“Empatik Uygarlık”

Marc Bekoff

Jeremy Rifkin’in “Empatik Uygarlık” adlı eserinin yanı sıra bazı başka kitaplar da insan empatisinin yaygınlığı ve önemi konusuna eğiliyor. Bu kitaplar arasında Dacher Keltner’in “İyi Olmak İçin Doğmuş”, “Şefkatli İçgüdü: İnsan İyiliğinin Bilimi” adlı kitaplarını ve Frans de Waal’in “Empati Çağı” adlı eserini sayabiliriz.

Hayvan davranışı ve bilişsel etholoji konusundaki tecrübelerimle ben de empati ile  adil olmak ve ahlâki davranış arasındaki ilişki konusunda yazılar yazdım, Hayvan bakış açısıyla yazılan bu eserler arasında “Hayvanların Duygusal Yaşamları”, “Hayvan Manifestosu: Şefkat İzimizi Artırmak için Altı Sebep” ve Jessica Pierce ile beraber yazdığım “Vahşi Adalet: Hayvanların Moral Yaşamları” adlı kitaplarım var. Bu kitaplar rekabetçi vahşi hayvan paradigmasının tam olarak hayvanların kendi aralarındaki ilişkilerini yansıtmadığını,  öteki hayvanlarda bulunan empatik davranışların evrimsel kökleriyle ele alındığında aslında insanların Homo empaticus olarak adlandırılabileceğini gösteriyor. Charles Darwin de hayvanların aynen insanlar gibi duygusal, empatik ve moral canlılar olabileceğine  inanıyordu. Darwin insan ahlaklılığının öteki hayvanlardaki sosyal davranışlarla süreklilik gösterdiğini öne sürüyordu. Hayvan duyguları ve ahlâki zekâsı hakkında  şu anda bildiğimiz şeyler diğer canlılara davranışımız konusunda bir etki yaratabilmeli. Rifkin  bu meseleye çeşitli yerlerde temas ediyor  (kitabının 90 ve 467. Sayfaları).

Bir çok hayvan insanların kavradığından çok daha fazla empatik ve adildir. Fareler bile empatik canlılar; başlıklı maymunlar ve evcil köpekler bile kendilerine adaletle davranılmasını bekliyor. Takas işlemi sırasında daha az tercih edilen bir şekilde ödüllendirilen hayvanlar araştırmacılarla işbirliği yapmayı reddediyor.

Uzun zamandır yaptığım araştırmalar empati ve adalet içeren spesifik sosyal kuralların en net görüldüğü yerin hayvan oyunu olduğunu gösteriyor. Evcil köpekler ve vahşi kanidlerde (köpek ailesinin üyeleri) sosyal oyunun detaylarını  inceleyerek insan empatisi ve adaletinin evrimi hakkında bir çok şey öğrenebilir ve  insan ahlâkının köklerine işaret eden davranışları keşfedebiliriz.

Oyun eğlencelidir, ama ciddidir de. Kanidler ve diğer hayvanlar üste çıkma, vücuda vurma ve sert ısırma gibi kolayca yanlış yorumlanabilecek eylemlere başvurduğunda bu eylemlerle ne istedikleri ve beklediklerini açık olarak ifade etmeleri önemlidir. Oyun oynayan hayvanlar kuralları anlamak ve kurallara uymak için sürekli çabalar, adil oynama arzularını ifade etmek için gayret gösterirler.

Kaçış davranışlarına ince ayar yapar, oyun partnerlerinin davranışlarını dikkatle takip eder, üzerinde anlaşılmış kuralların ihlâline karşı temkinli yaklaşırlar. Hayvanlarda adil oyun oynamanın dört temel yönü vardır: önce sor, dürüst ol, kurallara uy ve hatalı olduğunu kabul et. Oyun kuralları ihlâl edildiği ve adil olma duygusu zedelendiğinde oyun da bozulur. Adil oynamayan hayvanlar çoğu kez kendini gruptan dışlanmış bulur ve bu hayvanların dışlanmış olarak ölme oranları oldukça yüksektir. Bu yüzden adil oyun ve verimli zindelik arasında ciddi bir bağ bulunuyor. Oyun sırasında ortaya konan sosyal normların ihlâl edilmesi, genlerini aktarmak isteyen birisi için iyi bir şey değil.

Empati barındıran adil oyun bireylerin sosyal bağlar kurup bunları sürdürmesine izin veren bir evrimsel adaptasyon olarak anlaşılabilir. İnsanlar gibi kanidler de girift sosyal ilişki ağları oluşturur ve dengeli bir toplumun ayakta kalmasını sağlayan davranış kodlarına göre yaşarlar. Temel adil oynama kuralları sosyal oyunlara kılavuzluk eder, benzeri kurallar yetişkinler arasında adil ilişkiler kurmanın temelini oluşturur. Hem yaban hem de evcil köpeklerde son derece belirgin olan bu moral zekâ olasılıkla erken dönem insan atalarında görülen moral zekâya benziyor. İnsan toplumlarının serpilerek küresel anlamda yayılmasına izin veren şey, bu adalet duygusu olabilir.

Hayvanlar yaralı ve dertli bir dünyada küresel bilinci artırmak için varolan denkleme dahil edilmeli. “Hayvan Manifestosu”’nun temel teması insanların ve hayvanların empatik, şefkatli ve adil canlılar olduğu ve hepimizi hayvanlardan yana tavır koymak adına daha fazlasını yapabileceğimizdir. Bu  kitapta bir  “şefkat/merhamet izi” nosyonu geliştiriyorum. Gezegeni beraber paylaştığımız hayvanlara daha iyi göz kulak olmak için gereken bütün gayreti gösterirken şefkat/merhamet izimizi nasıl genişletebileceğimizi, nasıl daha küçük ayakkabılar giyebileceğimizi ve hafif adımlar atabileceğimizi gösteriyorum. Empati ve adil olma duygusu diğer hayvanlarla ve kendi aramızda yaşadığımız anlaşmazlıkları iyileştirmek adına gereken şeyleri yapmamıza izin veriyor.

Diğer hayvanları ve kendimizi görme biçimimiz konusunda son derece acil bir paradigma değişimi; sosyal adaletin hüküm sürdüğü  daha şefkatli, empatik, adil ve huzur dolu bir gezegene duyduğumuz umudu besliyor. Kendimize ve diğer hayvanlara yardımı dokunacak empatik bir girişim olarak pozitif bir değişim meydana getirebiliriz.

Çev.Cem

 

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.