Hayatımı Değiştiren O Gün

Filip Barche

İnsan olmaktan, en korkunç şeyleri yapabilecek bir ırkın üyesi olmaktan utandığım o günü hiçbir zaman unutmayacağım. Mezbahaya yaptığım ziyaret bir gün içinde hayatımı değiştirdi. Bütün hayatımı değiştirdi. Orada bir kez daha doğdum- tamamen farklı bir insan olarak. Hayvan hakları için mücadele etmeye başladım.

Vejetaryen olmaya giden ilk adımları çocukken attım ben, ilkokula başladığımda. Aklımdan hiç çıkmayan bir olay var: din dersi kilisede yapılıyordu. Son derece nazik biri gibi görünen bir rahibimiz vardı, sevgiden söz ediyordu. Kapının hemen kenarında oturan bir kız bir ses duydu. Koştu ve kapıyı açtı. Hiçbir şey göremedi önce; aniden ortaya bir yavru kedi çıktı, hemen kaloriferin yanına uzandı.

Rahip “atın şu hayvanı dışarı!!” diye bağırdı. Kulaklarıma  inanamadım, iyiliğin ruhu gibi görünen bir adam “ burası tanrının evi, sokak hayvanlarına burada yer yok” diye bağırıyordu! Rüya gördüm sandım… dışarısı korkunç soğuktu, kıştı – çok soğuk bir kıştı üstelik. Çocuklar, özellikle de kapıyı açan  kız,  “lütfen izin verin burada kalsın” diye bağırmaya başladı, “izin verin ısınsın, izin verin burada kalsın!!!” … Bu sözleri şimdi bile duyabiliyorum- 20 yıl sonra… ama rahip  “atın dışarı!” diye bağırdı yeniden. Ve  o küçük kız, sevgi dersi öğrenmek için kiliseye gelen o kız gözlerinde yaşlarla rahibe “bunu yapamazsınız!!!!” diye bağırdı. Rahip “ eğer kabul edilmek istiyorsan, sana söylediğim şeyi yap” diye cevap verdi.

Küçük kız, gözlerinde yaşlarla yavru kediyi “Tanrının evi”nden dışarı  çıkardı ve onu orada, dışarıda bıraktı. Geri döndüğünde öyle çok ağladı ki bütün vücudu ders bitene dek sarsılıp durdu. Ertesi gün kilisenin yanından geçerken o kediyi gördüm- ölmüştü, donmuştu. O zaman yetişkinlerin kendilerini düşündükleri kadar da mükemmel olmadığını anladım. Hayatımdaki ilk gaddarlık dersi buydu. Ama bu sadece başlangıçtı- daha kötüsü geliyordu…

Ve  o an geldi… birkaç sene sonra. Bir çok şey gördüm ben, “sıradan” insan için anlaması zor olan bir çok şey. En korkunç kâbus bile o kadar korkunç değil. En  kötüsü ise gördüğüm şeyin düş OLMAMASIYDI.—GÖZLERİMLE GÖRDÜM! İnsan olmaktan, insanın hayal dahi edemeyeceği en korkunç en zalim şeyleri yapabilecek bir ırktan olduğuma utandığım o günü asla unutmayacağım. O mezbahaya yaptığım ziyaret bir gün içinde hayatımı değiştirdi. Bütün hayatımı değiştirdi. Orada doğdum ve hayatımın anlamını buldum.

Teknik gastronomi sınıfındaydım. Bugünmüş gibi hatırlıyorum o günü. Uyandım ve kendi kendime acaba  okulsa gitsem mi diye düşündüm. Teknoloji ve ürün araştırma… hiç sevmemiştim bu dersleri. Altı saat peşpeşe bu dersler vardı. Teoriyle beraber tecrübe de kazanıyorduk, pişiyorduk. Gitmeye karar verdim, aslında cidden gitmek istediğimden emin değildim, çünkü günlerden Cumaydı. Mezbahaya gideceğimizi öğrenince bayağı bir şaşırdım. Hayatımda  ilk kez o gün mezbaha gördüm. Gördüğüm şey hayâl gücümün çok ötesindeydi ve düşünme biçimimi baştan sona değiştirdi. Hatırlıyorum- güneş parlıyordu… etrafı duvarla çevrili mezbahanın önünde ağlamaya benzer bir ses duydum…İçeri girdik…

Avlu oldukça büyüktü. Duvarın  hemen yanında  içi hayvanlarla dolu birkaç kamyon gördüm. İnekler, domuzlar—hepsi de son yolculukları için bekliyordu… o adamlar tarafından öldürülmeyi bekliyordu… bütün o korkmuş hayvanların seslerini şimdi bile duyabiliyorum. Yanlarından geçtik… bize bakıyorlardı, o üzüntülü gözlerle, yardım dileyerek. Ne istediklerini anlayamıyordum… Ansızın kamyonun kasası açıldı. Bazı hayvanlar indi, bazıları bacakları titreyerek bekliyordu, gitmek istemiyorlardı… Birkaç adam kamyona  çıkarak hayvanlara vurmaya, tekmelemeye, onları dövmeye başladı… İnekler korkarak sağa sola kaçtı.

