Hayvan Hakları Evrensel Bildirgesi Eleştirisi

Nadir Bencan

Bu yazıda asıl amacım bildirgenin yeniden okunmasını sağlamak. Eklediğim eleştiri notlarının, bu tür metinleri bile eleştirel okumamız gerektiğini hatırlatmasını umuyorum. Saygılarımla.


Madde 1- Bütün hayvanlar yaşam önünde eşit doğar ve aynı var olma hakkına sahiptir.

Madde 2-1.Bütün hayvanlar saygı görme hakkına sahiptir.
2-2.Bir tür hayvan olan insan, öbür hayvanları yok edemez(3-2. madde haricinde denilmeli), bu hakkı çiğneyerek        onları  sömüremez, bilgilerini   hayvanların hizmetine sunmakla görevlidir.
2-3.Bütün hayvanların insanlarca gözetilme, bakılma ve korunma hakları vardır.

Madde 3-1.Hiçbir hayvana kötü davranılmaz, acımasız ve zalimce işlem yapılamaz.
3-2.Bir hayvan öldürülmesi zorunlu olursa; bu bir anda, acı çektirmeden ve
korkutmadan yapılmalıdır.

Madde 4-1.Yabani türden olan bütün hayvanlar, kendi özel ve doğal çevrelerinde, karada,
havada veya suda yaşama ve üreme hakkına sahiptir.
4-2.Eğitim amacı ile olsa bile, özgürlükten yoksun kılmanın her çeşidi bu hakka
aykırıdır.

Madde 5-1.Geleneksel olarak insanların çevresinde yaşayan bütün hayvanlar uyumlu biçimde
türüne özgü yaşam koşulları ve özgürlük içinde yaşama ve üreme hakkına sahiptir.
5-2.İnsanların kendi çıkarları için bu uyumda ya da bu koşullarda yapacakları her
türlü değişiklik bu haklara aykırıdır.

Madde 6-1.İnsanların yanlarına aldıkları bütün hayvanlar, doğal ömür uzunluklarına uygun
sürece yaşama hakkına sahiptir.

6-2.Bir hayvanı terk etmek acımasızca ve insanlık dışı bir davranıştır.

Madde 7- Bütün çalışan hayvanlar iş süresinin yoğunluğunun sınırlandırılması, onarıcı ve
güçlerini artırıcı beslenme ve dinlenme  hakkına sahiptir.
(Çalışan Hayvan” tanımından kurtulmaya çalışmalıyız artık. Hayvanları köle olarak kullandık uzunca süre, ve bunun insan türünün yaşaması için zorunlu olduğu masalı ile empati duygularımızı baskıladık. Fakat artık çift sürmek için öküze, ulaşım için ata, yük taşımak için katıra ve eşeğe ihtiyaç duymuyoruz. Köpeklere de kızak çektirmiyoruz. Kıyıda köşede bu tür işleri yapan hayvanlar hala varsa, onları da bu kölelikten kurtarmak boynumuzun borcu olmalı.) 

Madde 8- Hayvanlarda fiziksel ya da psikolojik bir acı çektiren deneyler yapmak, hayvan
haklarına aykırıdır. Tıbbi, bilimsel, ticari  ve başka biçimlerdeki her türlü deneyler
için de böyledir.

Madde 9-Hayvan beslemek için yetiştirilmişse; bakılmalı, barındırılmalı, taşınmalı, ölümü de
korkutmadan ve acı çektirmeden yapılmalıdır.
2012 yılında Hollandalı bilim adamları, laboratuarda suni et üretmeyi başardıklarını duyurdular. İnsan türü, hem etobur, hem de otobur olarak beslenebilen bir türdür. Sindirim sistemi bitkisel besinler yanında hayvansal besinleri de sindirmeye uygundur. İçgüdüleri de, avcı-yırtıcı hayvanların ve ot yiyen sürü hayvanlarının içgüdülerinin harmanlanmış halini yansıtır. Yani insan et yer. Leş et değil, taze et yer. Yasaklasanız aç kalınca yer, veya lezzetini canı çeker bulursa yer. Tıpkı bir çakalın tavukları yemesi gibi, insanın doğasına uygun bir davranıştır et yemek.


Et yemekte insan uygarlığının gideceği iki uç nokta vardır. Birincisi, teknolojisini bu yönde geliştirerek kendisini tamamen besin zincirinin dışına atmaktır. Laboratuarda et üretmek bu yolun başıdır sadece. Bir et fabrikası düşünün. Hammadde olarak toprak, hava ve su, bolca güneş ışığı alınıyor, üretim sonunda yağ oranı çeşitli düzeylerde ayarlanmış, aroması kuzu, dana, hindi, tavuk, balık vb. olarak değişik damak tadlarına göre düzenlenmiş, doğal olanından protein olarak daha zengin, zararlı enzimler ve bakteriler taşımayan ürünler  çıkıyor.


