Kategori: ELF

Bir İnsan ve Herhangi Bir Hayvan Arasındaki Gerçek Fark

alf

Bir insanla herhangi bir hayvan ya da bir böcek arasındaki gerçek fark nedir? Bu yazı size bu farkı açıklasın; “Elephants on Acid, Bizarre Experiments” adlı kitapta yazar Alex Boise tuhaf bulduğu bir dizi deneyden söz ediyor. Bu deneylerin çoğu üzücü- yüzlerce  köpeği sırf  köpekler  iki başla yaşayabilir mi bunu görmek için öldürmek gibi- ama deneylerden ikisi insanın doğası konusunda gözlerinizi açmaya yetmeli.

(daha&helliip;)

“Mezbaha…”

Fotoğraf

“Neo         :  Gözlerim çok acıyor… neden?

Morpheus:  Çünkü onları daha önce hiç kullanmadın.”

—The Matrix

“Mezbahaya Bir Ziyaret” adlı yazıya gösterilen ilgiye teşekkür ederim. Siteye başladığımdan beri, yani 5 senedir en çok ilgi gösterilen yazı bu yazı oldu. Sitede mezbahalarla ilgili yazılar insanları vejetaryenliği ve veganlığı kesinlikle seçmeye yöneltecek denli iyi, ve düşündürücü. Bilgi edinmeden değişmek mümkün değil; bu bilgi kimisi için bir resim olabilir, kimisi için bir belgesel, kimisi için bir yazı olabilir. Bu mücadelenin bir parçası olan ve  olmayı düşünen herkesin yolu açık olsun…

Mezbahalarla ilgili yazılardan seçmeler:

1- Mezbahadaki İnsan

http://wp.me/pKCmy-MG

2- Eğer dayanabilirseniz, Mezbahadaki Kuzular

http://wp.me/pKCmy-D5

3-Zulmü Görüntüle- Türkiye’den mezbahalar…

http://wp.me/pKCmy-vd

4- Mezbahada Çalışanların Tanıklıkları

http://wp.me/pKCmy-sP

5- Eğer Mezbahaların Camdan Duvarları Olsaydı…

http://wp.me/pKCmy-ev

6-Hayvanlar, Çocuklar ve Mezbahaların Suça Etkisi

http://wp.me/pKCmy-5i

7-  (5.) Sınıf Çocukları Mezbahada 

http://wp.me/pKCmy-3J

Bu haberin aynen zaytung gibi bir haber sitesinde  çıktığını ve aslında dalga geçmek için yazıldığını az önce  öğrendim. Kendini komik zanneden birileri gülmek için bu haberi yapmış. ..o yüzden eğer haberi okuyacaksanız lütfen gerçek olmadığını bilin. Yazıyı ALF sitesinden aldığım için doğru olduğunu düşünmüştüm..özür dilerim.

8- “Mezbaha” Gail Eisnitz’in Kitabına Dr. Steve Best eleştirisi-mutlaka  okunmalı

http://wp.me/sKCmy-mezbaha

9- “Mezbahaları Ağzınızdan Uzak Tutun”

http://wp.me/pKCmy-3z

10 -“Hayvanları Vuran Her Adi Vurulsun” bir vegan duası.

http://wp.me/pKCmy-1eD

11- Bir Dakika Önce

http://wp.me/pKCmy-12U

Mezbahaya Bir Ziyaret…

” Canlı olduklarını biliyorsunuz çünkü sert sert soluk alıyorlar, gürültü yapıyorlar, diğer ineklere tekme atıyorlar ve bütün bunlar zinciri hareket ettiriyor…“— bir mezbaha çalışanının yeminli ifadesinden alıntı

Dave Gifford

Trinity Üniversitesinde  öğrenci

Hayvan haklarının bariz şekillerde ihlâl edilmesini ilk elden gözlemlemek için bir mezbahaya gitmem önerildiği zaman bende bazı şüpheler oluşmuştu. Şüphelerim vardı; çünkü bir mezbahanın  hayvan hakları tartışmalarında bağlayıcı veya dokunaklı günlük hayat zulüm örneklerinden biri olabileceğini düşünmüyordum. Daha ezoterik, ne bileyim, hatta ahlâksız ya da gaddarca bir şeyden bahsetmem gerektiğini, mesela yavru fokların öldürülmesi gibi bir şeyi yazmam gerektiğini hissediyordum. Çok çok yanılmışım. Bir mezbahada yaşanan şeylerin insanların diğer canlıların etini talep etmesi sebebiyle  yaşanıyor olması, herşeyi daha da dokunaklı ve konuyla ilgili bir hâle getiriyor.

(daha&helliip;)

Neden Hayvan Hakları?

ALF

Bazı ALF üyeleri “insanlar bütün hayvanlara evcil hayvanları gibi davranmalı” diyor. Bir köpekle bir domuz arasında fark görmüyorlar.

Bazıları “bu, pek de güven duyulmaması gereken duygusal bir tepki” diyor, ancak kendileri de pet taşlarına ve içi doldurulmuş hayvanlarına duygusal olarak bağlılar.

Bazıları hariç bir çok insan hayvan hakları aktivistlerinin hayvanları fazla ciddiye aldığına inanıyor. Onlara göre orantı kavrayışlarında bir dengesizlik var.

(daha&helliip;)

Bizim Gibi Hayvanlar: Bir Tür Kimliği Arayışı

Dr. Steve Best

İnsan ruhu ölmedi. Gizlenerek yaşamaya devam ediyor. İnsan ahlâkının kökü olması gereken merhametin, gerçek genişliğine ve derinliğine, ancak kendini insan türüyle sınırlamayıp bütün yaşayan canlıları kucaklaması sayesinde  ulaşabileceğine inanıyorum”. Dr. Albert Schweitzer
Hayvanlar insan hayatının her zaman merkezinde yer aldılar; hem en iyi, hem de en kötü şekillerde. Alenen belli olanla başlamak gerekirse, bizler hayvanız ve evrimsel atalarımız olan insan olmayan canlılarla aynı zaman akışı içerisinde yaşıyoruz. Onlarla fizyolojimizi, genetiğimizi, ve temel davranışlarımızı paylaşıyoruz; ahlâkımızın ve aile yapılarımızın en temel yönleri de primatlardan geliyor, diye düşünülüyor. Batı psikozunun sandığının tersine, bizler hayvanlardan üstte değiliz, onlardanız.

21. Yüzyıl Devrimi

Dr. Steve Best

 Soruna Giriş

 

Özgürlük, haklar, demokrasi, şefkat etiği, barış, türler arası adalet ve ekoloji savaşında bir çok kaleyi kazanıyoruz.

Ama savaşı kaybediyoruz.

Hırs, şiddet, yağmalama, çıkar ve tahakküm savaşını. Uluslarlarası şirketlere, dünya bankalarına ABD imparatorluğuna, Batı askeri makinelerine karşı olan savaşı. Ekonomik büyümeyi, teknolojik gelişmeyi, aşırı üretimi, aşırı tüketimi ve aşırı nüfus artışını her yere yayan sistemlere karşı olan savaşı.

