“Mezbahaları Ağzınızdan Uzak Tutun”

Eternal Treblinka - An Interview with Author Charles Patterson

Charles Patterson Röportajı

Anil Aggrawal’ın 2003 yılında Internet Journal of Book Reviews sitesi için  Eternal treblinka kitabının yazarı Charles Patterson ile  yaptığı röportaj.

Kitabınız için böyle bir konuyu kullanma fikri sizde nasıl oluştu?

Nazi Soykırımı ile hayvanların sömürülmesi ve katledilmesi arasındaki paralelleri kavramam uzun zaman aldı. 2. Dünya Savaşı ve Soykırım’a duyduğum ilgi elbette ben çocukken oluşmuştu. Babamı asla tanımadım, kendisi Avrupa’da Nazilerle savaşmak için evden ayrıldı ve bir daha eve hiç dönmedi. Seneler sonra 2. Dünya Savaşı ve Soykırım’a duyduğum ilginin kendi babamı aramak ve onunla bir şekilde bağlantı halinde kalmak gibi bir hisle alakalı olabileceğini düşündüm.

New York’taki Columbia Üniversitesi’nde tarih ve din üzerine doktora çalışmalarımı sürdürürken Nazi Almanya’sında 6 sene boyunca genç bir kız olarak travmalar yaşamış bir Alman Yahudisi ile arkadaş oldum. Onun hikayesi beni çok etkiledi, bu konuda bir sürü şey okudum ve daha fazla şey öğrenmek için  Soykırım derslerine katıldım.

Ardından tarih öğretmeni oldum, ve öğrencilerim için Soykırım ve onun arkaplanı ile  ilgili bir kitap aradım ama bulamadım. Böylece boşluğu kapamak amacıyla ilk kitabımı yazma fırsatım doğmuş oldu: “Anti-Semitism:The Road to the Holocaust and Beyond”. Kitap basıldıktan sonraki yaz ayında Kudüs’teki Yad Vashem Soykırım Enstitüsü’ne katıldım. ABD’de dünyanın en eski Soykırım dergisi olan  “Martyrdom and Resistance” dergisi için film ve kitap eleştirileri yazıyordum. Şimdi bu dergi Uluslararası Yad Vashem  Topluluğu tarafından basılıyor.

Modern toplumun hayvanlara yönelik sömürüsü ve onları katletmesi daha sonraki zamanlarda farkına vardığım bir şey oldu. Ben yetişkinlik hayatımın çoğunda insan uygarlığının hayvanlara karşı kurumsal bir şiddet uygulayarak yükseldiğini hiç bilemedim. Uzun zaman boyunca bu konuyu sorgulamak aklıma gelmedi. AIDS ve hayvan hakları eylemcisi Steven Simmons hayvan sömürüsünün arkasındaki tavrı şöyle açıkladı: “ Hayvanlar bazı hayatların diğer hayatlardan daha değerli olduğunu , güçlü olanların güçsüz olanları sömürmeye hakkı olduğunu, zayıfların daha büyük bir iyilik adına kurban edilmesi gerektiğini öne süren dünya görüşünün masum kurbanlarıdır”. Soykırımın ardındaki tavrın da aynı tavır olduğunu anladıktan sonra “Eternal Treblinka” kitabının konusu olan bağlantıları görmeye başladım.

Steven Simmons’tan alıntı yaptınız, sizce aynı kural hayvanlar aleminde de geçerli değil mi? Yan zayıflar özellikle de yiyecek olmaları için daha güçlü olanlar tarafından kurban edilmiyor mu? Sonuçta etçiller daha zayıf hayvanları öldürüp yiyorlar. Aynısını insanlar yapınca neden sorun olsun?

Doğal dünya hayvanlar için tehlikeli bir yer, özellikle  insan türü onları sömürmek ve öldürmek için hayvanların yaşam alanlarını işgal ettikten sonra bu daha da gerçek bir tehlike oldu. Ancak hayatta kalmak için programlandıkları şekilde davranan avcı hayvanlardan farklı olarak, insanlar daha fazla seçeneği var. Bizler iyi ve kötü, nezaket ve zulüm arasında seçim yapabilen varlıklarız, yemek için seçeneklerimiz daha fazla (en azından şanslı olanlarımız açısından durum bu). Hayvanlar alemine bakıp da orada insanın hayvanlara yönelik şiddetini meşrulaştırıcı bir şey gören insanlar baktıkları her yerde terör ve zulüm görüyorlar-ama kendi kalpleri hariç.