Böyle bir teknolojinin yerli yerine oturması için elbette hatalar yapılacak, kurbanlar verilecek, belki birkaç nesil sakat doğacaktır. Fakat bugüne kadar insanlık, ulaştığı her teknoloji için bedeller ödemiştir. Tek tek insanlar acı ve sıkıntı çekecekler, fakat bir bütün olarak insan türü birkaç yüzyıl sonra kendisini besin zincirinin dışına çıkarabilecek teknolojiye sahip olacaktır. İyimser bakış mı? Hadi sadece, insan türünün bu potansiyeli var diyelim.


İkinci uç nokta, insanların hayvan ürünleri konusunda endüstriyel üretimi bırakmaya, bireysel avcılık düzeyine dönmeye zorlanmalarıdır. Tavuk, sığır ve domuz çiftlikleri olmayacak, yumurta ve süt üretimine ve ticaretine son verilecek. Et ve süt mü istiyorsun, git ailenin ihtiyacı kadar avlan, balık yakala. Satacak kadar değil, ailenin yiyeceği kadar. Bahçende tavuk besleyebilirsen, yumurta da yiyebilirsin. Ama tavuk ne kadarına izin verirse. Onu fazla yumurtlamaya zorlayacak kimyasallar yasak. Süt mü? Aynı şekilde, satmak yasak. İşte sana hayvansal ürünleri tüketerek yaşamanın doğana, genetiğine uygun yolu. Diğer alanlarda teknolojini ne kadar geliştirmiş olursan ol, hayvanlarla ilişkide sınırlamalar bu düzeyde olacak. 


Elbette böyle bir düzenlemeye çok şiddetli itirazlar gelecektir. Köleliği kaldırmaya çalışanlar da bu tür itirazlarla karşı karşıya kalmışlardı. Savaşlar çıkmıştı bu yüzden. Kaçakçılık, insan ticareti, kadın ticareti, çocuk işçiliği adı altında hala devam ediyor bu dönüşüm süreci. Ama birkaç yüzyıl sonra insanlık, hem gökyüzünde asılı şehirlerde ve okyanus dibinde yaşayıp, hem de bu tür doğal bir ilişkiye girebilir yeryüzündeki hayvanlarla.

Bu iki uç dışında elbette birçok ara çözümler olabilecektir. Fakat bu ara çözümler insan genetiği ve doğal yaşam açısından birçok problemler taşıyacaktır. İnsan uygarlığı, bu iki uç hedeften birisine doğru ilerlemek-ulaşmak zorundadır. Buna göre yol haritası ve ara hedefler belirlenmeli, teknolojinin yönlendirilmesi için gereken çalışmalar yapılmalı, bu perspektifle bir kamuoyu oluşturmak üzere eylemler belirlenmelidir.

Madde10-1.Hayvanlardan insanın eğlencesi olsun diye yararlanılmaz.
10-2.Hayvanların seyrettirilmesi ve hayvanlardan yararlanılan gösteriler hayvan
onuruna aykırıdır.
İnsan onuruna da aykırı olduğu vurgulanmalıdır.

Madde11-1.Zorunluluk olmaksızın bir hayvanın öldürülmesi demek olan her davranış, bir
“biocide” yani yaşama karşı suçtur.
Zorunluluk kavramı daha net tarif edilmelidir. Yalnızca bir insanın meşru müdafaa hakkı ve ileri derecede açlık bu zorunluluğa konu olabilir. Bunun dışında ne açlık, ne spor, ne bilimsel deney, ne de “kaçınılabilir tehlike” buradaki zorunluluk kapsamında değerlendirilemez.

Madde 12-1 Çok sayıda yabani hayvanın öldürülmesi demek olan her davranış bir “genocide”
yani türe karşı suçtur.
12-2.Doğal çevrenin kirletilmesi ve yıkılıp yok edilmesinin sonu “genocide”, soykırıma varır.

Madde 13-1.Hayvanın ölüsüne de saygı göstermek gerekir.
13-2. Hayvan haklarına saldırıyı göstermek amacı gütseler bile hayvanların
öldürüldüğü şiddet sahneleri sinema ve televizyonlarda yasaklanmalıdır.

Madde 14-1.Hayvanları savunma ve koruma kuruluşları, hükümet düzeyinde temsil
olunmalıdır.
       Hükümetlerde bu konu ile ilgili, tıpkı çevre koruma ile ilgili olduğu gibi,  bakanlıklar veya resmi kurumlar bulunmalıdır
            14-2.Hayvan hakları da insan hakları gibi yasa ile korunmalıdır.

Nadir Bencan-2012

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.