Kategori: Etoloji Yazıları

27 sene boyunca deneylerde sömürülen Roman öldü…

Roman-CloseUp-250

Roman

1966-2014

Save the Chimps en yakışıklı ve asil şempanzelerimizden biri olan Roman’ın 48 yaşında kalp hastalığından öldüğünü bildirmekten esef duyuyor. Roman’ın gerçek doğum yeri ve tarihi bilinmiyor; ama büyük bir olasılıkla 1966 yılında, kendi doğal yaşam ortamında doğduğu düşünülüyor. Roman’ın kayıtları Alamorgodo’daki Holloman Hava Üssü’ne getirildiği 6 Mayıs 1975 tarihinde başlıyor. Roman 7 farklı biyomedikal çalışmada araştırma deneği olarak kullanıldı. 225 kez anesteziye ve  defalarca ciğer biyopsisine maruz bırakıldı. Roman üzerinde uygulanan deneysel aşılardan biri gebeliği önlemek içindi; işe yaramadı ve Roman 7 şempanze babası oldu.

(devamını oku…)

‘Hayvanların Ruhu Var mı?’

Gary Kowalski/1999

Bölüm 1

‘Hayvanların Ruhu’ / Hayvanların Ruhu Var mı?

Mississippi’deki küçük bir çifltikte ılık bir bahar gününü hayal edin. Çiçek kokusu sarmış her bir yanı ve çiftlikten kaçmış bir dişi domuz daha yeni doğum yapmış. Aynı günün ilerleyen saatlerinde, verandanın altında dinlenen yavru domuzlara bir kez bakmak bile yeterli: anne domuz, buket yapmak için dikkatli bir şekilde fulyaları ısırmış, uyuyan yavrularının etrafını sarmalayan sarı samanların içine yerleştirmiş.

(devamını oku…)

Tarihteki En Radikal Düşünce!

 Roland Windsor Vincent

Hayvan Hakları, insanlık tarihindeki en radikal toplumsal ve politik düşünce. Bu düşünce, binlerce yıllık dinî pratiklerin ve inançları hiçe sayıyor! İnsanın çıkarlarını, kibrini, zulmünü ve cehaletine meydan okuyor! Hayvan Hakları, insan olmayı yeniden tanımlıyor.

Hayvan hakları, demokrasiden daha radikal bir felsefe.

(devamını oku…)

Hayvan Özgürlüğü ve Şiddet

Rod Coronado

Bu bildiri, hayvan hayatlarını ve hayvan yuvalarını kurtarmak için illegal eylemlere olan desteğimiz ve o eylemleri yönelik açıklamalarımız nedeniyle bir kez daha gündeme gelen gerginliklere cevap vermek içindir.

Hepimiz ALF, ELF ve Revolutionary Cells gibi grupların düşüncelerine ve eylemlerine katılmasak da bu grupların eylem ve stratejileri, hayvan istismarı ve çevresel yıkım felaketlerine karşılık vermek adına elinden gelen çabayı gösteren her türden meşru hareketteki düşünce ve kuramların sağlıklı bir tarzda ifade edilmesini sağladığı için saygıyı hakediyor. Yönetici elitlerin (beyaz, erkek, orta sınıf vb) ayrıcalık sahibi üyeleri tarafından ortaya sürülüp insanların cesaretini kırmak gibi bir amaç taşıyan tartışmalar, 19.yy’da insan özgürlüğü ve kurtuluşu eylemlerinin ezilmeyen grupların ahlâki hassasiyetlerini ve prensiplerini ihlâl ettiğinde kibar özgürlük karşıtı toplumlar tarafından öne sürülen argümanlara benziyor.

(devamını oku…)

Neden Bir Çok Vejetaryen Yeniden Et Yemeye Başlıyor?

Dr. Hal Herzog

Belki Güneyli bir Baptist olarak yetiştirildiğimden, dinden dönenler hep beni cezbetmiştir, bu yüzden neden çok sayıda vejetaryenin tamamen bitki temelli beslenme biçimlerini bıraktığını öğrenmeye karar verdim. Eski vejetaryenlerin motivasyonlarını incelemek için  Morgan Childers ve ben bir websitesi kurduk. Buraya bir survey ekledim, konu elbette yemek yemekti. Ardından, beslenme, sağlık, hayvanların maruz bırakıldığı davranışlarla  ilgili sitelerde eski vejetaryenlere çağrıda bulunduk.

(devamını oku…)

Anne Sütü

Post image for Mother’s Milk

Angel Flinn

“İster organik ister geleneksel olsun, bütün süt endüstrisi operasyonları, kendini savunmayan milyonlarca dişiye bir anneye yapılabilecek en kötü şeyi yapmak için var sadece”.

– Peaceful Prairie Barınağı

Her yıl mayıs ayında Anneler Günü sadece kendi annelerimizin sevgisini düşünmek için değil, anneliğin özü üzerine düşünmek için; bizim için, kültürümüz için ne anlama geldiğini düşünmek için bir fırsat sunar bize. Ama bizi besleyip büyüten kadınlara kartpostallar, çiçekler, hediyeler ve şiirler verirken, diğer türlerin üyeleri arasındaki derin ve anlamlı ilişkiler söz konusu olduğunda toplumumuzun ikiyüzlü yaklaşımına daha dürüst bir biçimde bakma fırsatını da göz ardı ediyoruz.

(devamını oku…)

Nepal’in Tuğla Ocaklarında Çalışan Eşekler

Tuğla ocakları Katmandu vadisini alev almış meşe ağaçları gibi süslüyor, onyıllardır yaptığı gibi kara dumanını püskürüyor. Ama biraz yakından bakınca bu fabrikaların sebep olduğu çevre felaketleri kadar ciddi ve rahatsız edici bir sahne görmek mümkün. İnsanı afallatan bir işkence ve istismar gözler önüne seriyor kendini.