Son on yıllarda yaşanan yoğun sosyal ve çevresel mücadelelere rağmen, demokrası ve ekoloji mücadelesinde toprak kaybediyoruz.

(daha&helliip;)

Hayvan Özgürlüğü, Şiddet, Rod Coronado

 Rod Coronado/2005

ALF ve ELF gibi grupları bile yumuşak bulan Rod Coronado, Dr. Steve Best’e paralel ve hatta daha uç noktalara kadar uzanan bir isim. Coronado mülkiyete zarar verme suçundan 1995 yılında hapse girdi. ABD’deki Operation BiteBack eylemleri ABD ve dünya tarihinde kürk endüstrisine en büyük zararı veren eylemler oldu…Operation Biteback ile ilgili çok uzun çeviriler var; bir gün, belki…

Bu bildiri, hayvan hayatlarını ve hayvan yuvalarını kurtarmak için illegal eylemlere olan desteğimiz ve o eylemleri yönelik açıklamalarımız nedeniyle bir kez daha gündeme gelen gerginliklere cevap vermek içindir. (daha&helliip;)

ALF’i Neden Desteklemiyorsunuz ?

Dr. Steve Best

FBI’ın resmî eko-terörizm tanımı: “ DOĞAYI KURTARMAK ADINA İŞLENEN SUÇ”

Bu tanım “doğayı kurtarmak” adına yapılan eylemleri suç olarak nitelerken doğayı yok eden eylemlerin Tanrı ve bayrak tarafından onaylandığı, her yeri tahakküm altına alan kapitalist toplum ve onun kafa yapısı hakkında ciltler dolusu şey söylüyor bizlere.

Günümüz dünyasında teröristler gerçekten var, ama bu teröristler ALF değil.  En kana susamış ve tehlikeli suçlular bugün ABD şirketleri ve devletinin en tepelerindeler; işte halkları sömüren, hayvanları katleden ve gezegene tecavüz edenler onlar!

(daha&helliip;)

Kalkınma Yalanları

Robert Thaxton (Robo Los Ricos)

Kalkınma, dünyanın Avrupalılar ve onların sömürge sonrası piçi tarafından tahakküm altına alınmasını meşrulaştırmak amacıyla kullanılan bir yalandır. Küresel ısınma, kimyasal savaş, kadın ve çocuk köleliği: hepsi kalkınmanın bedeli. Soykırım kalkınmanın ilgi alanına girmiyor, kalkınma sadece ekonominin derdi.

(daha&helliip;)

Bedeli Ne Olursa Olsun…!

animalliberationfront.com

Robin Webb

Tüketicilik etik duygumuzu ve davranışlarımızı gerçekten etkilemiş durumda. Bir çok insan kendini ilerici görüyor, liberal ya da öfke dolu anarşistler olarak kabul ediyor. Reklamlar tarafından prensiplerimize değil menfaat elde edebilme noktasına göre düşünmeye itiliyoruz. Örneğin; veganizm söz konusu olunca tanıştığım insanlar etki yaratmak anlamında veganizmin bir taktik olarak geçerliliğini tartışmaya çok hevesli oluyor. Muhakkak ki o eleştirilerin bir çoğunun geçerliliğini de anlıyorum.  Veganizm önemli bir ilk adım, bir ahlâki zorunluluk. Teorik bir açıdan eğer herkes veganizmi seçmiş olsaydı, bütün tiksinti verici ve şeytanî ticari hayvan girişimlerinin var olmaması gerekirdi. İşte bu Bertrand Russell’ın “Ben Neden Hristiyan Değilim?” adlı kitabında “evrensel gerçek” adını verdiği şeyin ta kendisi. Russell “eğer bir davranışı alıp onu sosyal bir bağlam içerisinde sonsuza dek genişletebilirseniz, ve bu herkes için faydalı ve  iyiyse,  o zaman, o davranış evrensel bir gerçektir” diyor. Temel bir bakış açısından bakınca hayvan cesetlerini ve özgür olmakta, acı ve ızdıraptan uzak yaşamakta çıkarları olan her varlığın köleliğinden elde edilen yan ürünleri kullanmak ahlâken yanlıştır. Onları hangi koşullar altında kullandığınızın bir önemi yok.

(daha&helliip;)

Bir Mücadele Günlüğünden Notlar

Dr. Steve Best

“Bayanlar baylar,

Şu anda adakemisyen, yazar, aktivist ve dünya yurttaşı kapasitesi anlamında, sizin önünüzde sahnede ayakta durması gereken son insanlara bakıyorsunuz.

Gençliğimde, bir fabrikada mavi yakalı bir çalışan olmaya, ya da hapse girmeye ya da erkenden mezarı boylamaya aday birisiydim, ama hayatımdaki derin değişiklikler beni farklı yönlere doğru itti. Bu geceki konuşmamın önemli temalarından birisi değişim, büyüme, gelişim ve evrim. Gerçekten de, bir tür olarak eğer topyekûn bir felaketi ters yüz etmek istiyorsak, toplumsal ve moral evrimimizde kuantum sıçraması yapmamız gerekiyor; çünkü kapitalizm ve ekolojide yaşanan küresel krizler disütopik bir gelecek ve felaket boyutlarında değişimlerle yüzyüze bırakıyor bizi.

(daha&helliip;)

“Hayvanları Vuran Her Şerefsiz Vurulsun”

Bu yazıyı  facebook’ta birisinin duvarında gördüm…ne zaman çevirdim hatırlamıyorum; ama tuvalette kedinin bacaklarını kırıp gözlerini oyan yaratıktan sonra cuk oturdu …

Dr. Steve Best

Hayvanları zehirleyen her adi şerefsiz, ölümcül kimyasallara boğulsun;   Diri kesim uygulayan her şerefsiz diri kesimciye diri kesim uygulansın, bok gibi kenara atılsın;   Her şerefsiz fabrika çiftliği sahibi senelerce karanlık , leş kokulu bok deliklerinde, küçücük kafeslere tıkılı kalsın;

Mezbaha sahibi her şerefsizin vücudu lime lime kesilsin, kanı tamamen boşalsın diye asılsın;

Her kürk çiftliği sahibi kızarıp şenlik ateşi gibi duman tütene dek elektrikli sopalarla götünden sikilsin;   Her balina avcısı başından zıpkınla vurulsun, her yunus balığı katili koylarda buzulları kıpkırmızı edecek şekilde bıçaklansın, her fok katilinin derisi annesinin gözleri önünde diri diri soyulsun;

(daha&helliip;)

Cesur Yeni Dünya Mühendisliği: Gerçek Eskisi Gibi Değil

-Eski bir çeviri, yeniden-

Dr.Steve Best

Edebiyat sadece kurgudan ibaret değildir, toplum hakkında hayati öneme sahip açılar sağlar. Belki de dikkat çeken bir örnek olarak Upton Sinclair’in “The Jungle” (1906) kitabını burada söylenebilir; bu kitap halkı et endüstrisinin iğrençliği ve işçi sınıfının perişan hayatları hakkında bilgilendirmiştir. Bu örnekten de belli olduğu gibi; edebiyat,  sosyolojik çözümlemelerin başaramayacağı türden, günlük hayatla alakalı somut keşifler yapmamızı sağlar. Dahası; edebiyat, yaklaşmakta olan şeylerle alakalı derin uyarılar ve önseziler de sağlar. Medya kuramcısı Marshall Mcluhan’ın sözleriyle söylemek gerekirse sanatçılar bilim adamları ve felsefecilerden önce değişiklileri görüp  hisseden “geleceğin antenleri”dir.