Mezbahaya girdik. Havada korku vardı, dehşet vardı hayvanların seslerinde. Bize etin üretilişi gösteriliyordu. Köşede bekleyen hayvanları asla unutmayacağım, önlerinde ayakta duran diğer hayvanların gaddarlıkla öldürülüşünü izliyorlardı. Korku, çaresizlik, büyük inek gözleri, büyük domuz gözleri- öylesine kahrediciydi ki ! Hiçbir hayvan ölmek istemiyordu, bunu görebiliyordum. Hiçbir seçenekleri yoktu. Kesim görevlilerinin hayvanları teslim olmaya ikna eden metodları vardı. Hayvanları itiyor, dövüyor, yere yıkıyor, sürüklüyorlardı. O inekleri asla  unutmayacağım- öldürülmek için kancalarla bacaklarından asılan ve hâlâ hayatta olan o inekleri. Her yer kandı- duvarlar-yerler, kasapların giysileri. Hayvanların canhıraş haykırışları- hepsi yardım istiyordu- gelmesi imkânsız bir yardım… ansızın kasaplardan biri acı içindeki ineğin yanına geldi- başlığını hayvanın boynuna yanaştırdı, kanla dolmasını bekledi ve o kanı içti… böyle bir şey hayatımda görmedim!

Gördüğüm şeyler, ne yazık ki, gerçekti. Bunu hiç birşeyle karşılaştıramıyorum; çünkü en korkunç, korkunç, dehşet verici şey bile bunun yanında çocuklar için yazılmış bir masal gibi kalıyor. Mezbahada çalışan bütün o insanlar için hayvanlar ve onların ızdırabı- önemli bir şey değildi. Sadece yapılması gereken bir işti, o kadar.

Tek bir şey biliyorum ve bu konuda çok eminim- “insani kesim” diye bir şey yok. Bunlar sadece güzel kelimeler. Hayvanın öldürüldüğü o an, dehşet verici ve korkunç. Hayvanlar  her zaman korkacaklar ve öldürüleceklerini daima bilecekler !!! Bunu hiç bir şey değiştiremeyecek ve birisi “insani kesim”den söz ettiğinde bu sadece gülünç olacak. İnsanların bu kelimeleri kullanacağını biliyorum çünkü insanlar kasapların aynı kasap olduğunu kabul etmek istemeyecekler. Bunu yapmaları için onlara para ödüyorlar, bu yüzden insanlar kendilerini kandırmak ve “insani kesim”e inanmak istiyorlar. Bu, YANLIŞ. O ziyaret benim bütün hayatımı değiştirdi. O iki saat bana herşeyden fazlasını verdi. O an karar verdim- bir daha asla et yemeyecek ve hayvanlara yardım etmek için birşeyler yapacaktım. Tek bir saniye içinde vejetaryen oldum. Yeni bir insan olduğumu biliyordum artık.

Birkaç gün düşündükten sonra hayvanlara aktif olarak yardım etmeye karar verdim. Hayvanlara yardım eden yerel idareye gittim. Başlangıçta sıradan ofis işleri yapıyordum ama bir gün birisi telefon ederek bir köpek için yardım istedi. Çok zengin birisi köpeğine kötü davranıyordu. Oraya gittim ve birkaç aylık bir köpek gördüm- boğazında kan vardı. Tasması boğazını sıkıyordu. Kulübenin hemen yanında duruyordu  o yüzden onu oradan almaya karar verdim. O an Elinde balta, bana vurmaya çalışan koca bir adam çıktı karşıma. Köpekle beraber kaçmayı başardım. Köpek hayatta kaldı, yaralarını iyileştirmek biraz zaman aldı.

Bu olay Hayvan Hakları Yasası kabul edilmeden önce yapılmıştı. Bu olaydan sonra yapmak istediğim şeyin hayvanlara yardım etmek olduğunu anladım. 20 senedir hayvanlara yardım ediyorum. Elimden geldiğince.