(devamını oku…)

Kurban : Kökenleri ve Ritüelleri

İnsanlık tarihi kadar eski olan ve kimi toplumlarda katliam boyutlarına ulaşan Kurban olgusu, toplumlarda son derece kuvvetli ve katı bir yaptırım gücüne sahiptir. Çeşitli kaynaklar, dilimizde yer alan kurban sözcüğünün aslının İbranice “korban” olduğunu, Aramice aracılığıyla Arapçaya geçtiğini belirtmektedir. Kök itibarıyla (krb) yakınlaşma, akrabalık kurma anlamı bulunmaktadır.

Kurban sözcüğünün ,İslamiyetin Türkler arasında yayılmaya başladığı 9.-10.yy’larda Türk boyları arasında kullanılmaya başlandığı görülür. İslamiyet öncesi Türk boylarında hangi sözcükle karşılandığı konusunda görüş birliği henüz bulunamamıştır. Radloff “taylga” , Esin “yağışlık,tapıg” , İnan “toluu, tayılga, hayılga, tayı, kudayı, kereh” kelimeleri ile karşımıza çıkarlar. İnan ,Altay şamanizmine bağlı olarak : “kurban ayininin umumi adı üstüğü, yani semadaki (gökte yaşayan ruh için) dir. Kurbana da parılgı namı verilir” der.

(devamını oku…)

3. Dünya Savaşı: Hayvan Soykırımı

 

Daniel Greenspan

Bu yazı moral reformun toplumun sosyal yapısının değiştirilmesinde oynadığı rolü anlatıyor. Moral reform ancak yasalara uygun şekilde yapılır ve düşünceleri yaymak ya da gelenekleri değiştirmek adına şiddete başvurmazsa topluma faydalı olabilir. Ahlâki reformlar hedeflenerek barışçıl amaçları başarmak adına  barışçıl araçlara başvururken hem yasaya uygun şekilde hareket edilir, bir yandan da hükümetin tam desteği alınır. Bu yazı toplumsal hareketlerin legal anlamda onaylanmış süreçlerini ve şiddet  içermeyen amaçları başarmak  için şiddete başvurmayan araçların kullanılmasını desteklemektedir.

(devamını oku…)

Yaşama Hakkı 3 : Antropolojik Makineyi Durdurun


Mira Fong

7. Hayvan Manifestosu

Hayvan hakları hareketi ivme kazanırken hem bilimsel hem de akademik çevrelerden destek gelmeye devam ediyor. Bu çabalar hayvanların halk tarafından daha fazla ilgi ve yardımgörmesine yardımcı oluyor. Hayvan zekâsı/hayvan duyguları ile ilgili çalışmalar, hayvan haklarını savunanlar hayvanlara yasal statüler sağlamaya çalışırken yaşamsal öneme sahip bilgiler sunuyor.

(devamını oku…)

Yaşama Hakkı 2: Ahlâki Haklar ve Modern Tımarhanede Et

Mira Fong

4. Ahlâki Haklar

Ahlâki haklar kavramı hayvan haklarının en temel argümanıdır. Hayvan hakları düşünürü Profesör Tom Regan hayvanların örneğin yiyecek ve barınak bulmak amacıyla gezinmesi ve dolaşmasının, kendi sosyal grubuyla bağlanarak iletişim kurmasının, onay görüp  sevilmesinin ve en önemlisi acı çekmeden yaşayabileceği bir yaşama sahip olması anlamında çıkarlarının saygı görmesi gerektiğini söylüyor.

(devamını oku…)

Yaşama Hakkı -1

Mira Fong

“Hümanist, şiddet içermeyen ütopya; o sözde “aydın” ve “ilerici”  insanlar, eşitlik ve hak kavramlarını bu gezegeni beraber paylaştığımız canlıları da kapsayacak şekilde genişletene dek ikiyüzlü bir yalan olarak kalacak “

-Dr. Steve Best

1-Bir Kopernik Devrimi

Her toplumsal hareket ahlâki bir krize verilmiş bir yanıttır. İkiyüz yıl önce kölelik yaygın bir pratikti. Bugün hâlâ var olsa insanlar karşı çıkardı. Hayvan özgürlüğü, hayvanların köleliğini ortadan kaldırmaya çalışıyor. İnsan türü için ortaya konmuş diğer toplumsal hareketlerden farklı olarak hayvan hakları  insan türüne dahil olmayan canlıların doğal haklarının yasal olarak korunması ve adalet için mücadele ediyor.

(devamını oku…)

Hayvan Değerleri ve Acının Kuantumu

Dr. Michael W. Fox

Bir çok iyi insan hayvanlara ilgi gösterilmesi ve onların insan sömürüsünden, cehaletinden, gaddarlık ve vurdumduymazlığından  korunması için özellikle son üç yılda bir çok samimi ve güzel şey yazdı.

Ancak bütün bunlar olurken hayvanların ızdırabı, türlerin ve yaşam alanlarının endüstriyel ölçekli sömürüsü ve yok edilişi küresel anlamda yoğunlaşıp yaygınlaştı. Şefkatli eylemler ve yaşamın bütününe yönelik hürmet duygusunu göreve çağıran bütün çağrılardan uzak olarak hayvan kullanımı ve istismarının kapsamında ciddi bir kuantum sıçraması yaşandı. Bunun anlamı; “sessizlerin sesi”nin sağır kulaklara ulaşmaya devam ettiği ; ama ya duyulmadığı ya da  hayvanları korumakta değil de hayvan sömürüsünde statükonun korunmasında menfaatleri olanlar tarafından  dalga geçilip gülünç bulunduğu oldu.