(daha&helliip;)

“ÖZGÜRLÜKTEN ASLA TAVİZ VERMEYİN…”

 Dr. Steve Best’in bir röportajından…

“Zarar vermemek yeterli değildir ifadesi en temel etik prensibidir . Aktif olarak iyi olanı yapmalısınız. Bu yüzden fabrika çiftçiliğinden, ve deri endüstrisinden, ilaç endüstrisinden vegan olacağınız noktaya dek geri çekilirseniz, lütfen moral anlamda hem sağlam hem de emniyette olduğunuzu düşünerek kendinizi kandırmayın. Neden? Çünkü ilk adımı attınız evet, ama tek adım değil bu. Veganizmin bir hayat tarzı olarak görülmesini çok ciddi olarak küçümsüyorum; çünkü bu, yeterli olanı yapmamak demektir.  Evinizin sınırları içerisinde kalıp Thai restaurantlarına gelip giderek yaşayarak, bu şeytani kötülük sitemlerine aktif olarak karşı koyduğunuzu düşünemezsiniz.

(daha&helliip;)

Hakikate Hizmet Edenler

Walter Bond 3 hayvan soykırımı şirketini ateşe verdi, düşmana önemli zararlar verdi, terör krallıklarından birini tamamen ortadan kaldırdı. geçen sene terörist olarak sınıflandırılıp ceza yiyen ve yakın zamanlarda İslam’a girerek Abdul Haqq ismini alan Walter Bond Marion Federal Hapishanesi’ndeki İletişim İdaresi Birimi’nde 87 aylık cezasını yatıyor. Destek vermek isteyenler:http://supportwalter.org/SW/

Dünya’yı ve  üzerindeki bütün hayatları yıkan kötülük güçlerine karşı savaşacak kadar hem fiziksel hem de moral anlamda güçlü bir hareketin ve İdeoloji’nin zamanı geldi artık. Satın alınamayan, vücudu zayıflatıp zihni uyuşturan kötülüklerden uzak duran bir hareket ve ideolojinin. Tutarsızlıklardan ve çelişkilerden uzak, temiz ve sağlam bir ideolojinin. Herşeyi tek bir standarda göre yargılayan, herşeyden önce kişisel sorumluluğu ve güvenilirliği ön plana alan bir hareketin. Hayata dair sadece dışarda olanla değil içerde olanla da ilgilenen; baskının fiziksel varlığını kavrayan, herşeyin bir kaynak olarak görüldüğü kapitalist sistemin aslında hayatlarımızı kontrol eden, kültürümüzü etkileyen ve dünyamızı yok eden kurumları yöneten insanların çarpık değerlerinin dışavurumu olduğunu gören bir dünya görüşünün zamanı geldi.

(daha&helliip;)

Pasifizmin Büyük Bedeli

1 Mayıs 2012…şişli.

Rod Coronado

Nasıl olduğunu bilmiyorum ama bu geçen baharda Eugune-Oregon’daki Çevre Hukuku Konferansı’nda kendimi polis zulmü üzerine yapılan bir workshopta buldum. Dahada önce de polis zulmünün ne olduğunu biliyordum, ama genel olarak hukuki otoritlerle yüz yüze gelmekten pek hazzetmediğim gibi askeri olarak daha güçlü bir hasımla yüzyüze olmayı sevdiğimi söyleyemem. Bu yüzden ALF’ eylemlerine katılıyorum, çünkü senden daha büyük bir düşmanla dövüşmeye gelince sıra gerilla savaşının vur kaç taktiklerinin konvansiyonel savaştan daha faydalı avantajlar yarattığını söyleyebiliriz.

(daha&helliip;)

Radikal Köle Karşıtlığı Manifestosu:

Gereken Her Türlü Şekilde  Total Özgürlük

Dr. Steve Best

-Eski bir yazı-

I.

Hayvanları Savunma Hareketi artık ya öleceği ya da yapması gerekeni yapacağı bir dönüm noktasında bulunuyor. 1980’lerin başlarında yeni bir hayvan hakları hareketi potansiyelleriyle dopdolu bir biçimde parıldıyordu; birkaç sene içerisinde bu ışık yozlaşma, oportünizm ve bürokrasinin samimi bir değişim vaadinin içini boşalttığı bir şekil aldı. Evrim geçirdikçe PETA ve diğer gruplar, HSUS (ABD İnsancıl Topluluğu)’na özenerek dev şirket canavarları ve ana akım makinelerine dönüştüler. Taviz verir bir şekilde hayvan hakları grupları sürüp giden hayvan kırımını yok etmek yerine onu düzenlemek amacıyla sömürü endüstrileriyle beraber çalıştılar.

(daha&helliip;)

ALF’in “Pragmatik” Açıdan Eleştirisi

Aşağıdaki yazılar Dr. Steve Best ve Anthony J. Nocella II’nin editörlüğünü yaptığı Terrorists or Freedom Fighters kitabının girişi bölümüdür.

Aşağıdaki yazı daha önceden çevrilmiş olan diğer yazıların devamıdır…

ALF: Son Özgürlük Hareketi

https://hayvanozgurluguhareketi.wordpress.com/2012/01/05/alf-son-ozgurluk-hareketi/

ALF’in Yapısı ve Felsefesi:

https://hayvanozgurluguhareketi.wordpress.com/2012/01/06/alfin-yapisi-ve-felsefesi/

ALF: İkiyüzlülüğe Karşı

https://hayvanozgurluguhareketi.wordpress.com/2012/01/07/alf-ikiyuzluluge-karsi/

ALF’e İlkesel Bir Eleştiri:

https://hayvanozgurluguhareketi.wordpress.com/2012/01/22/alfe-ilkesel-bir-elestiri/

ALF:Doğrudan Eylem ve Demokrasi:

https://hayvanozgurluguhareketi.wordpress.com/2012/01/18/alf-dogrudan-eylem-ve-demokrasi/

“Son kürk çiftliği de yanana dek, buradayız.”

ALF basın bildirisi

Oyunu oynadık, kuralına göre oynadık. Ilımlıydık, mantıklıydık, profesyoneldik. Verilerimiz, istatistiklerimiz ve haritalarımız vardı. Ve mahvolduk. İşte o zaman “burada yanlış olan birşeyler var, bir şeyler yolunda gitmiyor” diye düşünmeye başladım.”

EarthFirst! Aktivisti Howie Wolkie,( ABD orman hizmetleri müdürlüğüne taviz vererek yaban hayatı koruma çabaları üzerine konuşurken)

  (daha&helliip;)

“Onlar Daha Çok Öldürdükçe Ben Daha Çok Sevineceğim”

1998’den ışıklı bir anı…ALF

Eski bir yazı.yeniden.