Adolf Hitler’i düşünün mesela. Hitler güçlü olanın haklı olduğuna ve güçlü  olanların dünyayı ele geçireceğine inandığından, şiddet içermemesi sebebiyle vejetaryen felsefeyi küçümsüyordu, Gandi’yle dalga geçiyordu. Hitler’in en temel inancı, doğanın mücadele yasasıyla yönetildiğiydi, avcı hayvanlara büyük hayranlık besliyordu. Genç Almanların kendilerine avcı hayvanları model almasını istiyordu, böylece hem korkusuz, hem otoriter hem de gaddar olabileceklerdi (“Benim kalelerimde büyüyen gençler dünyaya korku salacak”). Hitler gençlerin merhametli, zayıf ya da nazik olmasını istemiyordu. “Özgürlerin ışığı, o mükemmel av hayvanı bir kez daha gözlerinden ışıldamalı. Ben gençlerimizin güçlü ve güzel olmasını istiyorum” diyordu.

Dachau ilk Alman toplama kampıydı. Ben doğmadan açılmıştı. Almanlar; Yahudileri, Çingeneleri ve insan altı bir kategoriye ait diye düşündükleri diğer  insanları yok etmeye başladığında ben Connecticut’ta yaşayan küçük bir Amerikalı çocuktum. Eğer kişisel olarak Nazi zulmüne ya da Alman toplama kampına tanık olup olmadığımı soruyorsanız, cevabım” hayır”. Mezbahaya da hiç gitmedim.

Hayvanlara insanca davranmakla Hitler’in toplama kampındaki insanlara hayvanlarmış gibi davranmak arasında bağ olduğunu size düşündüren neydi?

Hayvanların sömürülmesi ve katledilmesiyle insanların sömürülmesi ve katledilmesi arasındaki paralellikler bence  çok açık;  ama bunu görmek benim senelerimi aldı, bunu söylemem gerek.

İnsanların ve  hayvanların modern endüstriyel teknolojilerle katledilmesi 20.yy Amerika’sında Chicago’daki mezbahalarda başladı. Anılarını yazdığı kitapta sanayici Henry Ford bu montaj hattı fikrini Chicago’daki bir mezbahaya yaptığı ziyaret sonrasında elde ettiğini söylüyor. Orada Ford hayvanların katledilip insan tüketimi için parçalara ayrıldığı montaj hattına hayranlık duydu ve  çok etkilendi.

Ford’un anti-semitizmi ve  işteki başarısı Nazi Almanya’sında onu çok popüler birisi yapmıştı. Hitler ona “kahraman” diyordu ve Ford’un anti-semitik yayınlarını bütün Almanya’ya yayıyordu. İnsanları Alman ölüm kamplarında “işleme sokan” montaj hattı, Amerikan mezbahalarında hayvanları öldürüp işleyen montaj hatları kadar yeterli ve etkileyiciydi. Kitabımda Amerikan ve Alman öldürme merkezlerinin ortak özelliklerini bir bölüm boyunca tartışıyorum.

Yiyecek bulma amacıyla avlanmanın insanın hatırlayamadığı zamanlardan beri insan hayatının normal bir parçası olduğu ve bugün bazı ülkelerde kullanılan montaj hattının aslında artan taleplerini karşılamanın bir aracı olduğu konusuna katılıyor musunuz?

Yorum yok.

Nazi Almanyasında meydana gelenleri,n bir grup güçlü insanın korkunç davranışlarının sonucu olduğuna, normal insan davranışı olmadığı düşüncesine katılıyor musunuz?