(devamını oku…)

Militan Çevrecilik ve Hayvan Hakları Savunuculuğu

Sedat Gündoğdu

Militan Çevrecilik ve Hayvan Hakları Savunuculuğu 1

Çevreciliğin ülkemizdeki modus operandi’si (eylem planı) “ağaç dik, çöp topla, çevreyi koru” mottosunun miadını doldurmuş olmasından kaynaklı yeni bir çevrecilik anlayışını hâkim kılmanın zamanı geldi de geçiyor. Bu yüzden dünya örneklerinin üzerinde durmak bir anlamda zihin açıcı olabilir. Henüz literatürde yer edinmiş olmasa da, dünyada uzun süredir gelişen, ancak ülkemizde henüz emarelerine rastlanılmayan militan çevrecilik değerlendirilmeyi fazlasıyla hak ediyor. Militan çevrecilik özellikle sonuçlarla boğuşan ve protesto eden pasif çevrecilikten, müdahale eden ve sorunun kaynağını ortadan kaldırmaya dayanan aktif çevreciliğe geçişin zorunluluğunu savunanların alternatif bir sığınağı konumunda. Ancak insan türü, Homo consumer (tüketen insan) olma eşiğini çoktan aştığı için, artık günümüz dünyası için aktif ve müdahale eden çevreciliğin yaşam şansı, bağımlı insan sayısının artmasından kaynaklı olarak oldukça azalmıştır. Her türlü yasanın, çevreyi ve çevreciyi korumaktan öte, onu aforoz edip düşkünlükle suçladığını ve çevreyi de boşa sürüp giden kaynaklar manzumesi olarak gördüğünü düşünürsek, militan çevrecilik bir zorunluluktan öte zamanın ruhuna uygun olmasa da uydurulması gereken bir anlayış olarak karşımızda durmaktadır. Hali hazırda binlerce canlı son nefesini vermek üzereyken, son vahşinin yitirilmesine ramak kalmışken, hayvan barınakları birer hayvan işkence hanesine dönüşmüşken ve de bilim, hayvanları birer deneme tahtasına çevirmişken elimizi çabuk tutmalıyız desek yeridir. Üzülmeyin, henüz doğa korumadan bahsedip bir yandan da lastik reklamında oynamadıysanız ve çevrecilik pozunu katlettiği canlının süs haline gelmiş kellesinin önünde vermediyseniz ilk taşı atabilirsiniz.

(devamını oku…)

Bir İnsan ve Herhangi Bir Hayvan Arasındaki Gerçek Fark

alf

Bir insanla herhangi bir hayvan ya da bir böcek arasındaki gerçek fark nedir? Bu yazı size bu farkı açıklasın; “Elephants on Acid, Bizarre Experiments” adlı kitapta yazar Alex Boise tuhaf bulduğu bir dizi deneyden söz ediyor. Bu deneylerin çoğu üzücü- yüzlerce  köpeği sırf  köpekler  iki başla yaşayabilir mi bunu görmek için öldürmek gibi- ama deneylerden ikisi insanın doğası konusunda gözlerinizi açmaya yetmeli.

(devamını oku…)

“Mezbaha…”

Fotoğraf

“Neo         :  Gözlerim çok acıyor… neden?

Morpheus:  Çünkü onları daha önce hiç kullanmadın.”

—The Matrix

“Mezbahaya Bir Ziyaret” adlı yazıya gösterilen ilgiye teşekkür ederim. Siteye başladığımdan beri, yani 5 senedir en çok ilgi gösterilen yazı bu yazı oldu. Sitede mezbahalarla ilgili yazılar insanları vejetaryenliği ve veganlığı kesinlikle seçmeye yöneltecek denli iyi, ve düşündürücü. Bilgi edinmeden değişmek mümkün değil; bu bilgi kimisi için bir resim olabilir, kimisi için bir belgesel, kimisi için bir yazı olabilir. Bu mücadelenin bir parçası olan ve  olmayı düşünen herkesin yolu açık olsun…

Mezbahalarla ilgili yazılardan seçmeler:

1- Mezbahadaki İnsan

http://wp.me/pKCmy-MG

2- Eğer dayanabilirseniz, Mezbahadaki Kuzular

http://wp.me/pKCmy-D5

3-Zulmü Görüntüle- Türkiye’den mezbahalar…

http://wp.me/pKCmy-vd

4- Mezbahada Çalışanların Tanıklıkları

http://wp.me/pKCmy-sP

5- Eğer Mezbahaların Camdan Duvarları Olsaydı…

http://wp.me/pKCmy-ev

6-Hayvanlar, Çocuklar ve Mezbahaların Suça Etkisi

http://wp.me/pKCmy-5i

7-  (5.) Sınıf Çocukları Mezbahada 

http://wp.me/pKCmy-3J

Bu haberin aynen zaytung gibi bir haber sitesinde  çıktığını ve aslında dalga geçmek için yazıldığını az önce  öğrendim. Kendini komik zanneden birileri gülmek için bu haberi yapmış. ..o yüzden eğer haberi okuyacaksanız lütfen gerçek olmadığını bilin. Yazıyı ALF sitesinden aldığım için doğru olduğunu düşünmüştüm..özür dilerim.