Ariana

No Compromise

Pek de uzun olmayan bir süre önce Washington’daki Japon Büyükelçiliği önünde durdum, elimde pankartım, Japonya’nın balina avcılığına yeniden başlamasını protesto etmek için oradaydım. Birkaç saat boyunca medyayla konuşup broşürleri dağıttıktan sonra posterlerimizi, pankartlarımızı toplayıp eve gitmek için metroya bindik. O an büyük bir fark yarattığımızı düşünmüştüm, iyi davranışlar sergilemiş küçük grubumuz en azından iktidara sesini duyurabilmişti.

(daha&helliip;)

Geri Çekilmek Yok, Teslim Olmak Yok

Dr. Steve Best

HOWARD ZINN: “Bizim sorunumuz sivil itaatsizlik değil. Bizim sorunumuz sivil itaat. Bizim sorunumuz dünyanın her tarafındaki insanların kendi devlet liderlerinin dikte ettiği şeylere itaat etmiş olması ve savaşa gitmesi, milyonlarca insan işte bu itaat nedeniyle öldürüldü. Bizim sorunumuz dünyanın her yerindeki insanların yoksulluk, açlık ve aptallık, savaş ve zulüm karşısında itaatkâr olması. Bizim sorunumuz hapisaneler adi suçlularla dolup taşarken, büyük hırsızların ülkeyi yönetmesi ve insanların bütün bunlara itaat etmesi. İşte bizim sorunumuz bu.

(daha&helliip;)

ALF’e “İlkesel” Bir Eleştiri

Dr. Steve Best

Esas mesele uç noktalarda olup olmayacağımız değil, ne türden uç insanlar olacağımız. Hem ulus hem de dünya yaratıcı sivri insanlara büyük ihtiyaç duyuyor.

Martin Luther King, Jr.

Eğer ALF “aşırı” taktikler kullanıyorsa, bunun sebebi hayvanlara yapılan kötülüğün de ekstrem olması ve  yasaların hayvanları sömürenler tarafından ortaya konan soykırımı koruduğu koşullar altında  acil ölçülerin ele alınmayı gerektirmesidir. Devletten gelen baskının sürekli artması ve hayvan/dünya özgürlüğü eylemlerine yönelik cezaların çoğalmasına rağmen, bugünün gerilla savaşçıları ne geri adım atıyorlar ne de tehdide pabuç bırakıyorlar. Kuzey Amerika ALF Basın Odası sözcüsü “ALF ve ELF’i durdurmanın tek yolu, keyfini süren toplumumuzun bu insanları böyle dramatik eylemleri hayata geçirmeye mecbur eden konularla ciddi olarak yüzleşmesidir, görünüşe göre bunun pek de gerçekleşmediğini söyleyebiliriz” diyor. İster hareketi destekleyenler isterse muhalif olanlar tarafından dile getirilsin, ALF taktiklerine yönelik iki ortak eleştiri bulunuyor, bunlardan birincisine “ilkesel” veya “içsel” eleştiriler diyeceğiz, ikinci eleştiri türüne ise “pragmatik” veya “dışsal” itirazlar adını veriyoruz. İlkesel eleştiri, mal/mülk/eşya yıkımının etik doğasını incelerken (yani eylem doğru mu, yanlış mı? diye sorarken) pragmatik eleştiri ise sabotaj taktiklerinin dışsal sonuçlarını inceler (yani sabotaj eylemleri harekete yardım mı etmektedir yoksa hareketin önüne engeller mi çıkarmaktadır diye sorar).

(daha&helliip;)

ALF: Doğrudan Eylem ve Demokrasi

 Dr. Steve Best

İktidar karşılığında bir şey talep etmeden hiçbir şey vermez. Hiçbir zaman vermedi, hiçbir zaman vermeyecek.

Frederick Douglass

Doğru şey için bile olsa oy kullanmak aslında o şey için hiç bir şey yapmamak demektir. Sadece herşeyin olduğu gibi devam etmesi konusundaki arzunuzu zayıf bir biçimde ifade ediyorsunuzdur. Akıllı bir akıl hakkını ne şansın merhametine bırakır ne de çoğunluğun iktidarı yoluyla üstün olmasını ister.

Henry David Thoreau

Doğrudan eylem her zaman arbeden çıkarandır, herşeyi başlatandır, işte bütün bu kargaşa sayesinde hiç birşeyi umursamayanlar, baskının artık hoş görülemez bir boyut aldığını farketmeye başlar.

Voltairine deCleyre (1866-1912) Amerikalı anarşist ve feminist yazar

Her zaman yasalara boyun eğdik. Bir yasaya şahsen katılmasanız bile ona gene de uyarsınız. Yoksa hayat kaosa dönüşürdü.

Gertrude Scholtz-Klink/Adolf Hitler’e Bağlı Kadınlar Bürosu Yöneticisi

(daha&helliip;)

Neden Bir Çok Vejetaryen Yeniden Et Yemeye Başlıyor -2-

Dr. Steve Best’in “Neden Birçok Vejetaryen yeniden Et Yemeye Başlıyor?” yazısı ile  ilgili  yorumu.

 

Hayvanlar olarak içimize konulmuş, acıma hisleri taşıyan içgüdülerimiz var, işte ahlâkımızın kökeninde yatan şey bu. Ama bu sinyaller hem zayıflar hem de bir çok insanda egoizm tarafından yok ediliyor. Tür ayrımcılığı ise bir çok insanın beynini çok etkili bir tarzda yıkayabilir. Bazı insanların neden hayvanların çektiği acılara empati duyduğunu diğer insanların neden empati yaşamadığını açıklayan milyonlarca neden var. Birbiriyle çelişen dürtülerimiz, içgüdülerimiz, arzularımız vb  var, bunlar toplumsallaşma yoluyla manipüle edilebilirler; sömürücüler hayvanlardan para kazandığı gerçeği ise bu duruma karşı ortaya konan bütün rasyonel ve moral mesajların hedefe ulaşmasını imkânsız hâle getiriyor. Ancak insan tarihi şiddetle dolu, ruhlarımızın her yanına yayılmış, ve toplumumuz bu şiddeti bir çok yönden destekliyor.

(daha&helliip;)

Etik Veganizmin Hayvanlara Bir Faydası Yok


Camille Marino negotiationisover.com sitesinin editörü.Bu röportaj onunla yapıldı .

Vegan bir diyetle beslenip hayvan ürünleri satın almamak hayvanlara yardımcı oluyor mu?

Etik ve saygın bir insan olmak için vegan olmak zorundayız. Burada gri bir alan yok açıkçası. Ya vegansınızdır ya da hayvanlara yönelik bu savaşta suç ortağısınızdır.