Bir başka olay hatırlıyorum; 7 sene önce Torun, Polonya’da yaşandı. Arkadaşlarımda cafede  oturmuş çay içiyordum. Ansızın telefonum çaldı. Kadının bir ağlıyordu, birisinin köpeğini öldürdüğünü söylüyordu. Oraya gittim ve köpeği gördüm- daha doğrusu köpekten geri kalanları gördüm, karda, her yer kan, köpeğin kafası yok, bacakları yok… öldüren kişi işkence etmiş olmalı. Araştırdıktan sonra  öldüren kişiyi  bulduk- köpek sahibinin komşusuydu. 50’li yaşlarda bir kadındı, ilk başta kadın köpeği öldürdüğünü kabul etmek istemedi, Tanrı’ya ve Katolik kilisesine inandığını söyledi. Evinde bir sürü kutsal resim vardı. Galiba “inancı”nın sevgiyle ve iyilikle hiç alâkası yoktu, böylesine zalim olabildiğine göre. Köpeğin 17 yarası vardı, başı ezilmişti, gözleri oyulmuştu. Belki birisi çok korkunç şeyler anlattığımı düşünüp “artık yeter” diyebilir. Ama inanın bana, çok çok daha kötülerini gördüm.

Bir gün ormanın yakınlardaki bir çiftlikte hayvanların hem aç hem de pis olduğunu söyleyen bir telefon geldi. Çiftliği bulmak zor oldu ama gene de buldum. Zavallı inekler açlıktan ölüyordu, çok kirlenmişlerdi ve çok üzgün görünüyorlardı. Bana kocaman üzgün gözlerle bakıyorlardı. Gözleri herşeyi söylüyordu, yardım istiyorlardı. O ağılda 20 kadar inek vardı, hepsi kendi dışkısında duruyordu. Domuzlar dışarıda  koşuşturuyordu, bazıları ineklerin yanına geliyordu, inekler onları yalayarak ısıtmaya, neşelendirmeye çalışıyordu. Hayvanların birbirine yardım etmeye çalıştığı daha  önce de görülmüştür. Hayvanların sahibi onları unutmuştu, haftalar boyunca onlara yem ya da su vermemişti. Hayvanlar onlara yardım etmeye geldiğimi hissederek gözlerime bakıyordu, bana dokunmaya çalışıyorlardı.

Şuna emin olun- hayvanlarla bağlantı kurmaktan daha iyi hiç bir şey yok- ne  kitap, ne film.  İnsanların hayvanlara neler yapabileceğini hiç görmeyen birisi bunu anlamayacaktır. Ama onlara yardım ettiğiniz zaman onların gözlerindeki o  bakış size yetiyor: hayatta görebileceğiniz en güzel “teşekkür ederim”…

Sahibi tarafından yem verilmeyip 2 hafta boyunca dövülen atı ise hiç unutamıyorum. At hayatta kalmaya çalışmıştı ve bu yüzden ahırdaki tahta kirişleri yiyordu. Öylesine zayıflamıştı ki ayakta duramıyordu bile, kendi dışkısı içinde, çamurda uzanmıştı. Belki de hayvanlar için bir cennet var mı diye hayal görüyordu, insanlar için değil hayvanlar için, çünkü onun açısından insan Şeytan’dan daha beterdi muhakkak… O zavallı atı ilk kez gördüğümde  insan olduğuma gerçekten utandım. Elimden geldiğince ona yardım etmek istedim. İyi insanlar yardım etti ona, para toparladık ama, ne yazık ki o zavallı at  öldü. Hayatta kalamayacak denli zayıflamıştı bünyesi, ölürken ellerim üzerindeydi. Gözlerini hatırlıyorum- bu dünyadan ayrıldığına mutluydu. Bana baktı ve sahip olduğu herşeyi bana verdi- onun yanına uzandım, nefesini hissettim, kendini tehlikede hissetmesini istemiyordum. Çok ağladım ama artık acı çekmediğini bildiğim için de mutluydum.

Bazen insanlar bana vejetaryen olmanın zor olup olmadığını soruyor. Sanki vejetaryen olmak hak edilmiş bir cezaymış ya da bir çeşit acı çekme biçimiymiş gibi. Oysa vejetaryen  olmaki dünyayı, etrafınızı nasıl gördüğünüzle ilgili bir şey. Hayvanlara yardım ettiğini gözlerimle gördüğüm her şey yaptığım şeyin doğru olduğuna beni daha da  inandırıyor. Ve ben doğru yolu mezbahadaki o gün seçtim.

Çev.Cem

 

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.