8- “Mezbaha” Gail Eisnitz’in Kitabına Dr. Steve Best eleştirisi-mutlaka  okunmalı

http://wp.me/sKCmy-mezbaha

9- “Mezbahaları Ağzınızdan Uzak Tutun”

http://wp.me/pKCmy-3z

10 -“Hayvanları Vuran Her Adi Vurulsun” bir vegan duası.

http://wp.me/pKCmy-1eD

11- Bir Dakika Önce

http://wp.me/pKCmy-12U

Mezbahaya Bir Ziyaret…

” Canlı olduklarını biliyorsunuz çünkü sert sert soluk alıyorlar, gürültü yapıyorlar, diğer ineklere tekme atıyorlar ve bütün bunlar zinciri hareket ettiriyor…“— bir mezbaha çalışanının yeminli ifadesinden alıntı

Dave Gifford

Trinity Üniversitesinde  öğrenci

Hayvan haklarının bariz şekillerde ihlâl edilmesini ilk elden gözlemlemek için bir mezbahaya gitmem önerildiği zaman bende bazı şüpheler oluşmuştu. Şüphelerim vardı; çünkü bir mezbahanın  hayvan hakları tartışmalarında bağlayıcı veya dokunaklı günlük hayat zulüm örneklerinden biri olabileceğini düşünmüyordum. Daha ezoterik, ne bileyim, hatta ahlâksız ya da gaddarca bir şeyden bahsetmem gerektiğini, mesela yavru fokların öldürülmesi gibi bir şeyi yazmam gerektiğini hissediyordum. Çok çok yanılmışım. Bir mezbahada yaşanan şeylerin insanların diğer canlıların etini talep etmesi sebebiyle  yaşanıyor olması, herşeyi daha da dokunaklı ve konuyla ilgili bir hâle getiriyor.

(devamını oku…)

Hayvan Sömürüsünü Savunan 10 Aptal Argüman ve Onlara Verilebilecek Yanıtlar

Hayvan hakları konusunda çok yeni olanlar için yardımcı olabilecek bir yazı … genelde okuduklarımız ve izlediklerimizi düşününce oldukça basit kalıyor.

Henry Cohen

 Birisine hayvan haklarını kabul ettirmeye çalışmak cidden çok sinir bozucu olabilir. Akıl ve mantık kesinlikle hayvan haklarından yana olsa bile hiç kimse sadece akıl ve mantık aracılığıyla hayvan haklarına destek vermeye ikna edilemiyor. Bunun sebebi düşünür David Hume’un söylediği gibi, aklın tutkuların kölesi olması. Bir insanın tutkuları  onu  akıl ikna etmeye kalmadan hayvan haklarına meyilli kılmalı.

(devamını oku…)

“ATIK EŞYALAR”…

Her yıl sadece Kuzey Carolina’da 250 BİN hayvan sadece onları kimse sahiplenmediği ve umursamadığı için ötenazi ile öldürülüyor. Bu, günde 700 hayvan demek.

Kuzey Carolinalı fotoğrafçı Mary Shannon Johnstone hayvanlarda aşırı popülasyon konusuna halkın dikkatini çekmek istiyor. “Hayvan Üretme Cehaleti” adlı moral bozucu projesi hayvan barınaklarındaki koşullara ve öldürülen güzel (ve çoğu kez sağlıklı) hayvanların trajedisine acımasız bir bakış niteliği taşıyor. Türkiye’de 5199 sayılı yasada meydana getirilmek istenen değişiklikler sonucunda sokaklarda hayvan kalmaması, hayvanların barınaklarda toplanması ve  toplanan hayvanların iktidarın uygun gördüğü şekillerde idare edilmesi söz konusu…bu proje şu anda kenara konmuş olabilir, gene de gelinecek nokta burası. O yüzden aşağıdaki çalışmaları bu bilgiyi de aklımızda tutarak incelemeliyiz…

 Resimlerin hepsi Mary Shannon Johnstone’un ‘ATIK EŞYALAR’ adlı projesinden…

(devamını oku…)

Neden Hayvan Hakları?

ALF

Bazı ALF üyeleri “insanlar bütün hayvanlara evcil hayvanları gibi davranmalı” diyor. Bir köpekle bir domuz arasında fark görmüyorlar.

Bazıları “bu, pek de güven duyulmaması gereken duygusal bir tepki” diyor, ancak kendileri de pet taşlarına ve içi doldurulmuş hayvanlarına duygusal olarak bağlılar.

Bazıları hariç bir çok insan hayvan hakları aktivistlerinin hayvanları fazla ciddiye aldığına inanıyor. Onlara göre orantı kavrayışlarında bir dengesizlik var.

(devamını oku…)

USTA TÜRCÜ

İnek. Belki de dünya üzerinde en vahşetle sömürülen canlılardan biri.

Ed Duvin, “Cyranos Journals” Editörü

İlerici toplum diğer canlılara ilgi gösterme konusunda uzun süre direndi, böyle yapmanın bir ayrıcalık ve denge  ihlâli olacağını varsaydı hep. Onların o eğri büğrü “savunmasızların savunulması” düşüncesine kapıldığımı hissediyorum,  ama aynı zamanda bu akıl hastanesinde eğlenmek son derece rağbet görüyor. Bir İonesco oyunu oynanıyor, insanlar milyarlar adedince helâk olmaya devam etsinler diye hayvanlarla ipe sapa gelmez tartışmalar sürdürüyor. Bu oyun türümüzün bir tanımı gibi, labirentteki kibrimizi kutluyor.