Ama, hayır, etik bir vegan olmanın hayvanların acısını ortadan kaldırmak adına kesinlikle hiç bir etkisi yok. Gerçek dünya olan “serbest pazar”da et/yumurta/süt ürünleri talebi azaldığında hükümet bir sömürü endüstrisine sübvansiyon sağlıyor, hayvan ürünlerindeki arz fazlasını satın alıyor, böylece tedarikçinin ve ekonominin sağlam kalmasını sağlıyor. Devlet üretim fazlasını satın alıyor, genelde bunu okullara ve refah programlarına yönlendiriyor ya da federal borcu karşılamak adına, üretim fazlası başka ülkelere ihraç ediliyor.

Veganizmi savunmak ve eğitmek adına vegan toplumun zamanını ve enerjisini harcıyoruz bence. Hayvanlar inanılmaz sayılar halinde ölüyorlar.

(daha&helliip;)

CEPHEDE

Paul Watson’la ELF’in dergisi The Resistance’ın yaptığı söyleşi…

Balina Savaşları adlı Tv programı Sea Shepherd Conservation Society(SSCS)’nin önceden kendileriyle alakası olmayan küresel bir izleyici kitlesiyle buluşmasını sağladı, hem kurumla, hem yapılan işle ve çevre hareketi içerisindeki uzun tarihinizle tanışmasını sağladı.Lütfen okuyucularımıza bu yola girmenize neden olan şeyi ve hem çevre hem hayvan hakları hareketinde aktif olmanıza sebep olan şeyi açıklar mısınız? Ve Greenpeace’den ayrılıp SSCS’i kurmanızın sebebi neydi?

Ben 1972’de 21 yaşında Greenpeace’i kuranlardan birisiyim, aslında 1969’de18 yaşındayken Don’t Make A Wave Committtee adında kurmuştuk. Kasım 1971’de Greenpeace Too’da tayfadan birisiydim, o zaman Amchitka Adası’ndaki nükleer denemeleri protesto ediyorduk. Greenpeace’in ilk dönem eylemlerinin çoğunda ikinci kaptan konumundaydım, ve Doğu Kanada’da fokları savunmak için de Greenpeace kampanyalarını ben başlattım ve sürdürdüm. Greenpeace’i 1977 yılında terk ettim; çünkü Greenpeace’teki bürokratikleşmeden memnun değildim; ayrıca bu konulardaki yaklaşımlarla ilgili olarak da huzursuzdum. SSCS’i sadece protesto etmekle kalmayıp deniz hayatını sömürmek için sürdürülen yasa dışı eylemlere müdahale etmek için kurdum. Sea Shepherd kaçak avcılığa karşı bir kurumdur, doğal hayat alanlarının ve deniz hayatının korunması konusunda çalışıyoruz.

İlk dönemlerinizde ulusal hayvan hakları/çevreci gruplar size destek oldu mu?

SSCS, The Fund for Animals ve Cleveland Amory’nin destekleri olmasaydı başarılı olamazdı. The Fund for Animals ilk gemimizi almak için lazım olan parayı tedarik etti. The Royal Society for the Prevention of Cruelty to Animals (RSPCA) grubu ise ilk kampanyamızı finanse etti, ve Sea Shepherd’la beraber bu iki kurumun koalisyonu sonucunda Doğu Kanada’ya fokların katledilmemesi ve savunulup kurtarılması amacıyla ilk gemimizi yollamış olduk. Bir yıl sonra Britisih League Against Cruel Sports kurumu da balinaları korumak amacıyla bizle parasal yardımda bulundu.

SSCS’nin topraktan uzaklaşıp suya girmesine yardım eden kişiler kimlerdi?

Cleveland Amory’yi zaten söyledim, Bunun yanında RSPCA’den Dr. Richard Jordan vardı. Ayrıca gemimizde Buckminister Fuller, antropolog Margaret Mead, yazar Farley Mowat, aktör Richard Basehart, Bon Barker, aktris Jan SMithers, Greenpeace’den Robert Hunter ve yazar Edward Abbey vardı.

İlk zamanlarında SSCS’in taktik anlamında yaklaşımı nasıldı ve bugün herhangi bir farklılık söz konusu mu?


Yaklaşımımız değişmedi. Bizler yasa dışı eylemlere müdahale ediyoruz ve bunu yaparken de muhataplarımıza fiziksel zarar vermekten uzak duruyoruz, ayrıca uluslararası koruma yasaları bağlamında hareket ediyoruz. BM’in Doğa’nın Koruma Altına Alınması prensiplerine uygun olarak hareket ediyoruz. Agresif bir tavırla; ama şiddete başvurmadan hareket ediyoruz. Gönüllü ekibimizle çalışıyoruz, başlangıçta vejetaryen bir ekipken 2002’den beri tamamen vegan olduğumuzu söylemem lazım.

Doğrudan eylem nedir?

Yaptığımız şeye doğrudan müdahale adını verdim. Afiş asmıyoruz, şahit olmuyoruz, bizler kendilerine karşı olduklarımızın yasa dışı eylemlerine doğrudan müdahale edip o eylemleri sona erdiriyoruz. Ancak etkili olabilmek için doğrudan eylemler, açık hedefleri ve mekanları iyi düşünülmüş stratejilerle yürütülmelidir.

Peki neden doğrudan eylem/müdahale?

Çünkü bu etkili bir yöntem, sonuç alabiliyoruz ve yaptığımız işi iyi yapıyoruz.

Bu yaklaşım nasıl gelişti ve diğer kurumların yaklaşımlardan nasıl bir farklılık gösterdi?

Bir çok farklı alandan bir sürü şey öğrendim. Kanada Sahil Koruma’dan , Norveç ve İsviçre bandıralı ticari gemilerden denizciliği ve navigasyonu öğrendim. Greenpeace’den medyayla nasıl çalışmak gerektiğini ve etkili medya taktikleri geliştirmeyi öğrendim. Amerikan Yerli Hareketi’nden, Lakota ve İroquis’den cesur olmayı ve inançlarım uğruna dimdik ayakta durmayı öğrendim. Margaret Mead’den bireyin gücünü öğrendim. Üniversitemden dilbilimi, iletişim, ve tarihi öğrendim. Ve ölmek üzere olan bir balinanın gözünden ise hedeflerimiz uğruna bu yola adanmayı ve asla tereddüt etmemeyi öğrendim.

Diğer oluşumlardan farkımız ne? Yaptığımızı bizim gibi yapan başka bir kurum daha yok dünyada. Benzerimiz yok. Denizlerdeki doğal hayata, habitatlara odaklanıyoruz ve yasa dışı eylemlere son vermek için fiziksel eylemlerde bulunuyoruz. Bunu yaparken Savaş Sanatı (Sun Tzu) ve Beş Yüzük Kitabı (Miyamoto Musashi) kitaplarındaki stratejik prensiplere başvuruyoruz, bunu yaparken de Marshall McLuhan tarafından ifade edilen medyayı anlama yasalarını ve ekolojinin temel kurallarını da göz önüne alıyoruz.

Eğer doğrudan eylem işe yarıyorsa sizce diğer kurumların doğrudan eylemlere başvurmamasının sebebi ne?


