Farklı Baskı Çeşitleri, Ortak Kökenler

 

Sosyologlar geniş sosyal örüntüleri araştırır ve incelerler. En önemli ve yaygın örüntülerden birisi toplum içerisindeki belli grupların değersizleştirilmesidir. Bir çok sosyolog, aramızda kadın, farklı ırktan insanlar, çocuklar, engelli insanlar, yoksul ya da yaşlı insanlar ve cinsel yönelimi farklı insanlar gibi insanların şiddete ve istismara, zorluk ve mahrumiyete neden daha fazla maruz kaldığını sorguluyor. Sosyologlar ırkçılık, cinsiyet ayrımcılığı, sınıf ayrımcılığı ve benzeri durumların adaletsizlikten kaynaklı – bireysel davranışlarda kendini belli eden ve insan bilincine şekil veren- sosyal düzenlemelere dayanan tarihsel yapısal sebeplerden kaynaklandığına inanıyor.

 

Sosyal bilimciler ve özgürlük eylemcileri bir çok grubun baskıya uğramasının kökenlerinin toplumun kurumsal düzenlemeleri ve inanç sistemlerinde bulunduğunu savunuyor. Margaret Andersen ve Patricia Hill Collins ırk, sınıf ve toplumsal cinsiyet gibi kategorilerin “toplumsal kurumlar ve inanç sistemleri” bağlamında analiz edilmesi gereken interaktif ve birbirine kilitlenmiş sistemler olduğuna inanan sosyologlardan ikisi. Herkes için adalet ve özgürlük sağlamak adına bu sosyal düzenlemelerin değişmesi yaşamsal önem taşıyor. Suzanne Pharr bu konuda şunları söylüyor:

 

“Bir baskı biçimini tek başına algılamak imkânsız; çünkü hepsi birbiriyle bağlantılı. Ortak bir köke sahip olmaları anlamında da birbirleriyle bağları var- yani ekonomik güç ve kontrol, ayrıca ortak sınırlama yöntemleriyle hayatları kontrol edip yok ediyorlar. Baskılar arasında bir hiyerarşi yok. Her birisi hem korkunç hem de yıkıcı. Bir baskı biçimini ortadan kaldırmak için bir hareketin yapması gereken şey bütün baskı biçimlerini yok etme yolunda çaba göstermek, eğer bu olmazsa söz konusu başarı her zaman sınırlı ve eksik olacaktır.”

İnsanların baskıya uğraması diğer hayvanların da kötü muamele görmesine sebep oluyor, ayrıca diğer hayvanların maruz bırakıldığı korkunç davranışlar insan sömürüsünün de artmasına sebep oluyor. En önemli bağlardan ve en trajik olanlardan birisi hayvanların insanın “yemeği” olarak algılanması oldu. Örneğin 2. Bölümde diğer hayvanların gıda olmaları  için organize şekilde öldürülmeleri ve vücut parçalarının kaynak olarak kullanılmasının kadınların değersizleştirilmesine büyük bir etkisi olduğunu göreceğiz.  Buna paralel olarak, kadınların baskı altına alınıp değersizleştirilmesi diğer hayvanların baskı altına alınmasını kolaylaştırdı. Değersiz görülen insanlar ve diğer hayvanlar arasındaki benzer bağlantılar tarih boyunca ve çağdaş sosyal düzenlemelerde daima görülmüştür ve halen daha görülmektedir.

 

Değersiz görülen farklı grupların baskıya maruz kalması-kişinin emeği, diğer canlıların kaynak veya gıda olarak kullanılması ve diğer grupların yerinden edilmesi ya da ortadan kaldırılması- sadece maddi anlamda değil insan toplumuna rehberlik eden değer ve inançs sistemleriyle de birbirine dolaşmış bir durumdadır. Baskının rasyonalize edilmesi ve meşrulaştırılması gerekir. Belli grupların adil davranılmayı ve ciddiye alınmayı hak  etmediğini öne süren hiyerarşik görüşler değer ve erdem görüntüsündeki bir dizi ölçmeye dayanır. İnsanların ve diğer hayvanlara yönelik hiyerarşik görüşlerin ideolojik anlamdaki dolaşıklığı bir çok akademik çalışmaya konu olmuştur, özellikle de ekofeminist çalışmalara.

Bir özgürlük hareketine dahil olanların  diğer baskı altındaki gruplarla ve ortak amaçlarıyla olan bağlantılarını idrak etmeleri gerekiyor. Suzanne Pharr’ın “Bir baskı biçimini ortadan kaldırmak için bir hareketin yapması gereken şey bütün baskı biçimlerini yok etme yolunda çaba göstermek, eğer bu olmazsa söz konusu başarı her zaman sınırlı ve eksik olacaktırşeklindeki öngörüsü diğer hayvanların özgürlüğünü de  içerecek şekilde genişletilmek zorunda. Aynı anda, hayvanları savunanlar, insanların çektiği acılar ve sınıfsal düzenlerle hayvanların maruz kaldığı acılar arasındaki ilişkiye dair farkındalıklarını geliştirmeliler. Bu tür bir kavrayış ve  politik dayanışma ,  sayısız insan ve hayvanın hayat kalitesi ve özgürlüğü elde edilmek isteniyorsa, yaşamsal bir öneme sahip bulunuyor.

David Nibert’ın Animal Rights/Human Rights kitabından alıntı.

Çeviri:CemC

 

 

 

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.