(devamını oku…)

Bizim Gibi Hayvanlar: Bir Tür Kimliği Arayışı

Dr. Steve Best

İnsan ruhu ölmedi. Gizlenerek yaşamaya devam ediyor. İnsan ahlâkının kökü olması gereken merhametin, gerçek genişliğine ve derinliğine, ancak kendini insan türüyle sınırlamayıp bütün yaşayan canlıları kucaklaması sayesinde  ulaşabileceğine inanıyorum”. Dr. Albert Schweitzer
Hayvanlar insan hayatının her zaman merkezinde yer aldılar; hem en iyi, hem de en kötü şekillerde. Alenen belli olanla başlamak gerekirse, bizler hayvanız ve evrimsel atalarımız olan insan olmayan canlılarla aynı zaman akışı içerisinde yaşıyoruz. Onlarla fizyolojimizi, genetiğimizi, ve temel davranışlarımızı paylaşıyoruz; ahlâkımızın ve aile yapılarımızın en temel yönleri de primatlardan geliyor, diye düşünülüyor. Batı psikozunun sandığının tersine, bizler hayvanlardan üstte değiliz, onlardanız.

21. Yüzyıl Devrimi

Dr. Steve Best

 Soruna Giriş

 

Özgürlük, haklar, demokrasi, şefkat etiği, barış, türler arası adalet ve ekoloji savaşında bir çok kaleyi kazanıyoruz.

Ama savaşı kaybediyoruz.

Hırs, şiddet, yağmalama, çıkar ve tahakküm savaşını. Uluslarlarası şirketlere, dünya bankalarına ABD imparatorluğuna, Batı askeri makinelerine karşı olan savaşı. Ekonomik büyümeyi, teknolojik gelişmeyi, aşırı üretimi, aşırı tüketimi ve aşırı nüfus artışını her yere yayan sistemlere karşı olan savaşı.

Son on yıllarda yaşanan yoğun sosyal ve çevresel mücadelelere rağmen, demokrası ve ekoloji mücadelesinde toprak kaybediyoruz.

(devamını oku…)

Hayvan Özgürlüğünün Görevi: Ne Fazlası Ne Azı

Dr. Steve Best

Ancak bu sırada düşünmeye başladım: hayvanlara şefkat gösteren insanlarla neden dalga geçiliyor, neden küçümseniyorlar? Neden psikolojik olarak anormal ve ahlâken yanlış kabul ediliyoruz? Neden bizlere kedici köpekçi, insan düşmanı ya da terörist deniyor? Neden veganizm ve hayvan hakları konusu bu kadar büyük tepki çekiyor? Hayvan özgürlüğü konusu neden insan ruhunda çok ilkel ve çiğ bir sinire dokunarak diğerlerinin direnmesine neden oluyor, devletten böylesine baskı görüyor? Neden böylesine tehdit edici bir özelliği var?

(devamını oku…)

Onların Acısı, Sizin Sesiniz: Hayvan Refahı ve Hayvan Hakları

Marc Bekoff

İnsanlar diğer hayvanları kafeslere tıkıp insanlar gelişsin diye onların köklerini kazımalı, onları yemeli ya da giymeli, birbirine yedirmeli, ya da bir yaşam alanından bir diğerine sürmeli mi? İnsanların diğer hayvanlarla olan ilişkilerinin karmaşıklığı kim olduğumuz üzerine bizi düşünmeye zorlayan moral bozucu ve insanı geren bir takım sorular koyuyor ortaya. Çoğu kez hayvanların fiziksel ve psikolojik sağlıklarıyla ilgilenen insanların neden varolan problemlerin çözümleri konusunda diğer insanlarla hemfikir olamadığı merak edilir. Bu insanlar, hayvan refahı ve hayvan haklarını savunan insanların rızaları olmayan canlılara nasıl isterlerse öyle yapabileceğine inandıkları canlıları korumak adına aynı çözümleri kabul edeceğine inanıyorlar. Ancak çoğu kez durum böyle değil.

(devamını oku…)

Hayvan Bakış Açısı Kuramının Devrimci Anlamları

-Yazının tamamı-

Dr.Steven Best

Tarihsel ve toplumsal dinamiklerin karmaşıklığı ancak çoklu perspektifle uygun şekilde kavranabilir. Bu çoklu perspektifler Marksizm, feminizm, ırk/sömürge sonrası dönem incelemeleri, ve çevreci determinizm gibi eleştirel yaklaşımları kapsıyor. Sınıf, toplumsal cinsiyet, coğrafya ve iklim gibi belirleyicilere ayrıca insan tarihine hayvanların yaptığı etkiyi de eklememiz gerekiyor, ya da insan-hayvan ilişkileri ve karşılıklı etkileşimleri de diyebiliriz- hayvan bakış açısını kullanınca bu daha da netleşiyor.

(devamını oku…)

Hayvan Bakış Açısı Kuramı/IV.Kısım: Hayvan Bakış Açısı, Etik, Adalet ve İnsan Doğası

Dr. Steve Best

Etik anlamda,  hayvan bakışı; adalet kurallarının belirlenmesi, bir toplumun veya bireyin moral karakterinin tam anlamıyla değerlendirilebilmesi ve  Homo sapiens’inşiddet dolu, agresif, hiyerarşik ve baskıcı eğilimleri olan bir tür olduğunun altını çizen eleştirel bir perspektif kazanılması anlamında bir çok değer üretiyor ve bunun bir çok sonuçları bulunuyor.

(devamını oku…)

“HAYVAN DOSTLUĞU” KÜLTÜREL Mİ, GENETİK Mİ?