Hayır, katılmıyorum. Ne yazık ki savaş, soykırım, ve  kitlesel öldürmeler “normal insan davranışı”dır; çünkü hepsi de düzenli bir şekilde meydana gelir. Tarihe ister savaş, çekişme ve şiddet ile ara verilen barış dönemleri ya da barışla ara verilen savaş, çekişme, şiddet dönemleri olarak bakabilirsiniz. Bir tarihçi olarak, insan agresyonunu, kabalığını, şiddeti ve çekişmelerini insan tarihinin tam da merkezinde olduğunu düşünüyorum. Çoğumuzun kabul etmek isteyebileceğinden daha fazla “normal”lik söz konusu; çünkü biz insanlar kendimizle alakalı bazı ilüzyonlardan vazgeçmekte zorlanıyoruz. Kim olduğumuz ve ne yaptığımız gerçeğini doğrudan görmekten çekiniyoruz; çünkü gerçeğin bizi üzmesinden korkuyoruz.

Tarihin bize verdiği kanıt,  insanların zalim ve canavarca eylemleri yapabilme kapasitesine sahip olduğunu  gösteriyor, hem bireysel olarak hem de bir gruba dahil olarak. Soykırımı “bir grup güçlü bireyin akıldışı bir davranışı” olarak göremememin sebebi bu. Tam tersine Soykırım, bizim neleri yapabileceğimizin çok net bir ispatıdır. Soykırımsal boyutlardaki mega suçlar, insan tarihinin görünen yüzünün hemen arkasında meydana gelmeyi bekliyor; çünkü kurbanlaştırdığımız hayvanların başına daima bu olay geliyor. Yahudi yazar Isaac Bashevis Singer söz konusu hayvanlar olunca bütün insanların birer Nazi olduğunu söylemiştir. Hayvanların yaşadığı şey, “Sonsuz Treblinka”’dır.

İnsanlar hayvanları etleri için öldürdüğüne ve bir çok bilimsel araştırmalar için kullandığına göre, sizce Nazi Almanya’sında meydana gelen olaylar yeniden yaşanabilir mi?

Kesinlikle. Masum canlıların kitlesel olarak öldürülmesine 1945’te son verilmedi ki; sadece hayvanların “sonsuza dek” sömürülmesi ve katledilmesine doğru bir rota değişikliği yaşandı; bu da insan baskısı ve şiddetinin bir modeli ve  itici gücü olmaya yaradı. Mezbahalar olduğu sürece Treblinka ve Auschwitz daima var olacak. Yahudi Alman düşünür Theodor Adorno’nun söylediği gibi,  “ Auschwitz, birisi bir mezbahaya bakıp, “ ama onlar hayvan” diye düşündüğünde başlar”.

Vejetaryen olmamanın insanların insanlara şiddet uygulamasıyla bir alakası olduğunu düşünüyor musunuz?

Evet. Hayvanlara yönelik kurumsal şiddet, insanların kalplerinin katılaşması sonucu, diğer insanlara da bu türden şiddet eylemlerine başvurma konusunda destek veriyor. Kitabımın gerçek tezi de bu zaten: önce insanlar hayvanları sömürüp katlediyor; ardından diğer insanlara hayvan gibi davranıp onlara da hayvanlara yaptıklarının aynısını yapıyorlar. Kitabımın ikinci bölümünde hayvanlara hayvan muamelesi yapmanın-onlara fare, domuz, köpek, maymun, haşarat ve böcek gibi davranmanın- sömürü ve yıkım için her zaman bir önsöz görevi gördüğünü anlatıyorum.

Sizce vejetaryenlik insan şiddetine bir son verebilir mi?

Sanmam, sadece azalmasına yardımcı olabilir. Hayvanların katledilmesini güçlünün güçsüzleri sömürmeye hakkı olduğu şeklinde onayladığımız sürece birbirimize karşı şiddet uygulamaya ve yıkıcı davranışlarda bulunmaya devam edeceğiz. Adolf Hitler, “gücü olmayan, hayatta kalmış şansını hakkını kaybeder” diyor. Savaşı kaybettiyse de onun faşist görüşü başarılı oldu, ne kadar ironik. İnsan uygarlığı da bu faşist görüşle yapıyor yapacağını;  inekler, domuzlar, koyunlar, tavuklar ve diğer hayvanlar kendilerini savunamadığı için, hayatta kalma haklarını kaybediyorlar.  Bundan dolayı onlara ne istersek yapmakta özgürüz sanıyoruz. Elbette hayvanlara yardım etmenin en önemli yolu, onları yememektir. Herkes en azından bunu yapabilir: mezbahaları ağzınızdan uzak tutun.

Çeviri: CemC

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.