Kafeslerin Kapılarını Kırmak

Dr. Steve Best

Hayvan hakları, hayvanların bizimle eşit olduğunu söylüyor; ne de olsa hepimiz hayvanız, sadece öteki hayvanlardan söz ediyoruz; hepimizin acıdan, işkenceden, ölümden uzak  olmak istiyoruz;  özgür olmak ve aile üyelerimizle beraber olmak istiyoruz.

Doğada olmakta, arzu ve isteklerimizi hayata geçirmekte menfaatlerimiz var. Bu menfaatler ciddiye alınıp eşit bir değere sahip olduğu zaman ve bu hakları garanti altına alan kapitalist bir toplumlardaki gibi legal bir sistem varsa o zaman bu toplumda belirlendiği şekilde o temel özgürlükler koruma altına alınır. Bir hak bunu yapar.

O halde eğer insanların hakları varsa hayvanların da aynı sebeplerle hakları vardır. Kesinlikle aynı sebeplerle. Haklar kavramını uygularken tutarlı olmalısınız. Ama özgürlük bizi bir adım ileri götürür; çünkü özgürlük yasal değişiklik filan beklemez. Yasal mevzuatların bu hakları hayvanlara vermesini beklemez. Özgürlük, doğrudan eylemle ve sizin hayvanları baskı gördükleri mekânlardaki koşullardan kendiniz kurtararak özgürleştirmeniz, bir hayvanı esir edip baskı altına alan bütün kafeslerin kapılarını kırmanızdır. İşte bu, hayvan özgürlüğüdür.

Hayvanların insan  iktidarının pençesinde olduğundan emin olalım. Bu hayvanlar his ve duyguları olan, bu yüzden beyinleri ve merkezi sinir sistemleri olan canlılar, tavuklardan, domuzlardan, ineklerden, kedilerden, köpeklerden, balinalardan ve yunuslardan söz ediyoruz. Bu hayvanların bizimkisi kadar kompleks ve bize çok benzer bir dünyaya sahip oldukları konusunda şüphe yok.  Bundan daha aşağısı laf gevelemekten başka bir şey değil, artık sona ermesi gerekiyor. Eğer sineklerden, istiridyelerden filan söz etmeye başlayacaksak, bunların hepsi felsefi sorular, his ve duygu sahibi olma bilimi (sentiens bilimi) aracılığıyla yeni şeyler öğrendikçe, bu soruların uzanacağı noktayı göreceğiz. Artık ıstakozların acı çektiğine dair çok sağlam bilimsel verilerimiz var, bir ıstakozu kaynar suya koymakla bir çocuğu kaynar suya koymak arasında fark yok, çünkü ıstakoz da onun içinden çıkmaya çalışıyor, o yoğun acıdan kendini kurtarmaya çalışıyor. Böceklerin de his ve duyguları olduğunu  öğrenmiş durumdayız. Bir canlının his ve duygularından bağımsız olarak, eğer bir iradesi varsa, bir hayatı varsa, doğal tarihi boyunca yaptığı şeyler varsa, veya yapmak istediği şeyler varsa, o zaman o canlıya hürmet gösterilmesi gerek. Eğer bir istiridyenin ya da hamam böceğinin his ve duyguları olup olmadığı konusunda  kuşkularımız varsa o zaman ahlâken cömert olmalı ve bu gezegendeki diğer yaşam formlarının hayatlarına karışmaktan vazgeçmeliyiz.

Çev.Cem

Peter Young’la katıldığı radyo söyleşisinden..

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.