Nadir Bencan

“Hayvan dostluğu” kavramını, vejeteryanlıktan veya veganlıktan daha geniş bir kavram olarak kullanıyorum. İnsan et yemeyi kategorik olarak reddetmiyorsa, piknikte yarım saat ata binmeyi eğlenceli buluyorsa, evinde kafeste muhabbet kuşu beslemekten mutluluk duyuyorsa, bunlara rağmen hayvanlara yapılan kötü muamelelere karşı yüreğinde bir tepki hissedebiliyorsa, işte o insan da “hayvan dostu” kavramının içine girer. Böyle geniş bir kavram kullanmazsak, Hayvan Hakları gibi önemli bir konuyu son derece dar ve marjinal bir grup insanın üzerine yüklemiş oluruz ki, bu da hayvanlara yapılacak kötülüklerden birisi olur.

(devamını oku…)

Hayvan Bakış Açısı Kuramı III. Kısım: Türcülük ve Hiyerarşinin Doğuşu

Dr. Steve Best

Hayvan bakış açısı,  insanlar ve hayvanlar arasındaki dinamik, sembiyotik karşılıklı etkileşimler aracılığıyla toplumların köklerini ve bu toplumların gelişimini inceler; bu sebeple tarihi insanın bir özne oluşunu var olan bütün şeyler arasında kendine özgü tek varlık olarak cisimleştiren evrimci bir konumdan yorumlamaz, ayrıca Promete türünün otonom eylemleri olarak da yorumlamaz; tam tersine, hayvanları insan tarihinin olmazsa olmaz bir parçası ve kendi içinde ahlâk özneleri ve otonom özneler olarak gören ortaklaşa evrim optiği aracılığıyla yorumlar. İnsanların hayvanlarla barışçıl ve hürmet barındıran bir ilişki sürdürüp sürdürmediği ya da şiddete ve sömürüye meyilli bir tür olup olup olmadığımız konusuna gelirsek, hangisi olursa olsun bunun insan psikolojisi, toplumsal formasyon ve değişime, ayrıca doğal çevreye net bir etkisi olmuştur.

(devamını oku…)

Hayvan Bakış Açısı Kuramı II.Kısım: Marksizm, Çevresel Determinizm ve Eko-Hümanizm

Dr. Steve Best

19.yy’ın ortasında Karl Marks tarih yazmaya yeni bir yaklaşım getirdi; odak noktası tanrılardan ve krallardan üretime, ticarete, emeğe ve sınıf çelişkisine kayıyordu. Tarih yazımı, tarihin Tanrı ya da düşünceler tarafından belirlendiği o “idealist” görüşe saplanıp kalmışken , Marks; ekonomi, üretim ve sınıf mücadelesinde belirleyici maddi güçleri ortaya koyuyordu. Tarih; üretimin, kaynakların, teknoloji ve sosyal kurumların kontrolü ve bunların kime ait olduğu gerçeği, bir dizi sınıf çelişkisi tarafından belirleniyordu.

(devamını oku…)

Hayvan Bakış Açısı Kuramı /I. Kısım

Yazının tamamı altı kısımdan oluşuyor.

1.Hayvan Bakış Açısı Teorisinin Epistemolojisi ve Politikası

2.Marksizm, Çevresel Determinizm ve Eko-Hümanizm

3.Türcülük ve Hiyerarşinin Doğuşu

4.Hayvan Bakış Açısı, Etik, Adalet ve İnsan Doğası

5.Bir Dağ (Aslanı) Gibi Düşünmek: Hayvan Bakış Açısı ve Militan Doğrudan Eylem

6. Sonuç: “Tarih Bilmecesi”nin Şifrelerini Çözerken

Dr.Steve Best

Tarihsel ve toplumsal dinamiklerin karmaşıklığı ancak çoklu perspektifle uygun şekilde kavranabilir. Bu çoklu perspektifler Marksizm, feminizm, ırk/sömürge sonrası dönem incelemeleri, ve çevreci determinizm gibi eleştirel yaklaşımları kapsıyor. Sınıf, toplumsal cinsiyet, coğrafya ve iklim gibi belirleyicilere ayrıca insan tarihine hayvanların yaptığı etkiyi de eklememiz gerekiyor, ya da insan-hayvan ilişkileri ve karşılıklı etkileşimleri de diyebiliriz- hayvan bakış açısını kullanınca bu daha da netleşiyor.

(devamını oku…)

Hayvanların Ahlâki Taleplerinin Ahlâki Anlamı

“Hayvanların Ahlâki Statüsü” adlı yazının son kısmı.

II. Hayvanların Ahlâki Taleplerinin Ahlâki Anlamı

Hayvanların bizden taleplerde bulunması bizim bu taleplere nasıl yaklaşmamız ya da birbiriyle çelişen taleplerin nasıl bir hükme bağlanması konusunda pek yol göstermez. Ahlâken öneme sahip olmak ahlâki bir radar ekranında görünmek gibidir- sinyalin ne kadar güçlü olduğu ya da ekranda nerede yer aldığı birbirinden ayrı sorulardır. Elbette insanların hayvanların ahlâki önemlerini sorgulama biçimi hayvanların taleplerinin gücünü nasıl anlamamız gerektiğini de bize gösterecektir.

(devamını oku…)

Hayvanlar Düşünüyor ve Hissediyor mu?

Marc Bekoff

Yas tutan tek hayvanın insan olduğunu düşünmek küstahlık.

Yas tutan tek hayvan biz değiliz.

Hayvanların zengin ve derin duygular deneyimlediğine şüphe yok. Hayvanlarda duyguların evrim geçirip geçirmediği gibi bir soru söz konusu değil, bu duyguların neden bu şekilde evrim geçirdiği, bir soru olarak karşımıza çıkıyor. Duygularımızın atalarımızın, hayvan akrabalarımızın bize hediyesi olduğunu asla unutmamalıyız. Bizim duygularımız var. Diğer hayvanların da öyle.

