenizm” ve “veganizm” terimleri genel bir deyişken “karnizm” için böyle bir sözcük bulunmuyor. “Et” tüketimini destekleyen ideolojinin bir ismi olmadığı için,  “et”yemek doğal, kaçınılmaz ve inanç sistemimiz dışında kalan bir şey olarak görülüyor. Ya da hiç görülmüyor- görünmez oluyor. Bunu düşünmekten uzak durabiliyoruz; çünkü bunu konuşmak için araçlarımız yani kelimelerimiz yok. İsim vererek güç sahibi oluyoruz. Kelimeler önemli.

(daha&helliip;)

Karnizm ve Hayvan Yemenin Psikolojisi

-eski bir çeviri, yeniden-

Dr. Melanie Joy

Bu kültür ve toplumda küçük düşürücü bir çok şey var. Ama hayvanları yemek için öldürmek bunların en kötüsü, insanlar en çok bunu görmezden geliyor; çünkü hayvanların  önemli olduğunu düşünmüyorlar. Ben hayvanlara çok acıyorum. Sadece düşüncesi bile moral bozucu…Ağlıyorum.”

Bir çok okur yukarıdaki düşüncelere katılır herhalde; ama burada esas şaşırtıcı olan şey, bu sözleri söyleyen kişinin vejetaryen değil hayvan eti yiyen birisi olması. Belki daha da şaşırtıcı olan şey ise ifade edilen hislerin istisna değil, kural olması. Yapılan araştırmalar hayvanları yemenin insanlarda içsel bir huzursuzluk yarattığını ortaya koyuyor ya da bir tutarsızlık diyelim buna, insanlar genellikle bu durumun farkında değiller. O halde sorulması gereken soru kendini hayvanlara karşı şiddet uygulamaktan uzak birisi olarak gören ortalama insanın nasıl olup da hayvaların vücutlarını yiyebildiğini ve hiç bir huzursuzluk yaşamadığı olsa gerek?

(daha&helliip;)

Karnizmi Anlamanın Önemi

-eski bir çeviri, yeniden –

Dr. Melanie Joy

Vejetaryen ve veganlar hayvanların yetiştirilmesi ve üretimiyle ilgili farkındalık yaratma konusunda son derece başarılı. Tıp profesyonelleri  bitkiye dayanan bir beslenme tarzının meşruluğunu kanıtladılar; gizli araştırmalar da fabrika çiftçiliğinin dehşetlerini ifşa etti; pandemik gripler ve kirli hayvan ürünlerinin geri toplanması da halkın hayvancılıkla iligli şüphelerini sağlamlaştırdı; vejetaryen restaurantlar, gıda ürünleri, vejetaryen yemek kitaplarının da sayısı giderek artıyor; giderek daha çok ünlü insan bu meselenin lehine tavır alıyor ve sürdürülebilirlikle ilgili küresel  ilgi  hayvan yeme konusunu da halkın gündemine taşımaya devam ediyor.

(daha&helliip;)

Empatiden Apatiye…

Melanie Joy, Ph.D.

Garip bir fenomen; köpekleri ve yemediğimiz diğer hayvanları yeme düşüncesine verdiğimiz tepkiden söz ediyorum.  Hiç merak ettiniz mi neden on binlerce hayvan türü arasında sadece bir  avuç dolusu türü yeme düşüncesinden tiksiniyoruz dersiniz? Hangi hayvanların yenebileceği ve hangilerinin yenemeyeceği ile ilgili seçimlerimizin en çarpıcı yönü tiksinti duygusunun varlığı değil, yokluğu aslında. Yenebileceğine karar verdiğimiz küçük bir grup hayvanı yemeye neden karşı çıkamıyoruz?

Elimizdeki kanıtlar bize tiksinti duymamamızın, tamamen olmasa bile, büyük oranda  öğrenilmiş olduğunu düşündürüyor. Şemalarımızla doğmuyoruz; hepsi inşa ediliyor. Şemalarımız büyük oranda yapılandırılmış bir inanç sisteminden evrildiler. Sistem hangi hayvanların yenebileceğini dikte ediyor, ve  onları yerken duygusal ya da psikolojik bir huzursuzluk hissetmeden onları tüketmemizi mümkün kılıyor. Sistem bize nasıl hissetmememizi öğretiyor. Yitirdiğimiz en belirgin his tiksinti hissi; ancak tiksintimizin altında benlik duygumuzla derinden bağı olan başka bir duygu yatıyor: empati hissimiz.