Diğer kurumlar adına konuşamam. Ama insanların bize şekil veren eğitim sistemleri ve toplumsal gelenekler tarafından esir edildiğini düşünüyorum. Bizlere değişimin dilekçelerle, oylarla, toplantılarla, afişler asarak, lobicilikle, yasal mevzuatla vb ile geleceği söyleniyor. Radikal ve ekstrem görünmekten çekiniyoruz. Bizim güç noktamız ise başka kurumların ya da insanların bizim hakkımızda ne düşündüğünü umursamamamız. Bizim müşterilerimiz balinalar, köpekbalıkları, foklar ve balıklar; yoksa insanlar değil. Biz yaptığımız şeyi onlar için yapıyoruz, insanlar için değil.

Doğrudan eylemde bulunmasalar bile bu kurumlar ve bazı insanlar neden alenen doğrudan eylemleri kınama ihtiyacı hissediyor olabilir?

İnsanlarda bir şeylere karşı olma eğilimi var, farklı düşünen, farklı davranan insanlardan hoşlanmıyorlar. Tehdit altında hissediyorlar, kıskanıyorlar, öfkeleniyorlar ya da güçsüz hissediyorlar kendilerini. İşin aslı şu ki onların eleştirileri veya görüşleri benim umrumda değil. Onların eleştirilerinin konuyla bir alakası yok. Başkalarına zarar vermediğimiz sürece ve uluslararası yasalara uygun şekilde davrandığımız sürece başka kurumların ya da insanların eleştirilerine cevap vermek zorunda değiliz.

SSCS’in fazla radikal ya da uç bir oluşum olduğu şeklindeki sorulara nasıl cevap veriyorsunuz?

The Sea Shepherd Conservation Society muhafazakar bir kurumdur. Ben muhafazakarım. Muhafaza etmeden muhafazakar olamazsınız. Bizim bütün varoluş sebebimiz muhafaza etmek ve korumak. Bu dünyanın radikalleri okyanuslarımızı, ormanlarımızı, doğal hayatı ve özgürlüklerimizi yok ediyorlar.

Politik anlamda muhafazakar değerlere sahibim. Askerde gaylere ve kadınlara karşıyım; çünkü askerlere karşıyım. Refahçılığa da karşıyım; bu ülkede çok fazla refahçı şirket var, ayrıca liderleri sıkışınca halkın kucağına koşan şirket komünizmine de karşıyım. Kürtaja karşıyım; bütün fetüs severlerin ve çocuklardan nefret edenlerin bu dünaya getirdiği o sevilmeyen, istenmeyen, eğitimsiz doğum sonrası kürtajlara karşıyım. Onlar çocuklar dünyaya gelmeden umursuyorlar çocukları, doğduktan sonra ne olduğu umurlarında değil. Doğmadan önce sizinle beraberler; ama okul öncesi dönemde misiniz, o zaman işiniz bitik.

Mala ve mülke zarar vermenin şiddet içeren bir eylem olduğu şeklindeki suçlamalara ne cevap veriyorsunuz?

Martin Luther King, Jr. bir keresinde hissetme yeteneğine sahip olmayan bir nesneye karşı şiddet eyleminde bulunamayacağımızı yazmıştı.1986’da Kanada’daki Green Party balina gemilerini batırmamızın şiddet eylemi olduğunu öne sürerek beni partiden atmaya kalktı. Ben de partinin politik anlamda uygun bir çerçeve söz konusu olduğunda şiddeti desteklediğini söyledim; mesela, bu insanlar kürtajı desteklemeye devam ediyordu, ki kürtaj ister kabul edelim ister etmeyelim şiddet içeren bir eylemdir, ve muhakkak ki metali suyun içine batırmaktan daha fazla şiddet içerir. Şiddet eğer biz onu haklı görüyorsak artık şiddet değildir, ister savaş, ister kürtaj ya da et yemek olsun. Ben kürtajı destekliyorum ama bu konuda iki yüzlü değilim, kürtaj şiddet içerir, kabul ediyorum. Amerika’da vergi veren herkes vergilerinden elde edilen paranın finanse ettiği şiddeti kabul eder.

Dalai Lama yaptığımız şeyi destekliyor ve eğer şiddet eylemlerinde bulunsaydık bize destek vermezdi. Ama bu kafayı yemiş dünyada artık o da resmen bir terörist, bunun sebebi de Çin’in şiddet eylemlerine karşı çıkması, bizler de balinaları kurtardığımız için teröristiz. Balina kurtarmak , barış istemek ya da ABD başkanlığına soyunmak hiç fark etmez, terörist kelimesi başka birisinin karşı çıktığı birisini yaftalamak için en çok kullanılan kelime haline geldi.

Buradaki esas mesele, bizim kampanyalarımız ya da eylemlerimiz sırasında ya da sonunda kimsenin yaralanmadığı veya öldürülmediğidir. Şiddete başvurmama rekorumuz hala daha lekelenmedi.

Şiddetin ya da şiddetten uzak durmanın haklı olup olmadığı şeklindeki sorulara nasıl cevap veriyorsunuz?


İnsanlar şiddet dolu yaratıklar ve hep böyle olduk; inandığımız hedefler ve idealler için de şiddeti haklı çıkarmaya devam ediyoruz. Sea Shepherd yasa dışı amaçlar için kullanılan mal ve mülkleri yok ediyor. Bu bizim haklı olma gerekçemizdir.

Sizi eleştiren bazı insanlardan nasıl oldu da daha uzun süre hem aktif hem de etkili olmayı başardınız?

Stratejiyi ve taktikleri anlıyorum, medyayı anlıyorum, yasaları anlıyorum ve ekolojinin kanunlarını anlıyorum. Bir keresinde Woody Allen başarının sırrının orada olmakta yattığını söylemişti. Yani, inatçı olmak, ısrarcı olmak ve yola devam etmek. 59 yaşındayım ve hala aynı şeyi yapmaya devam ediyorum- doğal hayatı 10 yaşımdan beri savunuyorum.

Bazı eleştirmenler asla büyümediğimi söylediler, belki haklıdırlar, ama bunun nesi kötü? Emekli olmak gibi bir niyetim yok, yaptığım şeyden zevk alıyorum, müdahalelerimizin balinaları kurtardığı gerçeğini seviyorum; binlerce balinanın, on binlerce yunusun, yüzbinlerce fokun ve milyonlarca balığın biz müdahale ettiğimiz için hayatta olduğu gerçeğini seviyorum.

Hatta provoke ettiğimiz için gelen eleştirileri, ölüm tehditlerini, nefret dolu mailleri ve oluşan öfkeyi de seviyorum. İlginç buluyorum bunu, bir etki yarattığımızın kanıtı olarak görüyorum.

1960’lara dek uzanan çevre hareketinin başarısız olduğunu reddedemeyiz. Sizce bunun sebebi ne?