(devamını oku…)

Neokarnizmi Anlamak

Dr. Melanie Joy

Bugünlerde bazı eleştiriler “insancıl” et yemenin meziyetlerini ilan eden, “sürdürülebilir” et yemenin etik tarzını savunanlardan ya da  ne olursa olsun hayvan eti yemenin beslenme anlamında gerekliliği konusunda ısrar edenlere kıyasla veganlara  daha çok çaresizlik hissi veriyor. Öfkeli veganlar yıllar boyu çevre, insan sağlığı ve hayvanlar üzerinde hayvancılığın etkisi konusunda farkındalık yaratmaya yönelik çalışmalara rağmen aynı argümanların et yemeyi savunmak için kullanılmasına içerliyor.

(devamını oku…)

Hayvanların Ahlâki Statüsü

I. Hayvanlar Ahlâken Önemli Olabilirler mi?

Bir canlının ahlâki anlamda kaale alınmayı hakettiğini söylemek bu tür iddiaları kabul edebilen canlılar üzerinde ahlâki bir talebin olduğunu söylemek demektir. Ahlâken kaale alınabilen bir canlı, ahlâken bağlayıcı bir anlamda kendisine haksızlık yapılabilen bir canlıdır. Genel olarak bütün insanların ve sadece insanların bu tür talepleri olduğu düşünülür; çünkü bu taleplere ancak insanlar yanıt verebilir. Ancak kendisine haksızlık yapılan canlıların neden yalnızca bütün insanlar ve yalnızca insanlar olduğunu sorduğumuzda aradığımız yanıtları hemen bulamayabiliriz. İnsanlar Homo sapiens türüne aittir. Ancak tür üyeliği ahlâki bir talebin neden sadece bu türe ait canlılar tarafından yapıldığını, neden diğer türe ait canlılar tarafından yapılmadığını açıklamıyor. İnsanların Homo sapiens türüne ait olması elbette insanların ayrıksı bir özelliği-insanlar ayrıksı bir fizyoloji ve genetik bir yapı paylaşıyor, ama ahlâki bakış açısından bu gerçeğin bir önemi yok. Tür üyeliği ahlâken bağlayıcı olmayan bir niteliktir, Malezyalı ya da Fransız, erkek ya da kadın olarak doğmaktan daha ilginç değildir. Tür üyeliği bir türün, yani bizim türümüzün üyelerinin diğer türlerden canlılara verilmeyen ahlâki bir öneme sahip olduğu görüşünü destekleyemez. Elbette ahlâken önemli olan şeyin biyolojik bir kategoriye ait olmak olmadığı öne sürülebilir, ileri sürdüğümüz ahlâki talepleri mümkün kılan bizim insan oluşumuzdur. İnsanlar sahip olduğumuz tamamıyla insana özgü kapasiteler sebebiyle ahlâki bir önem taşırlar.

(devamını oku…)

Vejetaryenliğin Ahlâki Argümanı

James Rachels

Düşünür (1941-2003)

Hayvan yemenin ahlâken yanlış olduğu düşüncesi biraz gülünç gelebilir kulağa. Ne de olsa et yemek hayatlarımızın normal ve yerleşik bir parçası; insanlar her zaman et yedi; bir çok insan alternatif bir beslenme biçiminin nasıl bir şey olacağını düşünmekte bile zorlanır. Bu yüzden et yemenin ahlâken yanlış olduğu olasılığını ciddiye almak pek kolay değil. Dahası, vejetaryenizm temel prensiplerini kabul etmediğimiz Doğu dinleriyle bağlantılı görülmekte; sağlıkla ilgili aşırı ve temelsiz iddialardan kaynaklandığı düşünülüyor. Vejetaryen literatüre bakınca “Sebzeler Aracılığıyla Zafer” gibi isimler, ya da ancak etsiz bir beslenme biçimini edinirsek mükemmel sağlığımız olacağı, içimizin bilgelikle dolup taşacağı gibi örnekler biraz tuhaf bir durum olduğu izlenimi verebilir. Elbette bu türden saçmalıkları bir kenara koyabiliriz. Ancak vejetaryenlikle ilgili muhakkak ciddiye alınması gereken başka argümanlar var. En güçlü argüman ise, gereksiz acı çekmeye sebep olmanın yanlış olduğunu söyleyen ilke.

(devamını oku…)

Empati Düğmesini Kapatmak

Nadir Bencan

Hayvanlara karşı uygulanan şiddeti dibine kadar kurcaladığımızda, karşımıza sinir hücresi(nöron) çıkar. İnsanlara karşı uygulanan şiddet konusunda da aynı yere çıkarız. Bir topluma karşı uygulanan şiddet de(soykırım), bir gruba karşı uygulanan şiddet de(holiganizm, ötekileştirme) bizi aynı yere götürür.

(devamını oku…)

“Empatik Uygarlık”

Marc Bekoff

Jeremy Rifkin’in “Empatik Uygarlık” adlı eserinin yanı sıra bazı başka kitaplar da insan empatisinin yaygınlığı ve önemi konusuna eğiliyor. Bu kitaplar arasında Dacher Keltner’in “İyi Olmak İçin Doğmuş”, “Şefkatli İçgüdü: İnsan İyiliğinin Bilimi” adlı kitaplarını ve Frans de Waal’in “Empati Çağı” adlı eserini sayabiliriz.