(daha&helliip;)

ET YİYENLER AÇISINDAN KARNİZMİ ANLAMANIN ÖNEMİ


Dr. Melanie JOY

Et yiyerek büyüyen çoğu insan yemek yemek için masaya oturduğunda aslında düşüncelerine, seçimlerine, duygularına ve davranışlarına biçim veren görünmez bir inanç sistemiyle uyum hâlinde davrandığını farketmez. Yaptığımız seçimlerin kendimize ve diğer canlılara ne gibi bir etkisi olduğunu düşünmeksizin hayvan yemeye koşullandırıldığımızın farkında değilizdir- hatta seçim yaptığımızın bile farkında değiliz. Bu görünmez inanç sistemine karnizm adını veriyoruz; karnizm et yediğimiz zaman seçimlerimizi özgürce yaptığımız ilüzyonunu uyandırıyor. Ama karnizm insanların neye dahil olduklarını bilmeksizin bir takım eylemlere katılmasını mümkün kılan bir şekilde yapılandırılmıştır, amacı farkındalığımızı bloke etmektir; böylece hiç bir şey bilmeden kendi çıkarlarımızın ve başkalarının çıkarları aleyhine davranmış oluruz. Eğer et yiyorsanız, karnizm hakkındaki gerçeği bilmeniz gerekiyor, bilirseniz seçimlerinizi özgürce yapabilirsiniz; çünkü farkındalık olmadan özgür seçimler diye bir şey olamaz.

(daha&helliip;)

KARNİZMİ ANLAMANIN ÖNEMİ

Dr. Melanie Joy

Vejetaryen ve veganlar hayvanların yetiştirilmesi ve üretimiyle ilgili farkındalık yaratma konusunda son derece başarılı. Tıp profesyonelleri  bitkiye dayanan bir beslenme tarzının meşruluğunu kanıtladılar; gizli araştırmalar da fabrika çiftçiliğinin dehşetlerini ifşa etti; pandemik gripler ve kirli hayvan ürünlerinin geri toplanması da halkın hayvancılıkla iligli şüphelerini sağlamlaştırdı; vejetaryen restaurantlar, gıda ürünleri, vejetaryen yemek kitaplarının da sayısı giderek artıyor; giderek daha çok ünlü insan bu meselenin lehine tavır alıyor ve sürdürülebilirlikle ilgili küresel  ilgi  hayvan yeme konusunu da halkın gündemine taşımaya devam ediyor.

(daha&helliip;)

Karnizm Dersleri: “Et”in Anlamı

Van Belediyesi Mezbaha İşletmesi’nde “Deneme” Kesimleri 2010’da başladı.

Kelly Garbato

Melanie Joy karnizmin “et”in tüketimine yönelik düşünmeyişimizin altını çizen görünmez bir inanç sistemi (ya da ideoloji) olduğunu söylüyor. Bu davranışı öylesine içselleştirmişiz ki –yani “et”yemeyi- bunu bir seçim olarak görmüyoruz, tersine kör bir şekilde onu normal ve gerekli bir şey, bir hayat tarzı olarak kabul ediyoruz; “et”tüketimi, “neyse o”dur. Karnizm vejetaryenizmin mantıksal zıddını oluşturuyor; insan et yememeye karar verebileceği gibi et yemek de bir seçim aslında. Ancak “vejetaryenizm” ve “veganizm” terimleri genel bir deyişken “karnizm” için böyle bir sözcük bulunmuyor. “Et” tüketimini destekleyen ideolojinin bir ismi olmadığı için,  “et”yemek doğal, kaçınılmaz ve inanç sistemimiz dışında kalan bir şey olarak görülüyor. Ya da hiç görülmüyor- görünmez oluyor. Bunu düşünmekten uzak durabiliyoruz; çünkü bunu konuşmak için araçlarımız yani kelimelerimiz yok. İsim vererek güç sahibi oluyoruz. Kelimeler önemli.

(daha&helliip;)

Tür Ayrımcısı Olmayan Bir Psikoetik Algısına Doğru

Dr. Melanie Joy

Tür ayrımcılığı, sonsuz sayıda hayvanın insan ihtiyaçlarına kurban edildiği bir ideoloji. Dahası, bu sistem bir takım zararlı psikososyal süreçler ağı tarafından destekleniyor ve durum bu olunca, insan türünden olmayan hayvanlara olduğu kadar insanlara da zarar verilmesi söz konusu. Psikoloji insan motivasyonunu anlamaya çalışan ve sosyal değerlerin parametrelerini ve normatif davranışı tanımlamaya çabalayan bir alan olarak aslında tür ayrımcısı statükoya meydan okuyacak bir konuma sahip. Ancak; insan türünden olmayan hayvanların psikolojik araştırmalarda yaygın bir şekilde kullanılıyor olması, tür ayrımcısı pratiklerin psikolojik yan etkileri olabileceğini göz önüne alma konusunda ortaya konan başarısızlık ve paradoksal insan – hayvan ilişkisi üzerine kısıtlı bir  literatüre sahip olunduğu gerçekleri, psikolojinin tür ayrımcılığını aleni şekilde onayladığını açık açık ortaya koyuyor.

(daha&helliip;)