Ben başarısız olduğunu düşünmüyorum. 1972’de Vancouver’da bilboardlar hazırladık. Her birisinde büyük harflerle EKOLOJİ kelimesi vardı, bunun altında da SÖZLÜĞE BAKIN. OLAYA DAHİL OLUN yazıyordu. İnsanlar 1972’de ekoloji kelimesinin anlamını bilmiyorlardı. Ama bugün herkes biliyor. Çevreci hareket bir adım ileri iki adım geri tarzında
bir hareket oldu ama tamamen de başarısız olduğunu söyleyemeyiz. Bazı türleri kurtardık, bazı doğal olanları da muhafaza ettik, biraz zaman kazanmış olduk, biraz alan kazanmış olduk. Ekolojinin yasaları hayatta kalıp kalmayacağımıza karar verecek.

Okyanusta parekete oltaların, ağların, okyanus tabanı taramalarının, balık stoklarındaki düşüşlerin, ölü bölgelerin, mercan adalarının yok olmasının ve büyük okyanus memelilerinin sayısında görülen azalmanın, avcı türlerin azalmasının, göçmen kuş sayısında meydana gelen azalmanın yıkıcı etkilerine tanık oldunuz. Sizce gerçekten artık çok mu geç? Geri dönüşü olmayan noktayı çoktan geçtik mi?


Bazı açılardan evet. 20 sene içerisinde bütün mercan adaları ekosistemleri yok olacak, bütün ticari balıkçılık örnekleri de 20 sene içerisinde bitecek. Homocene’in ortasındayız şu anda, gezegenin tarihinde meydana gelen 6. büyük yokoluşun ortasındayız; 2000 ve 2065 yılları arasında 65 milyon içerisinde kaybettiğimizden daha fazla sayıda bitki ve hayvan türü yok olmuş olacak. Bu ölümüne ciddi bir mesele, ama bu meseleyi tv izleyerek ya da gazete okuyarak öğrenemezsiniz. Eğer okyanuslar ölürse biz de ölürüz, işte bu kadar basit.

Ama ben kötümser birisi değilim. Ben Dünya’nın kendine baktığını ve eğer bizler gezegenin bağışıklık sistemini kemiren virüsler gibi hareket edersek kendi oyunumuza gelip kendi pisliğimizde boğulana dek eğlenmeye devam edeceğimizi düşünüyorum. Dünya bizden paçasını kurtaracak ve belki, bir ihtimalle ekolojinin yasalarına uygun olarak yaşamayı öğreneceğiz, çevreyle uyum içerisinde yaşamayı öğreneceğiz. Ve eğer bu olmazsa o zaman evrim biz olmadan da yoluna devam edecektir.

Size göre hareketin kayda değer değişiklikleri meydana getirecek tarzda yeniden inşa edilmesi için ne yapılması gerekiyor?

İhtiyaç icatların anasıdır, eğer tür olarak ya da uygarlık olarak hayatta kalmaya ihtiyaç duyuyorsak, bunu yapmanın bir yolunu bulacağız. Hareketler gücün çeşitliliğe bağımlı olduğu ekosistemler gibi hareket etmeli. Bizim görüş farklılıklarına, strateji ve taktik çeşitliliğine ve birbirimizle uyuşmaya ya da birbirimize ters düşmeye ihtiyacımız var. Hangi konuda iyiyseniz onu yapın, yasa, mevzuat, eğitim, doğrudan eylem, sivil itaatsizlik, bireylerin tutkusunu ve yeteneklerini de kabul edin. Bu hareketin gücü Greenpeace, Sierra Club ya da WWF gibi eko-bürokrat kurumlardan kaynaklanmıyor. Esas güç Jane Goodall, Birute Galdidas, Diane Fossey, Richard Leakey ve siz ve ben gibi insanlardan kaynaklanıyor.

En kötü ve moral bozucu saldırılar genelde bizden yana insanlardan geliyor, bu tür hainlerden ve saldırılardan kendinizi nasıl uzak tutuyorsunuz, odaklanmanızı sağlayan şey ne?

Eleştiri ve saldırılardan dolayı moralim bozulmaz hatta umrumda da değil. Oscar Wilde’ın söylediği gibi “ senin hakkında konuşulmasından daha fazla moral bozan şey senin hakkında konuşulmamasıdır”.

Eğer bir şeyi savunursanız o zaman hedef haline geleceğini bilirsiniz, burada ana mesele hedef haline gelmeyi kafaya takmamaktır. Eğer işe yarar bir şey yapıyorsanız, insanları kızdırıyorsunuzdur, artık düşmanlarınız vardır. Ben başarımızı düşmanlarımızın sayısına göre, nefret maillerine, tehdit ve mesajlara göre ölçüyorum.

ABD’deki eylemcilere yönelik baskılar ve anti-terörizm yasası Green Scare SSCS’i etkiledi mi?


Hayır. SSCS yasalara karşı gelmez ve hiç gelmedi., ABD sınırları içerisinde en küçük bir kanun ihlali bile yaşamadık. Eylemcilerin anlaması gereken şey şu: yasaları anlamak zorundayız ve eğer gerekirse mümkün olan en iyi avukatı da tutmak zorundayız. Ayrıca kitabımdan da söz etmek gerekiyor burada, earthforce- An Erath Warrior’s Guide To Strategy kitabını okumak da sizin hem hayatta kalmanızı sağlar hem de hapse girmenizi önler.

Sık sık Doğanın Temel Kanunlarından söz ediyorsunuz. Ne kastediyorsunuz ve bu kanunların önemi ne?

Bireyin gücünden zaten söz ettim. Ekolojinin en önemli 3 kanunu şudur:

1- Çeşitlilik kanunu- yani bir ekosistemin gücü ona dahil olan türlerin çeşitliliği üzerine kuruludur.

2- Bağımlılık kanunu: bir zamanlar John Muir’in söylediği gibi “doğanın bir kısmını bozduğunuz zaman onun doğanın her tarafıyla bağlantı halinde olduğunu görürsünüz”..yani bütün türler birbirlerine bağımlı bir halde vardır.

3- Sonlu kaynaklar kanunu: yani büyümenin bir sınırı var; çünkü kapasiteyi taşıma sınırı var. Eğer bir tür bu taşıma kapasitesini aşarsa o zaman diğer türlerin taşıma kapasitesinden çalmış olur, böylece o tür ya yok olur ya da sayısı azalır, bunun sonucu olarak da türler arası karşılıklı dayanışma azalır, çeşitlilik zayıflar.

Çevre yıkımının esas sebebinin ve gezegende yanşan bu acının üç ana kaynaktan meydana geldiğine katılır mısınız , yani Arabalardan, etçillerden ve kömürden? (yani kömür sanayii, otomotiv sanayi ve endüstriyel çiftçilik/et endüstrisi)

Bence ekolojik yıkımın bir numaralı sebebi insan nüfusunun kontrolden çıkması ve tüketim oranlarının artmasıdır. Bence biyoçeşitliliği kaybediyor olmamız bizi bekleyen en büyük tehlike. Önceden söylediğim gibi, büyük bir yokoluş olayının ortasındayız. Fosil yakıtlar, arabalar ve et endüstrisi aşırı nüfus artışından kaynaklı sorunların büyümesine sebep oluyor. Giderek büyüyen talebi karşılayacak balık yok denizde.