(devamını oku…)

Geri Çekilmek Zorundayız

Dr. Steve Best

Sadece zarar vermemenin yetmemesi çok temel bir etik ilkesi bence. Etkin olarak iyi olanı yapmak zorundasınız. Bu yüzden deri endüstrisinden ve fabrika çiftçiliğinden, ilaç endüstrilerinden vegan olarak kendiniz geri çekebiliyorsanız bile lütfen kendinizi ahlâki anlamda sağlam ve güvende olduğunuzu düşünerek kandırmayın, çünkü ilk adımı atmış olsanız bile o adım atılması gereken tek adım değil. Peter Young bir hayat tarzı olarak veganizmden söz ediyor, işte bu benim son derece küçümsediğim bir şey, çünkü kazandırdığı fazla bir şey yok. Evinizin duvarları arasında Thai restaurantları ve Whole Foods mağazaları arasında gidip gelerek kötülüğe aktif olarak karşı çıktığınızı düşünemezsiniz. Bunların hepsine etkin bir tarzda karşı çıkmak ve giderek artan radikal seviyelerde müdahale etmek zorundayız. Neden?

(devamını oku…)

Hayvan Manifestosu: Radikal Bir Şefkat

03 Mart Hayvan Hakları Yürüyüşü için…

Marc Bekoff

Hayvanlar bizden ne istiyor? Onların manifestosu, bize daha iyi davranın ya da bizi rahat bırakın olabilir.

Kim oldukları ve onlara nasıl davrandığımız düşünülünce bizden bunu istemekte sonuna dek haklılar. Çoğu kez öteki hayvanlarla  ilişkimizi belirleyen şey zulüm oluyor. Hayvanlar kendilerini güvende, emniyette hissetmek, huzur içinde yaşamak istiyorlar, aynen bizim gibi. Hayvan manifestosu, daha çok nezaket içeren bir eylem çağrısı. Öteki hayvanları kurtarırken bir yandan da kendimizi kurtarıyor olacağız. Hayvanların nelere ihtiyacı olduğunu, bizden ne istediklerini dinlerken kendimiz hakkında da bir çok şey öğrenebiliriz.

(devamını oku…)

Hayvan Haklarının Özü: Ahimsa

Dr.David Sztybel

Temel olarak ahimsa şiddet içermemek anlamına gelen bir ilkedir. Bu isim kullanılmasa bile modern hayvan hakları teorilerinde ahimsanın yansımasını bulabiliriz. Ahimsa bir Hint dini olan Jainizm’den kaynağını almıştır, 5,000 yaşını aşmış bir ilkedir. Hiç birimiz ciddi mental ya da fiziksel zararlar görmeyi istemeyiz. Ancak akıl tutarlı olmayı gerektirir. Eğer zarar gören kişinin kendisi değilse ya da o insanın sevdiği bir grubun ya da grupların dışında kalan birisiyse o zaman bu gerçekler kimseye bu insanlara zarar verme hakkı vermez.

(devamını oku…)

Hayvan Tarihi: Sürüden Ayrılmak

Bir Grup Düşünür Homo Sapiens’in Ötesine bakıyor

Alex Lichtenstein, Rice Üniversitesi.

Eski bir akademisyen arkadaşımın asi oğlu babasına şöyle takılıyordu: “tarihte işler nasıl, baba?”

Aslında haklı olduğu bir nokta var. Geçmiş çoktan oldu bitti, yeni birşey bulmak bu yüzden biraz zor. Arkeologlardan farklı olarak çok az tarihçi gizli hazineleri keşfeder, ya da varolduğundan haberimiz dahi olmayan geçmiş bir uygarlığın sırlarını açığa çıkarır.

Aslında en başarılı tarihçiler geçmişten gelen o bildik materyali yeniden inceleyen ve bunu da yeni şekillerde düşünerek yapan insanlardır. 40 yıl önce 60’lı yılların devrimlerine entelektüel bir devrim de eşlik etmişti, tarihçiler işçilerin, göçmenlerin, kadınların, AfroAmerikalıların, Chicanoların (latin kökenliler) ve diğer marjinal grupların yaşamlarını incelemeye başladılar. Önceden kralların ve devlet adamlarının baş rolü oynadığı bir sahnede yan rollerde oynayan sıradan insanlar artık sahnenin en önüne gelmişti.

(devamını oku…)

İnsanlar Kabullenmedikçe Hayvanların Hakları Olmayacak

Tim Gier

 Eğer öteki hayvanların hakları varsa/olacaksa, bunun sebebi insanların hayvanların hakları olduğuna karar vermesi olacak.

Hak denen şeyler, fiziksel gerçekliğin ötesinde hepimizin yaşadığı ve İdeaların bulunduğu bir dünya varmış gibi kendi kendilerine ve kendi kendilerinden var olmazlar. Cennette bir yerlerde hepimizin Hakların ne demek olduğunu anlayabileceğimiz Platoncu Formlardan oluşmuş mistik bir krallık filan yok. Herşeyi kendi kendimize çözmek ve bulmak zorundayız.

(devamını oku…)

Karnizmi Anlamanın Önemi

-eski bir yazı, yeniden-

Dr. Melanie Joy

Vejetaryen ve veganlar hayvanların yetiştirilmesi ve üretimiyle ilgili farkındalık yaratma konusunda son derece başarılı. Tıp profesyonelleri  bitkiye dayanan bir beslenme tarzının meşruluğunu kanıtladılar; gizli araştırmalar da fabrika çiftçiliğinin dehşetlerini ifşa etti; pandemik gripler ve kirli hayvan ürünlerinin geri toplanması da halkın hayvancılıkla iligli şüphelerini sağlamlaştırdı; vejetaryen restaurantlar, gıda ürünleri, vejetaryen yemek kitaplarının da sayısı giderek artıyor; giderek daha çok ünlü insan bu meselenin lehine tavır alıyor ve sürdürülebilirlikle ilgili küresel  ilgi  hayvan yeme konusunu da halkın gündemine taşımaya devam ediyor.

(devamını oku…)