Sizce insanların hayvanlar ve dünya için etki yaratacak eylemlerde bulunmamasının sebepleri ne, en büyük ayak bağı, en büyük engel ne?

İnsanın aptal olması. Yüz milyar galaksi içerisindeki tek bir galakside etrafında 100 milyar yıldız bulunan bir gezegende yaşıyoruz, bu gezegen üzerinde sonsuz küçük bir zaman aralığında bulunuyoruz, ama çoğumuz deli gibi bu gezegenin sadece bizim için yaratıldığına inanıyoruz, istediğimiz gibi davranma hakkımız olduğuna inanıyoruz, ne sonucunu düşünüyoruz ne de vicdanımızı araya sokuyoruz. Ekolojik cehalet ve insanın kibri o kadar korkunç ki afallamamak elde değil. Buna insanın çıldırışı adını veriyorum.

İnsanların eyleme geçmesi için ne gerekecek peki?

Dünyanın atacağı şöyle sağlam bir tekme bayağı işe yarar.

Doğal dünyada yaşanan yıkımın sona ermesi için ne gerekiyor?

En etkili çözüm insan uygarlığının çöküşü olur ama bunu da çoğu insan desteklemez. Ama birileri bir yerlerde çıkıp da bir çözüm üretene kadar bunun aksi bir çözüm görünmüyor. Ben imkansız çözümlere inanıyorum. Örneğin 1972’de Nelson Mandela’nın Güney Afrika’ya başkan olacağı düşüncesi düşünülmesi çok zor bir şeydi. İmkansızdı. AMA oldu. İmkansız olan aynen hayat geçti. Çevreyle alakalı sorunlarımız için imkansız görünen çözümler, nüfus artışı ve hava kirliliğiyle alakalı imkansız çözümler günümüzün genç insanlarının cesaret ve hayal gücüyle çözmesi gereken büyük meydan okumalardır.

İnsanların bu adımları atma konusunda istekli olduğun inanıyor musunuz?

Şu an hayır ama yakında istekli olacaklar, başka seçenekleri kalmayacak.

Hareketimizin küçük kaynaklarını ve sayısını düşünecek olursak muhaliflerimizin finansal çıkarlarına nasıl engel olabiliriz?


En etkili taktik daima ekonomik baskı uygulamaktır. Şirketlerin ve devletlerin vicdanı yoktur. Şirketler kapital tarafından yönetilir, devletler kanunlar ve özel çıkarlar tarafından yönlendirilir. Anladıkları tek şey çıkar ve zarardır. Eğer zararları çıkarlardan daha fazla hale getirebilirsek o zaman kazanabiliriz. Sea Shepherd’ın Japon balina filosuyla olan meseledeki amacı mesela bu endüstriyi ekonomik olarak batırmaktır.

SSCS’in hayvan ve dünya meselelerinin ötesine geçip küresel şirketler hakimiyeti ve demokratik görünümlü olup da aslında demokratik olmayan politikalara meydan okuyan daha geniş bir bilincin parçası olduğunu hissediyor musunuz?

Biz temelde kaçak avcılığa karşı bir kurumuz. Ancak çeşitlilik sahibi bir hareket içerisindeki boşluklardan sadece bir tanesini dolduruyoruz. Türleri ve ekosistemleri sömüren yasa dışı etkinlikleri durdurmaya odaklanıyoruz. Dünyayı kurtarıyormuş gibi yapmıyoruz, ama elbette bu dünyayı daha iyi bir yer yapmaya çalışan bir hareketin parçası olduğumuza inanıyoruz.

Demokrasiyi desteklediğime emin değilim. Eğer çoğunluğun oyları olsaydı o zaman ortalık gangsterlerin kurallarıyla dolardı ve hiç bir şey güvende olmazdı. Gezegendeki 7 milyar insanla beraber çevreci kurallara ve yasal yaptırımlara ihtiyacımız var, ve kaynaklarımız kaybolmaya başlayınca insanlar kendilerine Allahın verdiğine emin oldukları o maddi konforu talep etmeye başlayacaklar ve ardından da yollarına çıkan her şeyi ezip geçecekler. Sayımız çoğaldıkça özgürlüklerimiz kaybolacak; çünkü insanlar istedikleri şeyi yapmayı, istediklerini yemeyi ve istedikleri yere gitmeyi mümkün kılan şeylerden mahrum kalacaklar, artık o şeylerden yeterince olmayacak.

Sizce Antartika’daki Balina Savaşları/SSCS programı halkın doğrudan eyleme verdiği desteği artırmış olabilir mi…ya da en azından gizli destekçilerin artık açık açık destek verdiğini söyleyebilir miyiz?

Bizler medya kültüründe yaşıyoruz, bu kültürü televizyon ve filmler belirliyor. Eylemlerimiz tv showu haline gelince bizim gerçek olduğumzu ortaya çıktı. İnsan sizi tvde görene kadar gerçek değilsinizdir ya da sinema perdesinde görene dek gerçek değilsinizdir. Destekçilerimiz arasında Christian Bale, William Shatner, Pierce Brosnan ve Richard Dean Anderson var. Halkın gözünde biz eğer Batman, Kaptan Kirk, James Bond ve MacGyver bizim ekipteyse nasıl kaybedebiliriz ki? Ben medyaya bilinci değiştirmek için gerekli bir silah gözüyle bakıyorum. Medya içerisinde ister basılı yayın ya da elektronik ortam olsun insanlara insanların daha fazla farkında olmasını sağlamak için, umursamalarını sağlamak için, olaya dahil olmalarını sağlamak için akıl bombası enjekte ediyoruz. Her türden insan tarafından daha fazla tanınıyorum ve istisnai durumlar hariç insanlar okyanuslarda yaptığımız şeyi destekliyorlar.

“Yaptığınız şeyi seviyorum ama ben bunu yapamam !” diyen insanlara ne söylersiniz?

Öne geçin, takip edin ya da yoldan çekilin. Öne geçemiyorsanız o zaman bunu yapmaya niyeti olanları destekleyin, eğer öne geçemiyor ya da öne geçenleri destekleyemiyorsanız, o zaman bu tutkusu ve motivasyonu olanların önünde engel olmayın.

Çeviri:CemC

ALF VE ELF

TERÖRİST KİMDİR?

 

PAUL WATSON

Steve Best ve Anthony J.Nocella ‘nın Terrorists or Freedom Fighters:Reflections on the Liberation of Animals kitabından çevirilmiştir.

ALF ve ELF terörist gruplar olarak adlandırılabilir mi?

Bu sorunun cevabı eylemleri kimin yargıladığına bağlı. Terörizm suçlamaları genelde çok keyfidir. Terörizm konusunda nesnel bir yargı merci bulunmadığını söyleyebiliriz. Aslında, 11 Eylül sonrası ABD’sinde bu yafta medyada öylesine gelişigüzel kullanılmıştır ki kelimenin gücünü kaybetmek üzere olduğunu söyleyebiliriz. Bu sözcük giderek İngilizce’de en çok, en düşüncesizce, umursamadan ve sorumsuzca kullanılan sözcük haline geliyor.

(daha&helliip;)